Collector
ABD’de savaşın faturasıyla birlikte büyüyen tepki dalgası: Hem siyaset hem sokakta yükselen itirazlar | Collector
ABD’de savaşın faturasıyla birlikte büyüyen tepki dalgası: Hem siyaset hem sokakta yükselen itirazlar
soL Haber

ABD’de savaşın faturasıyla birlikte büyüyen tepki dalgası: Hem siyaset hem sokakta yükselen itirazlar

ABD’nin İsrail ile birlikte İran’a yönelik sürdürdüğü saldırılar, ülke içinde hem siyasi düzeyde hem de toplumsal alanda derin bir çatışmayı tetikledi. ABD basınına yansıyan değerlendirmeler, savaşın yalnızca dış politikada değil, iç siyasette de ciddi kırılmalara yol açtığını gösteriyor. İç siyasette büyüyen çatlak New York Times ve Washington Post gibi önde gelen gazetelere göre, Washington’da en sert tartışma başlıklarından biri, ABD’nin savaşa giriş biçimi. Kongre onayı olmadan yürütülen askeri operasyonlar, hem Demokratlar hem de bazı Cumhuriyetçiler tarafından “anayasal yetki ihlali” olarak değerlendiriliyor. Demokrat Parti içinde özellikle kendini "ilerici" olarak tanımlayan kanat, savaşın ABD’yi yeni bir Ortadoğu bataklığına sürükleyebileceğini savunurken, Cumhuriyetçi Parti’de de sınırlı da olsa “önce Amerika” çizgisindeki isimler operasyona mesafeli duruyor. Buna karşılık güvenlik yanlısı ve İsrail’e güçlü destek veren çevreler, müdahaleyi “zorunlu” olarak tanımlıyor. ABD basınında sıkça dile getirilen bir başka tartışma ise, Washington’un İsrail’in politikaları doğrultusunda mı hareket ettiği sorusu. Bu durum, özellikle seçim atmosferine giren ABD’de dış politikanın iç siyasete daha doğrudan taşınmasına neden olmuş durumda. Ancak son günlerde tartışmayı sertleştiren asıl gelişme, Donald Trump’ın İran’a yönelik sert ve küfürlü tehditleri oldu. Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın açılmaması halinde İran’ın enerji ve ulaşım altyapısını hedef alacağını söylemesi ve sosyal medyada “ Şu lanet boğazı açın, yoksa cehennemi yaşarsınız " gibi ifadeler kullanması, Washington’da şok etkisi yarattı. Bu çıkışın ardından hem Demokrat hem de bazı Cumhuriyetçi siyasetçiler, başkanın “akıl sağlığını” açıkça tartışmaya başladı. Senato azınlık lideri Chuck Schumer, Trump’ı “zincirlerinden boşanmış bir deli” olarak nitelerken, bağımsız senatör Bernie Sanders “tehlikeli ve zihinsel olarak dengesiz” olarak değerlendirdi. Demokrat senatör Chris Murphy ise Anayasa'daki 25. Ek Madde’nin (başkanın görevden alınması süreci) gündeme alınması gerektiğini söyledi. Daha çarpıcı olan ise, Trump’a yakınlığıyla bilinen isimlerden gelen kopuş sinyalleri. Eski Cumhuriyetçi kongre üyesi Marjorie Taylor Greene, Trump’ın “delirdiğini” savunarak yönetim içindeki isimleri müdahale etmeye çağırdı ve savaşın “Amerika’yı büyük yapmadığını, aksine kötülük olduğunu” söyledi. Marjorie Taylor Greene Kamuoyunda savaş karşıtlığı Bununla birlikte, CNN ve Pew Research Center tarafından aktarılan son üç yılın kamuoyu araştırmaları, Amerikan halkında yeni bir savaşa yönelik isteğin oldukça düşük olduğunu ortaya koyuyor. Afganistan ve Irak savaşlarının yarattığı uzun süreli yorgunluk, İran’a yönelik müdahaleye karşı temkinli bir yaklaşım