BirGün Gündem
Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı (BAYETAV) tarafından hazırlanan “İzmir Barometresi - Kış 2026” raporu yayımlandı. Üç ayda bir düzenli olarak paylaşılan barometreler ile İzmirlilerin siyasi eğilimleri, ekonomik gidişat, toplumsal kimlik ve yaşam algıları üzerine dikkat çekici veriler ortaya konuyor. Bülent Şık, Serkan Turgut, Sevda Alankuş, Şule Tepe, Zeynep Gizem Eskici tarafından hazırlanan BAYETAV İzmir Barometresi’nin altıncı sayısı bu kez iki ayrı rapor içeriyor. Bunlardan birinde, alışık olunduğu üzere İzmir’in gündelik nabzı tutulmuş; katılımcılara kentle kurdukları bağ, siyasal eğilimleri, yerel yönetim algısı, liderlik beklentileri, geçim ve gıdaya erişim kaygısı sorulmuş. İkinci raporun teması ise “Çözüm Süreci”. Bu özel sayıda, İzmirlilerin sürece dair bakışı yer alıyor. GENÇLERİN ŞEHİRLE BAĞI ZAYIFLIYOR İzmirlilerin %65’i kentte yaşamaktan memnun olduğunu belirtmiş. Ancak 60 yaş ve üzerinde memnuniyet %78’e ulaşırken, 30-39 yaş grubunda %49’a düşüyor. İşsizlik, yoksulluk, barınma sorunu derken artan gelecek kaygısının en çok gençler üzerinde etkili olması ve bunun şehirle kurdukları ilişkiyi dönüştürmesi sürpriz değil. Kaldı ki sorun herhangi bir şehirle sınırlı da değil. Yapılan pek çok araştırma, “yaşam koşullarını yükseltmek” için Türkiye dışında yaşamak isteyen gençlerin sayısının her yıl katlanarak arttığını gösteriyor. Diğer yandan, İzmir’de yaşayanların %87’si kendini İzmirli hissettiğini söylüyor. Bu da çoğunluğun kentle kültürel ve duygusal ilişki kurabildiğini gösteriyor. Ancak iş Türkiye’ye bağlılığa gelince CHP seçmeninin %70'i, DEM Parti seçmeninin %70'i aidiyet duygusunun zayıfladığını söylüyor. Siyasal kutuplaşma ülkeye aidiyet duygusunda büyük bir yarılma yaratmış durumda. EZBER BOZAN DİNDARLIK VERİSİ Araştırmada dikkat çeken bir diğer veri İzmirlilerin %55’inin kendini dindar olarak tanımlaması. Ancak dindar/muhafazakar kimliği birincil kimlik olarak sahiplenenlerin oranı yalnızca %13! Veriler, dindarlığın İzmir'de bireysel yaşandığını, uçlardan uzak, gündelik kararları çok fazla etkilemeyen, siyasal alanla yan yana geldiğinde mesafe alınan bir unsur olarak düşünüldüğünü gösteriyor. Dolayısıyla, siyasiler tarafından zaman zaman kutuplaştırma aracı olarak kullanılan ‘gavur İzmir’ söyleminin de İzmirliler nezdinde negatif bir karşılığı yok. Aksine şehrin kültürel çeşitliliğini temsil ettiği düşünüldüğünden ‘gavurluk’ sahip çıkılan bir ifade. O yüzden ‘hakaret’ olarak kullanımı artık pek revaçta değil. İZMİRLİLERİN YARISI GEÇİNEMİYOR Hemen her ankette olduğu gibi Türkiye'nin en temel gündem başlığı olarak öne çıkan ekonomik gidişat konusunda İzmirliler de oldukça karamsar. %57’si önümüzdeki beş yıl içinde mali koşulların daha da kötüleşeceğini düşünüyor. %42’si geçinmekte zorlandığını belirtiyor. Özellikle gıda güvencesizliği yapısal bir sorun haline gelmiş durumda; katılımcıların %61,2’si son bir yıl içinde yiyecek alacak para bulamama kaygısı taşıdığını ifade etmiş. %53,1’i ise bu kaygıyı somut olarak yaşamış. Satın alınan gıdaların sağlıklı ve güvenilir olduğunu düşünenlerin oranı ise yalnızca %34! Barometrede dikkat çeken verilerden biri de insanların siyasete ve siyasetçilere yönelik güvensizliğin artmış olması. Haberleri pas geçmek, siyasi tartışmalardan geri çekilmek, giderek yaygınlaşan bir tutuma dönüşmüş. MUHALİF BİR KENTTE ‘ÇÖZÜM’ NASIL YANKILANIYOR? BAYETAV İzmir Barometresi’nin son sayısına eşlik