Collector
Özel tüketim vergisinde dünya şampiyonuyuz! | Collector
Özel tüketim vergisinde dünya şampiyonuyuz!
BirGün Gündem

Özel tüketim vergisinde dünya şampiyonuyuz!

Tuncay KAPUSUZOĞLU - kapusuzoglu@gmail.com Özel tüketim vergisi (ÖTV), belirlenmiş mallar üzerinden maktu veya oransal olarak alınan bir harcama vergisidir. Verginin alındığı alan, sağlığa ve çevreye zararlı olduğu kabul edilen mallar ile lüks mallardır. Diğer ülkelerde uzun yıllardır uygulanan ÖTV, ülkemizde 2002 yılında yürürlüğe girmiştir. Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle daha önce belirli ve az sayıdaki mal grubundan alınan 16 adet vergi, harç, fon ve pay yürürlükten kaldırılmıştır. Yasanın yürürlüğe girme gerekçelerinden en önemlisi Avrupa Birliği müktesebatına uyum çalışmalarıdır. Yasanın hazırlanmasında, ilke ve kapsam olarak Avrupa Birliği Direktifleri dikkate alınmıştır. Diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’deki uygulamada özel tüketim vergisi 4 ayrı tarifede belirlenen mallar üzerinden alınmaktadır. Bunlar: 1) Petrol ve doğalgaz ürünleri, 2) Motorlu taşıtlar, 3) Alkollü içecekler, tütün mamulleri ve kolalı gazozlar, 4) Dayanıklı tüketim ve diğer ürünleridir. Bizdeki uygulama diğer ülke uygulamaları ile paralel midir? Hayır, değildir! Arada uygulamanın içeriği açısından büyük bir fark vardır. Diğer ülke uygulamalarında enerji, tütün mamulleri ve alkollü içkiler üzerinden alınan ÖTV’nin temel amacı tüketici davranışlarını yönlendirmektir. Zararlı olduğu kabul edilen ürünler ile çevre kirliliğine yol açan ürünler üzerine getirilen vergi ile bu alanlardaki tüketimin azaltılması amaçlanmaktadır. Ancak, bu amaç için hareket edilirken tüketicinin tercihlerine etki yapılmaya çalışılmaktadır. Yoksa, ilgili ürünlerin tüketiminin vatandaşın alım gücü kullanılarak önemli ölçüde kısıtlanması gibi bir amaç yoktur. OECD verilerine göre, üye ülkelerde ÖTV’nin toplam vergi gelirlerine oranı ortalama %6 civarındayken ülkemizde bu oran %20’nin üzerindedir. OECD ülkelerinde ÖTV, Hazineye sağlayacağı gelirden ziyade insan davranışlarını etkilemeye yönelik bir vergi olarak uygulanırken; ülkemizde insan davranışlarından ziyade Hazineye önemli tutarda gelir sağlayan bir vergi olarak uygulanmaktadır. Toplam vergi gelirleri içindeki ÖTV payının ortalama olarak %20’nin üzerinde olması, telafisinin güçlüğünden dolayı “vazgeçme” ya da “esneme” seçeneklerini neredeyse imkânsız hale getirmiştir. ÖTV, KDV ile birlikte dolaylı vergiler olarak vergi sistemimizin temel direğidir. Türkiye, Dünyada ÖTV’yi en geniş alanda, en yüksek tutarlarla uygulayan ülkedir. Yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ÖTV toplam vergi gelirleri içinde önemli bir yer tutmuştur. ÖTV’nin toplam vergi gelirlerine oranı, 2004 yılında %26,55; 2025 yılında da %18,32 olarak gerçekleşmiştir. Son 22 yılın ortalaması 23,95’tir. Yıllar itibariyle oranlar birbiriyle tutarlı ve yakındır. OECD ülkelerinde özel tüketim vergisi 2022 yılında ortalama olarak toplam vergi gelirinin %5,6’sını oluşturmaktadır. Bu oran 1975’te %10,5, 2020’de ise %7,1’dir. OECD ülkelerinde, özel tüketim vergilerinin toplam vergi gelirindeki payı, yıllar içinde önemli ölçüde düşüş göstermiştir. ÜLKEMİZDE ÖTV’NİN İÇERİĞİ NASILDIR? Petrol ve doğalgaz ürünlerinden alınan ÖTV’nin toplam ÖTV gelirleri içindeki payı 2004 yılında %59,11’dir. Oran, 2014 yılına kadar %50’nin üzerinde kalmış, petrol ve doğalgaz ürünlerinden alınan ÖTV’nin başat vergi özelliğinde olmasına yol açmıştır. Söz konusu oran 2015 yılında %47,99, 2020 yılında %33,29 ve 2021 yılında da %15,24 olarak gerçekleşmiştir. 