Collector
Gerici tonlar (I): Şeriat özlemi! | Collector
Gerici tonlar (I): Şeriat özlemi!
soL Haber

Gerici tonlar (I): Şeriat özlemi!

Gericiliğin tonlarından söz edebilmek için, önce gericiliğin tanımlanması gerekiyor. Google’a girince gericilikle ilgili çeşitli tanımlar çıkıyor. Bir tanım gericiliği, “Türk siyaset literatüründe önceleri geriye dönüşü, daha sonra bilhassa mevcut düzeni dini esaslara dayandırmayı amaçlayan düşünce ve eylemler için kullanılan bir terim” olarak yalnız dinle ilişkilendirerek tanımlıyor. Google'daki gericilikle ilgili “Toplumda çağdaş değerlere, yeniliklere önem vermeyen, her yönüyle eskiyi özleyen veya eski düzeni yaşamaya/getirmeye çalışan kimse veya görüş (mürteci, ilerici karşıtı) ” tanımı gericiliğin yalnız dinle ilişkili olmadığını gösteriyor. Ancak bu ikinci tanım insanı, geçmişte kalan, örneğin köy enstitülerinin ya da 27 Mayıs Anayasası’nın özlenmesinin ya da bunlara yeniden işlerlik kazandırmak istenmesinin gericilik olduğu yanılgısına düşürebiliyor. Oysa Google'daki gericiliği açıklayan “insanlığın tarihsel, toplumsal ve üretim ilişkileri açısından elde ettiği kazanımları geri götürme, durdurma veya bu yönde çaba gösterme” tanımı, daha kapsayıcı bir tanım oluyor. Köy enstitülerinin açılması ve 27 Mayıs Anayasası’nın yürürlüğe girmesiyle toplumun elde ettiği kazanımlar, daha sonraki uygulamalarla ortadan kalktığından, bunları özlemek değil, ortadan kaldırmak gericilik oluyor. Bu arada öncelikle şunu belirtmek gerekiyor: Dinini/inancını kendi içinde yaşadığı sürece, dindar olan insana gerici denmiyor. Ancak kendisini dindar sanan bir kişi, diğer insanlara kendi inancını dayatmaya ya da inancını kişisel yararı için kullanmaya kalkıştığında gericiliğe soyunmuş oluyor. Gericiliğin tonları söz konusu olduğunda, herhalde “şeriat isteriz” söylemi en koyusu oluyor. Çünkü bu söylem, dünyanın yaklaşık son 7 bin yılda milyarlarca insanın yaşadıklarından çıkarılan derslerin sonucunda insanın elde ettiği, Yurtta barış, dünyada barış; Halk egemenliğine dayanan demokratik yönetim ve ülkeyi yöneteceklerin seçimle belirlenmesi; Bireyin krala, sultana, halifeye, … bağımlı-tabi (tebaa) olmak yerine, özgür iradeye sahip yurttaş olunması; İnanç özgürlüğü; Toplumsal yaşamı belirleyen kuralların (yasaların) yurttaşların seçtiği kişiler tarafından tartışıp oydaşarak belirlenmesi; Kişilerin, yasal sınırlar içinde, arkadaş seçme, içki içip içmeme, dini kuralları yerine getirip getirmeme gibi kişisel yaşamlarında özgür olmaları; Başta toplumsal cinsiyet eşitliği olmak üzere tüm insan hakları; Tek kişiyle evlilik; Mirasın kadınla erkek arasında eşit şekilde bölünmesi; gibi kazanımların yok edileceği anlamına geliyor. İnsanların kazanımlarını yok etmeye yönelik olan şeriat isteği, toplumsal yaşam için en tehlikeli istek oluyor. Günümüzün anlayışında, kişilerin insanların zararına olacak isteklerde bulunmaları insan haklarıyla bağdaşmadığı gibi yasal mevzuatla da bağdaşmıyor. “Şeriat isteriz” söylemini duyunca insan ister istemez şaşırıyor. Çünkü geçmişteki ve günümüzdeki şeriat uygulamalarına bakıldığında, mezhepler arasında olduğu gibi, aynı