Collector
Fast thinkerlar, trol algoritmalar | Collector
Fast thinkerlar, trol algoritmalar
BirGün Gazetesi

Fast thinkerlar, trol algoritmalar

Savaş, en acımasız haliyle, dehşet saçan füzeleriyle, üstümüzde, sağımızda, solumuzda patlayan, her yere her köşeye sızan ölümün kara büyüsüdür. Büyücü, insanların var olma hakkıyla ilgilenmiyor. İnsanlıktan çoktan çıktığı için zengin mahalle düğünlerinde kıvırtıyor. Anlamsız dansıyla insanlarla alay ediyor. Bir gün boyunca söylediği yalanların çetelesini tutanlar gerçeğin izini kaybettiler; dün Hürmüz diye yüksek perdeden racon kesiyordu, şimdi “benim ihtiyacım yok ki” diyor. Eski dostlarına, “gidin kendiniz alın petrolünüzü cesaretiniz varsa, tiksiniyorum sizden” havasındadır. Ama gerçekte yıkılmıştır, hevesi kursağında kalmıştır, yine de “yıkılmadım ayaktayım” türküsüyle biat etmiş yandaşlarına umut vermeye çabalıyor. Baş yalancının yalanları değiştirme hızına yetişemeyen çok bilmişlerse, ellerinde çubuklarla her an yeniden yazılan gerçeği anlattıklarını düşünüyorlar. Çok anlamlı tanımlamayla, yanılmıyorsam Pierre Bourdieu’nün günümüze armağanıdır, “fast food”tan mülhem “fast thinker”lar,  fast -“düşünürler!”  olup bitenleri nasıl yorumlayacaklarını, kitabına uyduracaklarını bilemiyorlar. Onları aklı başında, alçak gönüllü uzmanlardan ayırmak kimi zaman zor oluyor. Gerçek, füzelerin geceyi gündüze çeviren ışıkları ve kulakları sağır eden patlama sesleri arasında kayboldu. Bu savaş aynı zamanda yeni silahların modern füzelerin denendiği savaştır. ABD’de savunma bakanlığının adını savaş bakanlığına çeviren, gövdesindeki dövmelerle ırkçılığını ilan eden bakan gizlenmeye gerek bile duymuyor artık, sirkatini söylüyor. *** Gerçeğin izini bırakmayan, halkın hikayesini terk etmeye yanaşmayan, sayıları gittikçe azalan haberciler, savaşan tarafların manipülatif açıklamaları içinden gerçekleri süzüp çıkarmak için yoğun çaba gösteren gazeteciler, caka satan bu “thinker”larla baş edemiyorlar. Haber değersizleşti, uçuk yorumlar birbirini izliyor, kerameti kendinden menkul “uzmanlar” kanal kanal dolaşıyor. Hangisini ciddiye almalı bilemiyoruz. Savaşın gerçeklerini, ne olup bittiğini öğrenmek isteyenler bu kargaşa içinde gerçek haberi, cesur habercileri duymak istiyorlar. Savaşan tarafların manipülatif açıklamaları içinden gerçekleri süzüp çıkarmak için yoğun çaba gösteren gazeteciler zor koşullarda çalışıyorlar. Bilimin, tekniğin yoldan çıkmış elemanları tarihsel gelişmenin büyük bir armağanı olarak insanlığın hizmetinde olması gereken yapay zeka bir yandan insanları yanıltmak için her yerde kendini gösterirken, aynı anda yazdıkları algoritmalarla teknolojik görevler için silahlı güçlere hizmet etmenin tadını çıkartıyorlar. Onlar artık tekniği yaşamla değil, ölümle bağdaştıran seri cinayetlerin uslanmaz katilleridirler. Yalan propagandasının “trol algoritmaları” olarak adlandırılmayı da hak ediyorlar. *** Gerçeğin peşine düşmeyi, gerçeğin hikayesini ısrarla anlatmayı deneyen gazeteciler ise ölümle, baskıyla, zorbalıkla karşı karşıyalar. Gazze’deki yığınsal kırımın canisi İsrail başbakanı Netenyahu gazetecileri doğrudan hedef ilan etti. Göğüslerinde, şapkalarında büyük harflerle yazılmış “Press” yazısı, uluslararası anlaşmalara, savaşın yazılı ya da yazısız hukukuna rağmen savaş bölgelerinde gerçeğin peşine düşenleri, savaşın dehşetini, gerçeğe vahşi saldırıyı yakından resmetmeye çalışan gazetecileri korumaya yetmiyor. Yalnızca sıcak savaş bölgelerinde değil, pek çok ülkede gazeteciler hukuksuzluğun kurbanıdırlar. Bizim ülkemizde de gazeteciler yalnızca mesleklerini layıkıyla