Independent Turkish
Hakan Pişkin , Müşfik Kenter ’in öğrenciliğinden Hamlet ’ten Kurtlar Vadisi ’ne uzanan oyunculuk serüvenine, sahneden Londra radyolarına ve oradan bağımsız tiyatroya uzanan sıra dışı kariyerini anlatıyor. Ustasından aldığı tek bir eleştirinin yıllar sonra anlam kazanan dersine uzanan bu yolculuk, abartılı jestlerden içsel oyunculuğa evrilen bir dönüşümü gözler önüne seriyor. Karakter yaratımından bağımsız tiyatroya, sanatın hem sahnedeki hem insanın içindeki dönüştürücü gücünü odağına alan bu anlatı, gençlik ve özgürlük arayışıyla da iç içe geçiyor. Pişkin’in atölyeleri ise öğrencilerine göre yalnızca bir tiyatro eğitimi değil, aynı zamanda iyileştirici bir deneyim sunuyor. Hakan Pişkin, Independent Türkçe için Murat Bayar’ın sorularını yanıtladı Müşfik Kenter: Siz beni 200 yıl geriye götürüyorsunuz! Müşfik Kenter’in öğrencisi oldunuz. Aklınızda kalan, sizin için kilometre taşı sayılabilecek anıları paylaşır mısınız? Hayatımda gördüğüm en iyi oyunculardan biriydi. Olağanüstü bir yeteneğe sahipti. Biz daha yolun başındaydık ve doğal olarak bizden şikâyetçi olurdu. Bize sık sık, “Siz beni 100-200 yıl öncesine götürüyorsunuz ” derdi. Yani Shakespeare dönemindeki o abartılı oyunculuk tarzını eleştirirdi. Büyük jestlerle, kolları açarak oynanan o eski üslubu… Hatta Shakespeare’in bile Hamlet’te bu tarz oyunculuğa karşı tiratları vardır. Bir gün provadayız, yanlış hatırlamıyorsam Kral Lear ya da Hamlet. Birinci perdeyi oynadık, hocaya döndük: “Nasıl buldunuz, devam edelim mi?” diye sorduk. Bir sessizlik oldu… Uzun bir sessizlik. Hepimiz sustuk, o sustu. Neredeyse uyuyakaldı sandık, “Hocam?” diye seslendik. Müşfik Kenter “Hışırtılı sesler, büyük yetenek: Kenter’in gölgesinde oyunculuk” Sonra şöyle dedi: Benim ayarımdaki oyuncuların sesleri hışırtılıdır… Avrupa’da jet hediye ediyorlar… Aslında söylediği şey şuydu: Ben kimlerle ne yapıyorum burada? O an tam anlayamadık ama sonradan çok güldük. Çok sert ama aynı zamanda çok zekice bir eleştiriydi. Bugün dönüp baktığımda da haklı olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de çok değer görmüş olsa da, onun ayarındaki oyuncular Avrupa’da ya da Amerika’da çok daha büyük karşılıklar bulurdu. Işıl Kasapoğlu: Buradan çık! Mezuniyet sonrası Şehir Tiyatroları ve televizyon projeleriyle başlayan bir döneminiz var. O süreci anlatır mısınız? Aslında daha öğrenciyken, dördüncü sınıfta Şehir Tiyatroları’nda çalışmaya başlamıştım. Toplamda iki yıllık bir sürecim oldu. Ama bir süre sonra o kurumsal yapı beni zorlamaya başladı. Gençlik yıllarımızda daha bağımsız işler yapıyorduk. Arkadaşlarla kendi oyunlarımızı çıkarıyorduk. O dönem birlikte çalıştığımız isimler arasında Olgun Şimşek gibi önemli oyuncular da vardı. Bir noktadan sonra, kurumsal yapının sanatsal ilişkilere zarar verdiğini hissettim. Memuriyet duygusu ağır basıyordu. Tam o dönemde Işıl Kasapoğlu ile çalıştım. O da bana “Buradan çık” dedi. Zaten benim de niyetim dışarıda var olmaktı. Sonrasında reklam projeleri ve Uğurlugiller gibi işler geldi. Ardından farklı tiyatro projelerinde yer aldım ve o süreç beni yeni insanlarla tanıştırdı. Londra’da radyoculuk yaptığınız dönem de oldukça ilginç. O günlerden biraz bahseder misiniz? O dönem Türkiye’de özel radyoculuk yeni yeni başlıyordu. Londra’dan yayın yapılıyordu çünkü Türkiye’de henüz izin yoktu. Ben bir anda iki farklı radyodan teklif aldım: Number One ve Radyo Tek. Meltem Cumbul oradaydı, onun çağrısıyla Radyo Tek’i tercih ettim. Sonra Güven Kıraç ve Zeyno Gönenç de ekibe katıldı. Benim yaptığım iş biraz farklıydı. Sadece müzik çalan bir DJ değildim. Diyaloglar yazıyordum, küçük hikâyeler kuruyordum, programı bir tür şova dönüştürüyordum. Stüdyomuz Londra’nın en büyük sabah programının yapıldığı yerdi. Çok büyük isimler geliyordu. Hatta Brian May gibi isimlerle karşılaşma şansımız oldu. En çok şaşırdığım şey ise bu insanların mütevazılığıydı. Tiyatro T’nin kuruluş süreci ve sanatsal çizginiz nasıldı? Açıkçası “idealist bir hayat yaşayacağım” diye yola çıkmadım ama dönüp baktığımda öyle bir hayat yaşamışım. Bunun temelinde de tiyatro vardı. Tiyatro T’yi kurarken bazı hedeflerimiz vardı: Bağımsız