BirGün Gazetesi
Yanı başımızda, dile kolay, dört yılı aşkın bir süredir, Rusya ile Ukrayna savaşıyor. Bu savaşı 28 Şubat’ta başlayan ve ne zaman ve nasıl sona ereceği belli olmayan ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş izliyor. Her iki savaş önceki savaşlardan çok farklı bir özellik gösteriyor. FÜZE İCAT OLDU… Bu toprakların başka toplumlarda eşine az rastlanır, özgün bir kültürel birikimi var. Ta 17. Yüzyılda Çukurova’nın yaratıcı sesi Karacaoğlan “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu” diyor ya; şimdilerde de “füze icat oldu…” demek gerekiyor. Geçen yüzyılda iki dünya savaşı yaşandı. Tüfekler savaşı da denilebilecek olan I. Dünya Savaşı,1914-1918, emperyalist ülkelerin dünya pazarlarını ele geçirme ve “iletişimde de telgraf” savaşıydı. II. Dünya Savaşı (1939-1945) iletişimde “telsizi” öne çıkaran bir “topçu” savaşıydı; ancak Japonya’ya atılan iki atom bombasıyla noktalanabildi. Atom yapımının kanıtladığı çok önemli bir nokta daha var: Her iki dünya savaşı, özellikle de ikincisi bilimsel ilerleme ve teknoloji savaşlarıydı. II. Dünya Savaşı biter bitmez, “Soğuk Savaş” adıyla yeni bir savaş başladı. Bu savaş yaşam biçimini ve kültürü de içeren, ancak, gerçek temeli, tümüyle bilimsel çalışmalara dayanan nükleer ve uzay öncelikli bir silahlanma yarışıydı. Soğuk Savaş yılları iletişimde bir büyük niteliksel sıçramaya tanıklık etti; bilişim denilen bilgiyi işleme ve onun iletişiminde bilgisayar kullanımıyla yepyeni bir dönem, bilişim dönemi başladı. Cumhuriyeti “hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir” diyerek kuran Türkiye, 1945’ten başlayan ve 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 askeri darbeleri hızlanan bir süreçte ilkeden uzaklaştı. Bunu, 1984’te, beynine kurşun sıkarcasına, PTT’nin “bilgi işleme” alanındaki araştırma birimi olan TELETAŞ’ın özelleştirilmesi izledi. Ülke, o yıllarda internet kullanımıyla bir “niteliksel sıçrama” yapmakta olan iletişimdeki büyük devrimin tamamıyla uzağına düştü. Soğuk Savaşı, 1989-90’da Sovyetler Birliğinin kendi kendini sonlandırmasıyla, ABD kazandı. Ancak, sonrasında, çarkları silahlanma yağı ile çalışan ABD kapitalizmi, teknolojik ilerleme ile dünyanın en büyük silah üreticisi ve satıcısı olmayı sürdürdü. DEĞİŞİMİN EŞİĞİ GEÇİLİYOR Derslerde öğrencilerimin değişimi kavramalarını kolaylaştırmak için kullandığım bir öykücük var. Öykücüğe göre Adem ile Havva Cennet bahçelerinde dolaşıyorlar. Havva Annemiz dalından kopardığı bir elmayı Adem Babamıza uzatıyor. Adem elmayı alıyor ve keyifle ısırıyor. Sonra Havva’ya dönüyor ve şu ünlü sözü söylüyor: -Sevgilim bir büyük değişimin eşiğindeyiz! Şu sırada çevremizde süregiden bu iki savaş, “büyük değişimin” gerçekleşmekte olduğunu ya da eşiğin aşıldığını kanıtlıyor; bunu, sabah-akşam insanlığa yaşatıyor. Gidişi şu haber açıklıyor: Washington Post gazetesi, İsrail'in İran'daki üst düzey liderleri ortadan kaldırmak için kurduğu devasa suikast ağının perde arkasını yazdı. Habere göre, ABD ile işbölümü yapan İsrail, İran'ın kendi halkını gözetlemek için kurduğu sokak kameralarını ve internet sistemlerini hackleyerek (sanal araçlara,ağlara ya da yazılımlara yetkisiz erişim sağlayarak bu verileri çok gizli bir "Yapay Zeka" (AI) platformuna aktarıyor. Savaşın ilk gününde Dini Lider Ali Hamaney'in öldürüldüğü operasyonun da bu yapay zeka sistemi sayesinde saniye saniye planlandığı ortaya çıktı.30.03.2026. Bilindiği gibi, Yapay Zekâ (YZ) bilgisayarların insan gibi öğrenme, bilgi işleme, akıl yürütme, sorun çözme ve karar verme teknolojisidir. Füze atışıyla, geçmişte tüfeğin, topun, atom bombasının yerini almış bulunuyor. İlginçtir, İran da, siyasi rejiminin niteliği bir tarafa, elde ettiği bilimsel başarılarla ABD-İsrail ikilisine “aynı silahla” karşı koymayı başarıyor. Türkiye ise Cumhuriyet ile yakaladığı ve teknolojik yeniliğin temeli olan bilimsel eğitimden ders programlarından Evrim Kuramını çıkaracak kadar uzaklaştı. Ülkenin üniversiteleri özerklikten ve araştırma özgürlüğünden yoksun. Ülke, her yıl ulusal gelirinden araştırmaya “füze” atabilen ülkelerin ayırdığı oranın üçte biri kadar bile kaynak ayırmıyor. TÜİK gibi kamu araştırma kurumları hiç güven vermiyor; özel kesim teknolojiyi yüksek bedeller ödeyerek dışarıdan satın alıyor. İHA üretimi dışında teknolojik gelişmede bir varlık gösteremeyen ülkemiz, üzerine gönderilen füzelerin nereden geldiğini belirlemede bile büyük güçlük çekiyor. Büyük Mevlana “Dünle beraber gitti cancağızım ne kadar söz varsa düne ait/ Şimdi yeni şeyler söylemek lazım” diyor. Toplum olarak, daha çok geç kalmadan bunu bir anlasak ve bilime dönsek! "
Go to News Site