yapmaya çalıştıkları için tutukludurlar. Merdan Yanardağ, Alican Uludağ  ve İsmail Arı bu meslektaşlarımızdan yalnızca üçü. Yargılamaların tutuksuz olması gerektiğini söyleyenlere kulaklar her zaman olduğu gibi tıkalıdır. *** Ne zaman sona ereceği belirsiz, ekonomik etkilerinin ne kadar süreceği tahmin bile edilemeyen savaş, gazeteciliği bir kere daha ve açık bir şekilde güçten düşürdü, tartışılır hale getirdi. Bunun temel nedeni gerçeği yansıtan haberin hızla ortadan kaybolmasıdır. Haber nereye gitti? Bu sorunun ilk yanıtı yığınsal veri depolarının içinde kaybolduğu, denetlenmesi neredeyse imkansız yığının içinde gerçeği arayıp bulmanın zorluğudur. Ama daha önemlisi karşılaştığınız ve hikayesini neredeyse çözeceğiniz gerçeğin bu veri yığını içinde yoldan çıkartılmasıdır. Yapay zekaya sorduğunuz ve sizi gerçeğe götüreceğini ya da gerçeği doğrulayacağını umduğunuz her yanıtın, her derde deva, “bilgi” yığını içinde sizi gerçeklerden uzaklaştırması olasılığı epeyce yüksektir. Savaş söz konusu olduğunda yapay zeka size pek güzel yönlendirilmiş yanıtlar verecektir. Çünkü veri deposu daha verilerin derlenmesi, toplanması aşamasında ideolojik bir manipülasyonla şekillenir. *** Bir başka ve büyük tehdit ise sosyal medyanın, haberi güdükleştirerek, küçülterek, her türden yoruma açık hale getirerek, gerçeği belirsizleştirecek bir hızla sunmasıdır. Gözümüzün önünden hızla geçen fotoğraflar, alt yazılar bağımlılık yaratan yöntemlerle iş gören mecralar, aynı anda birbirini yok eden içeriklerle karşımıza çıkıyorlar; genellikle sorgusuz ve sorumsuz bir yayıncılığı besler hale gelmişlerdir. Uydurma haber, sahte içerik, sosyal mecra aracılığıyla hızla devreye girebilmekte, mantık süzgecinden geçirilmesi için bile okura, izleyene zaman tanımamaktadır. Savaş, en az iki, ya da şimdi olduğu gibi çok fazla ülkenin karıştığı, ölümün baş rollerde olduğu bir durumdur. Savaş halinde önce gerçekler sis içinde kalır ve savaş sonu gelmeyen bir kabusa dönüşür. Barışın tekrar gündeme girmesi ne yazık ki ancak vahşetin kendini göstermesi, kayıpların ortaya çıkması, bir tarafın ağır basmasıyla mümkün olacaktır. Bu nedenle barış savunucuları, savaş olasılığı ortaya çıktığında karşı çıkmayı örgütlemeye çalışır, daha sonra savaşın alevleri yakmaya başladığında da geri adım atmadan her türlü riski göze alarak mücadele ederler. Demek ki savaş başladığında ona karşı koymak her şeye karşın ve her koşulda insanı savunmak anlamına gelir. Bedeli ağır olabilir ama yine de insanlar savaş karşıtlarına kulak vereceklerdir. Ne yazık ki şimdi yaşadığımız ve her geçen gün biraz daha kapsamı genişleyen savaş karşısında uluslararası bir muhalefet örgütlenememiştir. *** Yine de vazgeçecek değiliz. Fast thinkerlarla, trol algoritmalarla mücadele etmek zorundayız. Çünkü savaşa karşı çıkmamak, ölümü kutsamak, gölgesini bile pazara çıkarmaktan çekinmeyen, ufukta kâr gördüğünde, çıkarın kokusunu aldığında  deliye dönen emperyal kapitalizme teslim olmak demektir. Savaş karşıtlığının tutarlılığı, her şeyden önce temeldeki bu gerçeğin bilincimizde sağlam bir yer edinmesine bağlıdır. Şimdi yaşadığımız, yalnız bizi değil, yalnız bölgemizi değil tüm dünyayı etkileyen savaş, temeldeki çelişkileri, insanı çoktan gözden çıkarmış çıkar kavgasını kör kör bakanlara değil görmeyi bilen gözlere gösteriyor. Ayakta kalmak istiyorsak, dünyayı insana yaraşır bir dünya haline getirmek, kötülüğü yenmek istiyorsak, mücadele etmekten, savaşın takım elbiseli şeytanlarını gizlendikleri karanlıktan çekip çıkarmak, gün ışığında gözler önüne sermekten başka bir çıkış yolu yoktur.

Go to News Site