mezhep içinde olanlar arasında da şeriat uygulamalarında farklılıkların olduğu biliniyor. Örneğin Afganistan’daki Sovyet işgaline karşı mücadele eden ve aynı mezhebe bağlı dinci gruplar, genelde birbirleriyle de mücadele etmişlerdir. Son yıllarda örneğin Suriye’de İslam devleti kurmak isteyen IŞİD ile Hey’et Tahrir’iş-Şam birbiriyle kanlı bıçaklı olan Sünni örgütlerdir. Şeriatı uygulamak isteyen grupların birbiriyle çarpışması, kendi şeriatını uygulamak içindir. Uygulanan şeriatın niteliğinin, din kitabındansa, şeriatı uygulama gücünü eline geçirenin anlayışına göre belirlendiği anlaşılıyor. Tarihsel geçmiş göz önüne alındığında, şeriat düzeninin hiçbir zaman toplumsal barışı sağlamadığı da görülüyor. Örneğin, Peygamberin en yakınları olup şeriatı öz kaynağından öğrenmiş olan ilk dört halifeden üçü öldürüldüğüne göre, doğruya en yakın olduğu sanılan şeriat uygulaması bile bir işe yaramamış oluyor. Dört farklı mezhebin ortaya çıkıp din kitabının yorumlanmasında ayrışmanın yaşanması ve Müslüman halkın başlattığı iç isyanlar Emevi şeriatının da ondan sonra gelen Abbasi döneminde halife olmak için babasını ya da kardeşlerini öldürenlerin olması ve iç isyanlar, Abbasi şeriatının da işe yaramadığını gösteriyor. Şeriatla yönetilen örneğin Emevilerin, Abbasilerin, Memlüklerin, Endülüs Emevileri'nin ve Osmanlı'nın tarihten silinmeleri de şeriatın ülkelerin ayakta kalmasını sağlamadığını gösteriyor. Anadili Arapça olan Suudi Arabistan dahil şeriatla yönetilen İslam ülkelerinin, petrol zengini değillerse geri kalmışlıkları, şeriatın bir işe yaramadığının bir başka göstergesi oluyor. Kendilerini Afganistan’daki Taliban ya da İran’daki mollalar yerine koyanların, şeriatı kendilerinin uygulayacağını sanıp şeriat çağrısı yapmaları, hayalperest hırsları nedeniyle biraz anlaşılabilir bir durumdur. Ancak başkalarının şeriat çağrısı yapmalarını anlamak mümkün olmuyor. Şeriat gelse, şeriatı uygulayacak ulema grubu, Taliban/İran mollası gibi davranmanın keyfini yaşayacak! Oysa şeriat isteyen diğer insanların yararı ne olacak, karınları mı doyacak, ev bark sahibi mi olacaklar, insanlar barış içinde mi yaşayacak, başları göğe mi erecek, cennetin kapıları mı açılacak? Farklı inançtaki insanların çekeceği eziyetlerden memnunluk mu duyacaklar? Kadınlar, Fotoğraf 1’deki gibi değil de Fotoğraf 2’deki gibi giyinince mi ülke güllük gülistanlık olacak? Afganistan ve İran gibi şeriatla yönetilen ülkelerdeki yaşam biçimi ya da IŞİD’in şeriat adına yaptıkları özlenecek bir durum mu ki şeriat isteniyor! Ülkenin Afganistan’a/İran’a dönüşmesinin kime ne yararı olacak? Fotoğraf 1. Şeriat Öncesi Afgan kadınları. Fotoğraf 2. Şeriat döneminde Afgan Kadınları. Fetö, Menzilciler, İskenderağa cemaati, Nakşiler, Nurcular… arasından gücü ele geçiren tarikatın anlayışındaki şeriat uygulanacaksa, istenen şeriat nedir? Kendini Taliban/molla yerine koyan hayalperestlerin hırs düzeyi onların bu tür soruları sormalarını engelliyor. Ancak şeriat isteyen diğer kesimlerin, uygulandığında bin pişman olacakları düzeni isteyip istemediklerini birkaç kez düşünmeleri gerekiyor. okcabolr@gmail.com

Go to News Site