Milliyet Yazarlar
“İstikbal göklerdedir” -Mustafa Kemal Atatürk Neil Armstrong ve Buzz Aldrin isimlerini çocukluğumuzdan beri biliriz; peki Ay’a ayak basan diğer 10 kişiyi biliyor musunuz? 1969’da Apollo 11 ile Ay’a ilk ayak basan Armstrong sonrası nedense pek bilinmiyor hatta sanki bir daha Ay’a hiç gidilmemiş sanılıyor. Oysa ki 1972 son olmak üzere tam 6 kez daha Ay’da yürüdü insanoğlu. Tabii ilginç bir nokta ise neden 1972’den sonra bir daha bunun gerçekleşmemiş olmasıdır. NASA yeniden Ay’a astronot göndermeyi planlıyor, 2028’de tekrar uydumuzda bir insanın yürümesi hedefleniyor. Bu sebeple hazırlıklar ve ön operasyonlar başladı. Artemis II isimli yeni görev ile Orion kapsülünün astronotlarla beraber Ay’ın etrafında dolaşıp iniş yapmadan Dünya’ya dönmesi planlandı. Siz bu yazıyı okurken astronotlar çoktan Ay’ı turlamış olacaklar bile! Artemis II’yi Apollo 8 ile karşılaştırabiliriz zira Apollo 8 de Ay’a iniş yapmadan gidilen bir test misyonuydu. 1968’den bahsediyoruz. Soğuk Savaş’ın zirve yaptığı dönemde John F. Kennedy’nin 10 yıl içerisinde Ay’a adam göndereceğiz konuşmasını yapmasından 6 yıl sonra Amerika ilk insanlı Ay seyahatini yapmayı başarmış, 1 yıl sonra da JFK’in hayalini gerçekleştirmişti. Apollo 8 Ay’ın yörüngesinde kısa bir süre kalıp geri döndü; Artemis II ise Ay’ın karanlık tarafına gidip, etrafında tamamen dolaşıp dönecek. 1972’den beri ilk defa insan Dünya yörüngesinin dışına çıktı. Peki bunca yıl neden Ay unutuldu? Öncelikle işin ekonomik yanından bahsetmek lazım. Soğuk Savaş sırasında Sovyetler Birliği ile girilen yarış için tüm imkânlar seferber ediliyordu. Uzay görevleri astronomik rakamlara yapılabiliyor. 1970’lerin sonuna doğru Sovyetler ile mücadelede Amerika’nın önde olduğu netleştiğinde artık ne hükümetin ne de halkın uzaya ilgisi eskisi kadar değildi. 1986’daki Challenger faciası (fırlatılıştan 73 saniye sonra canlı yayında havada patladı) ve 2003’deki Columbia başarısızlığı sonrası NASA uzay mekiği programlarını rafa kaldırdı. Trump’ın belki de insanlık için yaptığı en yararlı şey ilk döneminden itibaren NASA’nın tekrar eski şanına ulaşmasına önayak olmaktı. Belki de yeni bir savaş dönemine girdiğimizin habercisiydi... Aslında Trump’ın kural tanımaz, uluslararası hukuk dinlemez Amerika’sı ile 1969 Amerika’sı arasındaki farklılıkları da insan düşünüyor. Filmlerde gördüğümüz o eski Amerika’dan nostaljik bir hava yaşattı Artemis II. Elbette propaganda her zaman vardı ve işin sonunda Amerikan menfaatlerine aykırı bir hamle yapılmıyordu ancak yine de insanlığı ileri götürmek istermiş gibi bir görüntü mevcuttu. İsrail, İran, Ukrayna derken özümüzü unuttuk. JFK’in dediği gibi “hepimiz aynı havayı soluyoruz, hepimiz insanız”. Carl Sagan’ın muhteşem betimlemesiyle anlattığı gibi tüm yaşananlar, yaşanacaklar, tüm insanlar o küçücük mavi noktanın içindedir. Uzaydan bakıldığına Amerikalı, İranlı, Rus, Ukraynalı değil, hepimiz Dünyalıyız. Kim bilir, belki Ay’a tekrar ayak basarsak bu gerçeğin daha çok farkına varır, daha barışçıl bir gezegende yaşam süreriz. Y Raporu Çocukluğumda bende yer edinen filmlerden birisi de Apollo 13’tür. Apollo 11’den sonra 12, 14,15,16 ve 17 görevlerinde Ay’a inilmiştir. 13 ise başarısızlıkla sonuçlanmış, ünlü “Houston, we have a problem” repliği ile hafızalara kazınan film ise bu “başarılı başarısızlığı” (astronotlar başarılı kriz yönetimi sonucu sağ salim Dünya’ya dönebilmişlerdir) konu almıştır. Y kuşağına büyüyünce ne olmak istiyorsun diye sorulduğunda astronot cevabı popülerdi. Şimdi ise önümüzdeki ekranlara bakmaktan yukarı bakmayı unuttuk.
Go to News Site