Collector
Amerika’nın 21. yy savaşları mesele Trump’tan ibaret değil! | Collector
Amerika’nın 21. yy savaşları mesele Trump’tan ibaret değil!
BirGün Gazetesi

Amerika’nın 21. yy savaşları mesele Trump’tan ibaret değil!

Amerikan emperyalizminin başlattığı savaşları , yaptığı müdahaleleri , gerçekleştirdiği saldırganlıkları başkanların şahsına indirgeyen bir anlayış söz konusu. Oysa mesele ne Trump, ne Biden, ne de Obama veya Bush . İsimler, partiler, dönemler değişse de, değişmeyen tek gerçeklik var ki o da ABD’nin emperyalist saldırganlığının bir süreklilik arzettiği. George W. Bush’tan Barack Obama, Joe Biden ve Donald Trump’a 21’inci yüzyılda işbaşına gelen tüm Amerikan başkanları bir savaş çıkarttı. W. Bush 2001’de Afganistan ’a, 2003’te Irak ’a saldırdı. Obama 2011’de Libya ’yı bombaladı, Biden 2022’de başlayan Ukrayna Savaşı’nın failiydi. Sekiz ay içerisinde, Haziran 2025-Şubat 2026, iki kez İran ’a savaş açan isim ise Trump oldu. 21’inci yüzyıl bir Amerikan savaşları yüzyılı . Az geriye gidilirse 20. yüzyılın sonlarındaki - 1991- Körfez Savaşı Baba Bush ’un, 1990’ların ortalarındaki Yugoslavya savaşı Bill Clinton imzalıydı. Esasında İkinci Dünya Savaşı’na kadar uzatılabilir bu tarih. 1945’ten bugüne aradan geçen seksen yıldan fazla sürede değişen bir şey yok. Kore’lerden Vietnam’lara, Laos’lardan Somali’lere Amerika mütemadiyen belli periyotlarla savaşlar çıkardı, askeri müdahaleler gerçekleştirdi. Bu kapsamda dört bir tarafa canhıraş bir şekilde saldıran Trump, “Amerika’yı Yeniden Büyük Yapmak-MAGA” isteyen ilk başkan değildi . Sloganın-söylemin asıl sahibi Ronald Reagan . Eski Hollywood oyuncusu ve Kaliforniya valisi Reagan 1980’de aynı vaatle - Amerika’yı Yeniden Büyük Yapmak- seçime girmiş, başkan seçilmişti. Göreve geldikten sonra, 1981-1989 arasında Beyaz Saray’daki sekiz yılı boyunca bu amaç için uğraştı. Gerileyen hegemonyasının tesisi için tüm gücünü ortaya koyan Amerikan emperyalizmi gözünü karartmış durumda. Haliyle mesele başkanların kendisi değil, Amerikan kapitalist-emperyalist sermayesinin kendisi . Ekonomisi küçülen, hegemonyası aşınan ABD, askeri kudretiyle bu tersine gidişatı döndürmenin peşinde . Savaşlar bu emperyalist-kapitalist krizi aşmanın bir yöntemi. Küresel güç merkezleri arasındaki paylaşım, güç, nüfuz mücadelesi hiç olmadığı kadar şiddetlenmiş durumda. Bunun izdüşümlerini dört bir kıtada görmek mümkün. Ukrayna-İran savaşları, Venezuela-Nijerya müdahaleleri yeni düzen tesisiyle ilintili. Zamanın hızlandığı, rekabetin tırmandığı bir süreçten geçiyoruz. Yüzyılda görülmemiş değişimler yaşanıyor. Uluslararası güç dengesinde önemli bir kayma yaşanıyor . Amerikan gücü aşınırken Çin ve “Küresel Güney” güçlü bir ivmeyle öne çıkıyor . Çok kutuplu bir dünyanın nüveleri oluşmaya başladı. Askeri olarak ABD’nin hegemonik üstünlüğü sürse de ekonomik göstergeler yeni bir sürece işaret ediyor. Değişen dengeler 1945 sonrası kurulan ABD merkezli uluslararası sistemi de aşındırıyor. Trump da 80 yıl önce bizzat kendileri tarafından oluşturulan bu sistemin artık Amerika açısından bir ayak bağı oluşturduğunu her fırsatta dilendiriyor. Ocak-şubat aylarında Davos ve Münih’te peş peşe yapılan Ekonomi-Güvenlik zirveleri ABD merkezli kapitalist-emperyalist sistemin çatırdamakta olduğunu bizzat tescil etmişti. Münih Güvenlik Konferansı’nın "Yıkım Altında" başlıklı raporunda İkinci Dünya Savaşı sonrası inşa edilen uluslararası düzenin "yıkım sürecine" girdiği , ABD’nin artık mevcut düzeni kendi çıkarlarına aykırı bularak yıkım sürecini başlattığı belirtiliyordu. Trump’ın bugün 77’inci yıldönümünü kutlayacak olan NATO’ya yönelik salvoları “ittifak”a karşı olmasından kaynaklı değil, savaş örgütünü yeniden dönüştürmekle ilintili. İran savaşında Batı emperyalizminin ve onun jandarmalığını yapan NATO’nun desteğini istediği şiddette alamayan Trump, “uluslararası düzen”in kendisine ayak bağı oluşturduğunu görünce “ya yıkım ya revizyon” dayatmasına girişti . Ukrayna savaşı ile “hayata döndürülen” NATO ’ya daha fazla para akıtarak yeni savaş cephelerine hazırlık yapılıyor. Yeni savaş seferlerine çıkacak olan ABD’nin NATO’ya ihtiyacı var. Ezcümle, Amerika’nın Irak ve Afganistan ile başlayan son olarak İran’a uzanan 21. yüzyıldaki savaşları kendi hegemonik gücünü tesis etme girişimleridir. İran da son olmayacaktır . NATO sevdasını daha da perçinleyerek yeni ordulara kapılarını açan siyasal İslamcı iktidar “savaş örgütü”nün tüm suçlarına ortak olacaktır. Amerikan emperyalizmi kendi emperyal düzenini tesis etmeye çalışırken Trump; Reagan’dan baba-oğul Bush’a, Clinton’dan Obama ve Biden’a uzanan tarihsel hattın nevi şahsına münhasır bir temsilcisi sadece. Haliyle mesele Trump’tan ibaret değil.

Go to News Site