doğurmuş durumda. Özellikle genç kuşaklarda ve kentli seçmenlerde “bu bizim savaşımız değil” görüşü öne çıkarken, ekonomik kaygılar da tepkileri artırıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte petrol ve doğalgaz fiyatlarının küresel ölçekte rekor seviyelere çıkması, savaşın ABD içindeki ekonomik etkisini daha görünür hale getirdi. Ekonomik maliyet büyüyor, tepkiler artıyor ABD basınına göre savaşın en somut etkilerinden biri hızla artan ekonomik maliyetler. Bloomberg ve Wall Street Journal gibi gazeteler, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından petrol fiyatlarının sert biçimde yükseldiğine, bunun ABD’de akaryakıt fiyatlarına ve enflasyona doğrudan yansıdığına işaret ediyor. Artan askeri harcamalar da tartışma konusu. Pentagon’un operasyonlar için milyarlarca dolarlık ek bütçe talep etmesi, zaten yüksek olan federal bütçe açığı üzerinde daha da baskı yarattı. Bu durum, özellikle Cumhuriyetçi Parti içinde “harcama karşıtı” kesimlerde rahatsızlık yaratmış durumda. Sahadaki insani ve askeri maliyetler de büyüyor. ABD askerlerinin doğrudan hedef haline gelmesi ve İran’ın karşı saldırıları, savaşın “düşük maliyetli” olmayacağını açık biçimde ortaya koymuş durumda. Bu tabloya tepki gösteren Demokrat temsilci Ro Khanna, savaşın ABD askerlerini gereksiz risk altına attığını ve derhal ateşkes sağlanması gerektiğini vurgularken, Senato Silahlı Hizmetler Komitesi üyesi Tim Kaine ise Trump’ın söylemlerinin “sorumsuz ve tehlikeli” olduğunu belirterek gerilimin düşürülmesi çağrısı yaptı. Bazı yorumcular ve siyasetçiler ise daha sert bir noktaya işaret ediyor: Savaşın hem ekonomik hem de insani maliyetinin, başkanın görevden alınmasını tartışmaya açacak düzeye ulaştığı. 25. Ek Madde'nin uygulanması çağrılarının artması da bu bağlamda değerlendiriliyor. Sokakta yeniden savaş karşıtı dalga ABD’nin büyük şehirlerinde başlayan protestolar, savaşın iç politik etkilerinin en görünür boyutunu oluşturuyor. Savaşın başından bu yana New York, Washington ve Kaliforniya da dahil olmak üzere birçok kentte binlerce kişinin katıldığı gösteriler düzenleniyor. Üniversite kampüslerinde ise Filistin yanlısı hareketlerle birleşen geniş bir savaş karşıtı hat dikkat çekiyor. Bu tablo, birçok yorumcu tarafından 2003 Irak Savaşı öncesindeki toplumsal mobilizasyona benzetiliyor. 28 Mart 2026'da Portland, Oregon'da İran'a dönük savaşa karşı protesto gösterisi. Medyada ve uzmanlarda kaygı hâkim ABD medyasında yer alan analizlerde, savaşın bölgesel bir çatışmanın ötesine geçme riski en çok vurgulanan başlık. Reuters ve Politico gibi kaynaklar, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü stratejik bir koz olarak kullanmaya devam ettiğine ve bunun ABD için ciddi maliyetler doğurduğuna dikkat çekiyor. Uzmanlara göre savaşın uzaması, yalnızca askeri değil siyasi sonuçlar da doğurabilir. ABD’nin Avrupa ve NATO müttefikleriyle yaşadığı görüş ayrılıkları derinleşirken, Trump’ın bu müttefiklere yönelik sert çıkışları ve NATO’dan çekilme tehdidi, Batı ittifakında da gerilimi artırıyor. Bu durum, ABD medyası tarafından endişeyle dile getiriliyor.

Go to News Site