2025 yılındaki oran %25,80’dir. 2021 yılındaki büyük düşüşün nedeni Covid-19 pandemisi ve 2018-2021 yılları arasında akaryakıt fiyatlarını düzenlemek için uygulanan eşel mobil sistemi indirimidir. Toplam ÖTV içindeki en önemli unsur 2021 yılından itibaren motorlu taşıtlar olmuştur. Motorlu taşıtlardan alınan ÖTV tutarının toplam ÖTV gelirleri içindeki payı 2004 yılında %10,32 iken, 2021 yılında %32,31 ve 2025 yılında da %38,92 olarak gerçekleşmiştir. Alkollü içkiler üzerinden alınan ÖTV’nin toplam ÖTV gelirleri içindeki oranı 2006 yılında %5,14 iken sonrasında uzun yıllar yakın oranlarda alınmaya devam etmiştir. Oran, 2019 yılında %10,00’a ulaşmış; 2025 yılında ise %7,18 olarak gerçekleşmiştir. Tütün mamullerinden alınan ÖTV’nin toplam ÖTV gelirleri içindeki oranı 2006 yılında %24,15 iken, 2018 yılında %31,91’e ulaşmıştır. 2025 yılındaki oran %21,18’dir. Dayanıklı tüketim ve diğer mallardan alınan ÖTV’nin toplam ÖTV gelirlerine oranı 2004’te %1,67’dir. Söz konusu oran 2011’de %3,21, 2020’de %5,82, 2025’te de %6,05 olmuştur. Bu sonuçlardan görüleceği üzere ülkemizde ÖTV’nin ana kaynağı, motorlu taşıtlar ile petrol ve doğalgaz ürünleridir. 2021 yılından itibaren diğer alanlara göre büyük artış gösteren motorlu taşıtlar ÖTV’si, araç fiyatlarının diğer ülkelerdeki benzerleriyle önemli ölçüde farklılaşmasına neden olmuştur. Ayrıca, araçlardaki en küçük ilave aparatın satış fiyatına yansıması ÖTV nedeniyle katlanarak artmaktadır. Bu nedenle yurt dışındaki otomobil üreticileri, fiyatın artmaması için araçlardaki bazı özellikleri ve parçaları Türkiye’ye özgü biçimde kısıtlamaktadırlar. Yurt dışındaki ve Türkiye’deki aynı model araç aslında aynı değildir. Bu şekildeki ÖTV etkisi kaliteye de yansımaktadır. SONUÇ Dünyadaki en yüksek ÖTV tahsilatının yol açtığı önemli sonuçlar şunlardır: 1. Gelir düzeyine bakılmaksızın tüketim ve harcamalardan herkesten aynı ölçüde alınan dolaylı vergiler, halkı son derece olumsuz etkilemektedir. KDV ile birlikte ÖTV tutarının yüksekliği, gelir dağılımının oldukça bozuk olduğu Türkiye gibi bir ülkede verginin yükünü geniş halk kitlelerinin çekmesine yol açmakta; yoksulluğun daha da şiddetli hissedilmesine neden olmaktadır. 2. Petrol ürünleri ve doğalgazdan alınan yüksek ÖTV tutarları, söz konusu ürünlerin hammadde, ara mal ya da gider unsuru olduğu tüm mal ve hizmetlerin fiyatına doğrudan yansımakta, ekonomide dalga etkisi yapmaktadır. 3. Motorlu taşıtlardan alınan ve dünyanın en pahalı araçlarının ülkemizde bulunmasına yol açan ÖTV tutarı, söz konusu araçları edinmede ciddi soruna yol açmakta; belli gelir düzeyini elde edemeyen geniş halk kitlesinin araç sahibi olamamasına neden olmaktadır. Kamu taşımacılığının sınırlı ve sorunlu olduğu, ulaşım yapısının otoyollara göre şekillendirildiği ülkemizde özel araç sahibi olmak bir ayrıcalık haline gelmiştir. 4. Oranların yüksekliği nedeniyle, halk lehine ÖTV üzerinde yapılabilecek en küçük düzenleme ciddi tutarda vergi kaybına yol açmaktadır. Bu nedenle kurgulanan çarpık düzende başta ÖTV olmak üzere dolaylı vergilerin diğer ayağı olan KDV’de de kısa sürede önemli bir reform yapılması mümkün görünmemektedir. Bu düzende geniş halk kitleleri verginin büyük kısmını gittikçe ağırlaşan koşullarda sırtlamaya devam edecektir.

Go to News Site