Collector
Yaptıklarından mutlu, vicdanen rahatmış: Nazlı Ilıcak'ı ekranlara çıkaranlar utanmıyor, Ilıcak neden utansın ki? | Collector
Yaptıklarından mutlu, vicdanen rahatmış: Nazlı Ilıcak'ı ekranlara çıkaranlar utanmıyor, Ilıcak neden utansın ki?
soL Haber

Yaptıklarından mutlu, vicdanen rahatmış: Nazlı Ilıcak'ı ekranlara çıkaranlar utanmıyor, Ilıcak neden utansın ki?

Bir köşeye bırakılmışken herkes için faydalı olan yaşanmışlıklarımı genç kuşaklara aktaracağım… Medyascope adlı sitede “ Hatırat ” isimli bir programa başlayan Nazlı Ilıcak , “ gazeteci ” sıfatıyla, yukarıda aktardığımız üzere “ yaşanmışlıklarını ” aktaracakmış. İlk program bu açıdan son derece dikkat çekici. Fethullahçı 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası tutuklanan Ilıcak, Erdoğan’a af mektubu sonrası kavuştuğu özgürlüğünün ardından başladığı bu programda ironik şekilde “ darbe karşıtı ” rolünü üstlendi. 27 Mayıs’ta Menderes’in devrildiği sürece dair konuşan Ilıcak, Demokrat Parti öncesinde Türkiye’de bir diktatörlük olduğunu söylerken, bol bol Menderes güzellemesi yaptı. Ancak bu haberde uzun uzun Ilıcak’ın “hatıratlarına” yer verecek değiliz. Bu ülkede utanmamanın, rezil olmamanın, halka karşı işlenen suçlarının bedelini hiçbir şekilde ödemeyeceğini düşünmenin son örneklerinden biri olan Ilıcak’ın önceki gün söylediği bir söz oldukça dikkat çekici: Ben kendi yaptıklarımdan, geçmişimden memnunum. Vicdanen baktığım zaman çok büyük yanlış yapmadım. Ama ahlaken kazananın yanında ben hiçbir zaman saf tutmadım. Meslek ahlakıma ihanet etmedim. Şaka değil, tam da bunları söylüyor Ilıcak. Yıllarca AKP-Cemaat ortaklığının yanında saf tutmuş, Cumhuriyet düşmanı, laiklik düşmanı pozisyonun en sadık temsilcilerindendi. Gülen’in sadık müritlerinden oldu, Cemaat’i son ana kadar yalnız bırakmadı. Ergenekon , Balyoz , Odatv , Devrimci Karargah gibi Cemaat’in siyasi operasyonlarının hepsinin en fanatik savunucusu oldu. Suçsuz şekilde birçok aydının, gazetecinin cezaevinde yatmasını hararetle destekledi. Türkan Saylan ’ın hasta halde evinin aranmasına, hedef alınmasına tepkilerin çığ gibi yükseldiği dönemde, “ Mahkûm olmayan herkes masumdur ama ‘şüphelidir’; bunu aklınızdan çıkarıp, her tutuklananın arkasından 'Hukuk darbesi' diye lütfen feryat etmeyin ” diyebilen oydu. “ Ergenekon neyin nesidir diyenlere eski günleri hatırlatarak cevap vermek istiyorum. Ergenekon, 'iç düşman' olarak belirlenen hedefi bertaraf etmeye yönelik, askersivil işbirliğiyle yürüyen bir mekanizmadır. Kimi zaman psikolojik harekât devreye girer, kimi zaman şiddet. Medya ve sivil toplum örgütleriyle işbirliği yapılır. Dost kuvvetlerden istifade edilerek, 'düşmanın' başı ezilir ” çıkışı ona aitti. Gülen’i o kadar seviyordu ki, Fenerbahçe ’nin hedef olduğu dönemde Aziz Yıldırım ’ın açıklamalarına Gülen adına verdiği yanıtta “ Yıldırım, Gülen'i ne sanıyor acaba? Güç kazanmak adına, başkasının canını yakacak tıynetsiz biri mi? ‘Kişi herkesi kendisi gibi bilebilir’ mi desem acaba. Mağduriyetini kanıtlamak için bir zalim arıyorsa, o sıfat Gülen Hocaefendi'ye inanın hiç yakışmaz ” diyen yine oydu. Sonra? Bu kadar “adalet”, “temizlik”, “mahkeme” öyküsü anlatan Ilıcak, Fethullahçıların darbe girişimi sonrası yakalanıp tutuklanınca, çareyi Erdoğan’a övgüler yağdırdığı bir mektup yazıp, yalvarmakta bulacaktı: Yıllarca, AK Parti’yi desteklememin sebebi, zaten askerin siyasete müdahalesinden duyduğum rahatsızlık. Sizin önünüz, 312 ile kesilmeye çalışıldığında, AK Parti hakkında kapatma davası açıldığında, ya da İmam Hatiplilere ve başörtülülere karşı yürütülen kampanyalarda, demokrasi ve hukuk neyi gerektiriyorsa, o noktada durdum. Bu mücadeleyi el ele vermedik mi? Zaman zaman çaresizliğin verdiği karamsarlıkla bunalıyorum. Sonra, Allah’a sığınıp güç ve moral toplamaya çalışıyorum. Bir de sık sık, sizi ve Emine Hanım'ı düşünüyorum. Sanki durumumu tam olarak bilseniz, bu haksızlığa müdahale ederdiniz gibi geliyor. Bu yüzden, yoğun işleriniz arasında farkına varamadığınız mağduriyetimi size yazmayı tek çare olarak gördüm. Dağ başında bir kuzu kaybolsa, Hz. Ömer’den sorulurmuş. Bu devletin başı olduğunuz için de size müracaat ediyorum. Herhalde, son nefesimi cezaevinde vermemi istemezsiniz. Mağduriyetimi size anlatıyorum, zira, adaletin yitirdiği vicdanı, ancak siz yeniden tesis edebilirsiniz. soL Haber, ülkeyi hafızasız sananların karşısına gerçeklerle çıkmaya devam ediyor. soL'un bu haberlerine destek için sen de abone ol, gücümüze güç kat. ABONE OL Bu yalvarışın sonrasında o da bir kısım eski Cemaatçi gibi özgürlüğüne kavuştu. Ülkenin yakın tarihinde her tür halk düşmanı saldırının, gerici operasyonun bir numaralı destekçisi olan, iktidarı elde bulundururken elindeki kılıçla önüne geleni kesen, dönemin Akın Gürlek’i olarak tarif edilen Zekeriya Öz ile kol kola kar topu oynayan Nazlı Ilıcak, şimdi hiç utanmadan Medyascope üzerinden “ ahlak ” oyunlarına girişmiş durumda, tam da kendine yakışan şekilde.

Go to News Site