BirGün Kültür-Sanat
İngiliz oyun yazarı Simon Gray'in ilk kez 1978'de sahnelenen bir oyunu var. The Rear Column (Arka Kol) adlı bu oyunda, 1887-'88 yıllarında Kongo'da yaşanan bir dizi olay etrafında “emperyalizm ruhu”nun çürümüşlüğü anlatılır. Sudan'da Mehdi Hareketi'nin isyan edip yönetimi ele geçirmesinden sonra, kuşatma altında kalan Ekvatorya Valisi Mehmed Emin Paşa'yı kurtarmak için bölgeye gelen İngilizler, olayları kontrol edecek bir 'arka kol' bırakarak başka bir yere gitmiştir. İngiltere'nin emperyal çıkarları için geride kalan bu “centilmenler”den özellikle beşinin eylemleri, beyaz adamın “kara kıta”yı nasıl zehirlediğini gösterir. Kontrolsüz şiddet eğilimi ve delice davranışlarıyla ünlü Binbaşı Barttelot'un başını çektiği bu adamlar, bölgeden ayrılmak için Tippu Tib adıyla bilinen Arap bir köle tacirinin getireceği 600 köleyi beklemektedir. Bu bekleyiş sırasında bir yandan iklim kökenli hastalıklarla, bir yandan da izolasyonun yarattığı karanlık ruh haliyle boğuşurlar. Neredeyse her gün farklı bahanelerle yerlileri kırbaçlama törenleri düzenleyen ekiptekiler, bu cezalandırmalara katılmayan James S. Jameson'ın aralarındaki “tek gerçek centilmen” olduğu konusunda konuşurlar. Jameson bazen keşfe çıkıp günlerce ortadan kaybolmaktadır. Bu zamanlarda, civardaki kabilelerin yaşamını incelemekte, hayvan, böcek ve bitki örnekleri toplamakta, gördüklerini sulu boya ve kara kalemle görselleştirmektedir. *** Jameson yine bir orman seferinden döner. Arkadaşları defterdeki resimlere bakarken korkunç bir şey görürler: Ağaca bağlanmış, 10-11 yaşlarında bir kız çocuğu... Jameson'ın sadece gördüğü şeyleri çizdiğini bildikleri için, bu resmin öyküsünü sorarlar. O güne dek yamyamların sadece ziyafet kalıntılarını gördüğü için yakınan, “Onları hiç işin başında veya ortasında görmedim!” diye dertlenen Jameson, köle tüccarı Tippu Tib'in “Madem o kadar görmek istiyorsun, şu kızı satın al, onlar da senin şerefine ziyafet yapsın” önerisini kabul etmiş, 10-11 yaşlarında olduğunu tahmin ettiği kızı satın almış, yamyam kabilenin kızı öldürüp parçalamasının resimlerini yapmıştır. Ekibin alaycı üyesi Ward, hayret ve dehşetle sorar: Yani şimdi sen bu kızı satın aldın, sonra öldürülmesini, pişirilmek üzere parçalanmasını, yenmesini izledin ve bunların resmini çizdin, öyle mi?! Deli Binbaşı Barttelot bile tepki gösterir: Ne yaptın sen, ne yaptın?! Meşhur kaşif, büyük etnolog, yüce doğabilimci, ulu ressam ve centilmen aile babası James S. Jameson, soğukkanlı bir tavırla şu karşılığı verir: Ne? Ne yapmışım? Öyle korkunç bir şey değil ki bu... Kız zaten tacirler tarafından yakalanmıştı, sonu kazana girmek olacaktı. Onları kırbaçlıyoruz, ölmelerini izliyoruz, bu zenci kız neden önemli olsun ki? Adamların sonraki tepkilerinden, aslında küçük kızın katledilmesine değil, Jameson'ın yaptığı resimlerin yayılma ihtimaline bozulduklarını anlarız. Belki de resimler ta İngiltere'ye kadar gidecek, Henry Morton Stanley liderliğindeki keşif birliğinin onuru, bölgedeki yamyamlığa bulaştıkları için yerle bir olacaktır. *** Simon Gray'in bu kasvetli oyununda anlatılan her şey gerçekten yaşandı, ne yazık ki... Jameson'ın yaptığı resimler İngiltere'ye kadar gitti, James W. Buel'in 1890 tarihli kitabı Heroes of the Dark Continent'ın (Kara Kıtanın Kahramanları) sonundaki Ekler (Appendix) bölümünde yayımlandı. Kitabın 1971'de yayımlanan tıpkıbasımında bu Ekler bölümü çıkarıldı. Bu tıpkıbasımı Avrupa'da pek çok sahaf dükkanında bulmanız olası, ama eğer Jameson'ın çizimlerini görmek istiyorsanız, ilk baskıyı bulmanız gerekiyor. Jameson 1888'de, Gray'in oyununda anlatılan olaylardan kısa süre sonra Afrika'da öldü. 1891'de Jameson'ın eşi, kocasının günlüklerini bazı çizimleriyle birlikte yayımladı. Bu kitapta yamyamlık resimleri yok ama 11 Mayıs başlığı altında, Jameson'ın olay hakkında yazdığı şu satırlar var: “Ona (Tippu'ya) memleketimizdeki insanların bunlara genellikle 'gezgin masalları' dediğini, yani başka bir deyişle yalan olduğuna inandıklarını söyledim. Sonra yanında oturan Ali adındaki Arap'a bir şeyler söyledi; Ali bana dönüp, 'Bana bir parça kumaş ver de gör bakalım' dedi. Yardımcı çocuğu altı mendil almaya gönderdim, her şeyin bir şaka olduğunu ve ciddi olmadıklarını düşünüyordum, ama birdenbire bir adam elinde on yaşlarında bir kız çocuğuyla geldi ve hayatımda görebileceğim en korkunç ve mide bulandırıcı manzaraya şahit oldum. Adam hızla iki kez kızın göğsüne bıçak sapladı ve kız yüzüstü yere düşüp yan yattı. Sonra üç adam öne koştu ve kızın bedenini parçalamaya başladılar; sonunda başı kesildi ve geriye tek bir parça bile kalmadı, her adam kendi parçasını yıkamak için nehre götürdü. En olağanüstü şey, kızın yere düşene kadar tek bir ses çıkarmaması veya çırpınmamasıydı. Son ana kadar ciddi olduklarına inanamadım.” (The Story of the Rear Column of the Emin Pasha Relief Expedition, United States Book Co., New York, s.291) *** Günlüklerden, Jameson'ın kızı “altı mendil” karşılığı satın aldığını öğreniyoruz... “Centilmenler”in gözünde bu fiyatın pek değişmediğini söylemek mümkün; Epstein Adası'nda yapıldığı söylenen yamyamlık törenlerinde, başlarını açan isyankar kızları polislere öldürten mollaların iktidarında, yüzlerce kız çocuğunun bulunduğu okulu bombalayan Amerikan savaş makinelerinde bu yüce patriyarklar, yanlarında hâlâ altı mendil taşıyorlar.
Go to News Site