Milliyet
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesi sona erdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları... Bize kimse gündem dayatamaz. Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarındaerken ya da ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. Bölgemizde krizler, çatışmalar ve büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz var: Ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeği büyütmek. Bunun dışındaki her tartışmayı boş ve gereksiz görüyoruz. Biz boş tartışmalarla değil, iş yapma, hizmet üretme ve milletimize fayda sağlama derdindeyiz. Kaynakları yatırıma, üretime ve kalkınmaya harcamak yerine usulsüz şekilde kullananlarla da hukuk çerçevesinde mücadele etmeye devam ediyoruz. "MUHALEFETİN 'İSRAF' DEDİĞİ YATIRIMLAR TÜRKİYE'Yİ AVANTAJLI KONUMA GETİRDİ" 27 Mart Cuma günü İstanbul’da önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptık. Dünya Ekonomik Forumu Ülke Stratejisi Toplantısı vesilesiyle küresel iş dünyasının üst düzey yöneticilerini Türkiye’de ağırladık. Toplantıya 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans, varlık yönetimi gibi farklı sektörlerden, toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan yatırımcılar iştirak etti. İlgili bakanlarımız toplantıda iş dünyası temsilcilerine Türkiye’nin yatırım iklimi, küresel değer zincirlerindeki konumu, sunduğu yatırım fırsatları ve ekonomik görünümü hakkında bilgi verdi. Muhalefetin “israf” diyerek, “ne gerek var” diyerek kötülediği yatırımlarımızın bugün Türkiye’yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getirdiğini görüyoruz. Türkiye’nin, uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Tabii burada bir hususun özellikle vurgulanması gerektiğine inanıyorum. Değerli arkadaşlar, İran’a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonomi yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleşiyor. Hürmüz Boğazı fiilen kapandı. Hürmüz, sıradan bir geçiş olmanın ötesinde, dünyadaki petrolün yüzde 20’sinin ve doğal gazın çok önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele sadece enerji de değildir. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik mamul de bu boğazdan geçmektedir. Yani Hürmüz’ün kapanması yalnızca bir sektörü değil; enerjiden tarıma, sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsmıştır. "TÜRKİYE KARAMSAR TABLONUN DIŞINDADIR" Mesela Avrupa’nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar artmıştır. Doğal gaz fiyatı yüzde 100, petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetmiştir. Dünyaya şöyle bir göz attığımızda, tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. "ENERJİDE KAYNAK ÜLKE ÇEŞİTLENDİRME POLİTİKASININ DEĞERİ ANLAŞILMAKTADIR" Ülkenin Basra’dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir enerji tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde 10’luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın, bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Muhalefetin yıllardır bizi eleştirdiği enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılmaktadır. Gübre ve ham madde tedariklerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergisini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde de gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transferini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. "HAVACILIK, DENİZCİLİK VE KARAYOLU TARAFINDA ÖNLEMLERİMİZ ALDIK" Yine sivil havacılık, denizcilik ve karayolu tarafında da önlemlerimizi aldık. Aziz milletim, biriktirdiğimiz rezervlerimiz aynı şekilde yeterli ve güçlüdür. Dış borcumuzun ve toplam dış finansman ihtiyacımızın millî gelire oranı tarihsel ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine, merkez bankası rezervlerinden bankacılık sektörümüze kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam bir noktadayız. "EŞEL MOBİL SİSTEMİNİ DEVREYE ALDIK" Bunlara ilaveten, krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz. Savaşın başlamasından sadece beş gün sonra eşel mobil sistemini devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet, eşel mobil sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından, özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Ancak biz, üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi güçlü desteklerle koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz. Hafta sonu yeni bir paketi daha kamuoyumuzla paylaştık. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkânını devreye aldık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum. ENFLASYON PROGRAMINDA DEĞİŞİKLİK YOK Enflasyon programımızda da herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi istihdamın, üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın. İstihdam artıyor. Türkiye, stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle, İstanbul Finans Merkezi ile ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantımızda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık. Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye’nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazıldı. Enerji nakil hatlarında daha güvenli alternatifler konuşulmaya başlandı. Talimatlarımız doğrultusunda ekonomi kurmay ekibimiz şu an Türkiye’yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmaktadır. TÜRKİYE 5G TEKNOLOJİSİYLE BULUŞTU Türkiye, nisan ayına 5G teknolojisiyle buluşmanın gururuyla girdi. Hatırlarsanız 5G’nin hazırlıklarını bundan 10 yıl önce, 2016’da başlatmış, 2018’de ilk testlerimizi yapmıştık. 2019’dan sonra Gazi Meclisimizde, stadyumlarımızda ve çeşitli alanlarda denemeler gerçekleştirdik. 10 yıllık dönemde, yaygın kapsama hedefiyle kırsal bölgelerden şehir merkezlerine kadar Türkiye’nin dört bir yanını 5G altyapısıyla donattık. 1 Nisan itibarıyla 81 il merkezimizde hizmete aldığımız 5G’yi, inşallah iki sene içinde ülkemizin her karışında hizmete sunacağız. Ülkemizin önünde iletişimin yanı sıra ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime kadar birçok alanda yeni fırsat pencereleri açacak 5G teknolojisinin tekrar hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyoruz.
Go to News Site