olmak, politik bir duruş sergilemek ve tiyatronun eleştirel yönünü korumak. Aynı zamanda sahne üzerinde yenilikçi denemeler yapmak ve uluslararası alanda var olabilmek istiyorduk. Her projeyi bir okul gibi görüyorduk. Bizi geliştiren, ileri taşıyan işler yapmak istedik. Bir yandan da eğitimcilik başladı. Bu alanın beni en az tiyatro kadar beslediğini fark ettim. Metinle ruh arasında bir nehir: Oyunculuğun iç yolculuğu Oyunculukta karakter yaratma sürecinizi nasıl tanımlarsınız? Karakter, oyuncunun kendi iç malzemesiyle metnin birleşmesinden doğar. Metin zaten sizi belli bir çerçeveye sokar. Size bir “vizör” sunar. O vizörün içindeki duygu ve ilişki dinamiklerini alıp, kendi içinizde karşılıklarını bulmanız gerekir. Ben bunu şöyle tarif ediyorum: Metnin sunduğu duygularla, kendi içimdeki duygular arasında bir nehir kurmaya çalışıyorum. Bazen doğaçlama yapıyoruz, bazen karakterin küçük dünyasını kuruyoruz. Ama en temelde mesele, kendinden yola çıkarak o karaktere ulaşmak. Tiyatro atölyeleriniz ve eğitim tarafı oldukça dikkat çekiyor. Bu alandaki yaklaşımınız nedir? Uzun yıllardır farklı yaş gruplarıyla çalışıyorum. Son dönemde özellikle yetişkin atölyelerine yoğunlaştım. Tiyatronun iyileştirici bir gücü var. Pandemi sonrası bu daha da görünür hale geldi. İnsanlar sadece oyunculuk değil, kendilerini ifade edebilecekleri alanlar arıyor. Biz de doğaçlama çalışmalarla, birlikte üretimle, insanların hem kendilerini hem de birbirlerini gördükleri bir alan yaratıyoruz. Bu bir anlamda yalnızlığın paylaşıldığı bir alan. İnsanlara iyi geliyor. Önümüzdeki döneme dair projeleriniz neler? Atölyeleri geliştirmek istiyorum. Bu benim için artık çok önemli bir alan. Elbette iyi bir filmde ya da dizide yer almak isterim ama eskisi kadar “kariyer odaklı” bakmıyorum. Daha çok anlamlı üretimlerin peşindeyim. Şu sıralar tek kişilik bir oyun yazıyorum. Sahneye koyabilirsem çok mutlu olacağım. Ayrıca genç oyuncularla yeni projeler üretmek, onları sahneye taşımak istiyorum. Kısacası, tiyatronun hem sanatsal hem de insani tarafını büyütmeye devam etmek istiyorum. Öğrencilerinin gözünden Hakan Pişkin Tiyatro derslerine Bursa’dan gelen Doç. Dr. Özlem Taşkapılıoğlu, Hakan Pişkin ile çıkılan tiyatro serüvenini şöyle anlatıyor: Sanatla Terapi Eğitimi”nin “Usta ile Buluşma” bölümünde “Usta” olarak yer alan Hakan Pişkin’in “Hayatım Tiyatro Atölyesi” ile tanıştığım o akşamdan beri, bu dünyanın iyileştirici etkisinden kendimi uzak tutamıyorum. Kendi gibi olmayı seçtiği için sistemin dışına itilen ama bu duruşundan asla vazgeçmeyen insanlarla aynı çatı altında buluşmak, Hoca’nın samimi ve kapsayıcı alanında yer almak tarifsiz bir güven duygusu yaratıyor. Bu grubun bir parçası olmak; mutluluğu, derdi, bir dilim keki ya da bir avuç çiğ köfteyi paylaşmak… Hepsi hayatın en sahici anlarına dönüşüyor. Onun derslerinde zaman bambaşka akıyor. Gençlik yıllarımda, sanki yarım asırlık bir birikimi deneyimliyormuşum gibi hissediyorum. Bu derinlik, bu içtenlik ve bu öğreticilik için kendisine içtenlikle minnettarım. Prof. Dr. Yasemin Korkut, yolunun usta sanatçıyla kesişmesini şans olarak niteliyor: Yıllardır oyunculuk eğitimi alma hayali kuruyordum. Bu isteğimi hayata geçirecek cesareti bulduğum bir dönemde, yolumun Hakan Pişkin Hocamla kesişmesi benim için büyük bir şans oldu. Henüz iki ay gibi kısa bir süredir ders alıyor olmama rağmen, sahneye, insana ve duyguya yaklaşımındaki derinlik beni etkiledi. Hakan Hoca yalnızca oyunculuğu öğretmiyor; insanın kendini tanımasına, ifade etmesine ve iç dünyasını keşfetmesine de alan açıyor. Disiplini, samimiyeti ve ilham veren enerjisiyle her derste hem öğreniyor hem de yeniden heyecan duyuyoruz. Bu yaştan sonra bile yeni bir yolculuğa çıkmanın mümkün olduğunu bana hissettirdiği için kendisine minnettarım. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. Hakan Pişkin Müşfik Kenter kültür röportaj Murat Bayar, Independent Türkçe için oyuncu Hakan Pişkin ile konuştu Murat Bayar Pazar, Nisan 5, 2026 - 09:45 Main image: TÜRKİYE'DEN SESLER Label: röportaj Type: news SEO Title: “Oyunculuk bir nehir: İçinden geçmeden anlaşılmaz” copyright Independentturkish:
Go to News Site