eden “Çözüm Süreci Özel Sayısı”nda, 22 Ekim 2024’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin parti grup toplantısında Abdullah Öcalan’a yaptığı çağrıyla başlayan çözüm süreci odağa alınarak önemli veriler elde edilmiş. BAYETAV Akademik Çalışmalar Koordinatörü Dr. Serkan Turgut’a göre, onlarca yıldır çözülemeyen yapısal bir sorun olarak varlığını sürdüren Kürt meselesiyle ilgili, özellikle muhalif kimliğiyle öne çıkan bir kentte, kamuoyunun nasıl konumlandığını anlamanın toplumsal barış tartışmaları açısından kritik önemi var. İKTİDARIN GÜVEN VE SAMİMİYET SORUNU Çözüm ya da “Terörsüz Türkiye” sürecine dair İzmir’de net bir toplumsal mutabakat henüz oluşmadıysa da, desteğin %51 düzeyinde olduğu belirtilmiş. Bu, üç ay öncesinden 7 puan daha fazla. Cumhur İttifakı seçmeninin %78’i süreci destekliyor, CHP seçmeninin %66’sı karşı çıkıyor. Burada ilginç olan DEM Parti seçmeninin desteğinin %70 ile Cumhur İttifakı’nın gerisinde kalması. Barışa ve çözüme dair her girişimi ciddiyetle değerlendirmeyi ilke edinmiş bir hareketin bu düzeydeki desteğini ‘temkinlilik’ olarak tarif etmek yanlış olmaz. Zira, çözüm sürecine ilişkin iktidarın samimiyetine CHP seçmeninin %84’ü, DEM Parti seçmeninin de %74’ü inanmıyor. Bir diğer önemli bulgu ise, sürecin AKP yerine CHP tarafından yürütüldüğü bir senaryoda DEM Parti seçmeninin desteğinin 8 puan artması. On yıl önce, barış süreciyle yumuşayan iklimin, AKP’nin iktidardan düştüğü 7 Haziran seçiminden sonra yeniden şiddetlenmesi, terör olayları, kayyım atamaları ve batı kamuoyunda önemli bir etkiye sahip Selahattin Demirtaş’ın yıllardır hapiste olması gibi deneyimler, kuşkusuz yeni sürecin samimiyetine dair şüpheleri artırıyor. GEÇMİŞ DENEYİMLERİN GÖLGESİ On yıl önceki çözüm süreci deneyiminde, hakikat komisyonları gibi barışın toplumsallaştırılması için yeni mekanizma ve yapıların oluşturulmaması; toplumun yeteri kadar bilgilendirilmemesi, sivil toplumun sürece etkin katılımı için çalışma yapılmaması, kültürel haklarla ilgili gereken toplumsal ve hukuki tartışmaların yetersiz olması, toplumdaki ‘düşman ve öteki’ algısını gidermek üzere yeni bir dil kullanımına özen gösterilmemesi gibi durumlar eleştirilmişti. Bugün İzmir özelinde bakıldığında, çözüm sürecinin gündelik hayatta bulduğu karşılık oldukça sınırlı görünüyor. İzmirlilerin yarısına yakını (%54), bulunduğu ortamlarda bu meselenin ya hiç ya da nadiren gündeme geldiğini söylüyor. ORTAK BİR GELECEK İNANCI Ancak barometrede konuya dair olumlu veriler de göze çarpıyor. İzmirlilerin %63’ü, “Kürt meselesinin çözümünde güvenlik ve terörle mücadeleden önce hak ve özgürlüklere öncelik verilmelidir” ifadesine katılıyor. “Kürt meselesinde kalıcı çözüm için geçmişteki hak ihlallerinin araştırılması gerektiğini düşünüyorum” ifadesine yine İzmir genelinde %63 oranında destek var. Katılımcıların %57'si “Kürt kimliğinin anayasal düzeyde tanınmasından rahatsızlık duymam” ifadesine katılıyor. Araştırmanın en dikkat çekici sonucu; farklı etnik kökenlerden vatandaşların ortak bir gelecek vizyonunda buluşabileceğine inananların oranının İzmir genelinde %65’i bulması. Birlikte ve barış içinde yaşam hedefinin, iktidara duyulan tüm güvensizliğe rağmen toplumdan böylesine destek görmesi kuşkusuz umut verici. Zira İzmir; derinleşen ekonomik krizin ve siyasal yarılmaların yarattığı fırtınalı havaya rağmen, ortak bir geleceğe tutunma iradesini kentin o kadim genlerinde korumaya devam ediyor.
Go to News Site