Collector
Dr. Çiğdem Bayraktar Ör’ün düşündürdükleri… | Collector
Dr. Çiğdem Bayraktar Ör’ün düşündürdükleri…
BirGün Gazetesi

Dr. Çiğdem Bayraktar Ör’ün düşündürdükleri…

Belge ve inandırıcı kanıtlara dayanmayan, açık ve gizli tanık itiraflarının iftiralara dönüştüğü, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere İBB dosyası ve diğer tutuklanan CHP’li Belediye Başkanlarının dosyaları incelediğinde ve 16 gündür neden tutuklu olduğu açıklanamayan BirGün Muhabiri İsmail Arı’yla, Merdan Yanardağ ve Alican Uludağ’ın konumlarına bakıldığında , ülkemizin anayasaya göre yönetilmediği görüyor… **** Mevcut anayasa maddelerinin verdiği hakların uygulanmadığını, maddeleri sıralayarak bilginize tekrar sunuyorum… • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10. maddesi , " Kanun Önünde Eşitlik " başlığıyla, herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ayrımı gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğunu hükme bağlar. “Hiçbir kişiye, aileye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz ve devlet organları bu ilkeye uymakla yükümlüdür… “der! • Anayasa’nın düşünce ve ifade özgürlüğünü temeli olan 25.maddesi, Düşünce ve Kanaat Özgürlüğünü, 26 . Maddesi ise; Düşünceyi Açıklama ve Yayma Özgürlüğünü güvence altına alır… Bu maddeler, herkesin düşüncelerini serbestçe açıklama, haber alma ve yayma hakkını resmi müdahale olmaksızın korur… • Anayasa'nın 28. Maddesi, ifade ve basın özgürlüğünü güvence altına alan bir haktır. Bu hak, demokratik toplumlarda çoğulculuğu ve bireylerin doğru bilgilendirilmesini sağlar. Haber alma hakkı , bireylerin kamu otoritelerinin müdahalesi olmadan bilgi, fikir ve haberlere serbestçe ulaşabilmesi, alabilmesi ve yayabilmesi özgürlüğüdür… Anayasa’ya göre haber alma hakkı , bireylerin kamu otoritelerinin müdahalesi olmadan bilgi, fikir ve haberlere serbestçe ulaşabilmesi, alabilmesi ve yayabilmesi özgürlüğüdür… **** • Bireyin yaşam hakkı kadar önemli olan Anayasa’nın 36. Maddesi’nin uygulanmaması, bugün yaşananların gerçek nedenini anlatıyor… Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir… Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak, iddia ve savunma hakkının birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınmasını emretmesindendir… Bu hak; bağımsız/tarafsız mahkeme, makul sürede yargılanma , masumiyet karinesi, aleni yargılama ve gerekçeli karar gibi, temel ilkeleri kapsayan, adil bir süreci güvence altına alan, vazgeçilemez anayasal bir haktır… **** Anayasa'nın temel maddelerinin yok sayılmasının nedeni, iktidarın çöken ekonomiye, kaybedilen tarım topraklarına, can ve mal güvencesi olmayan, üstelik aç ve işsiz kalan yurttaşa, Yunanistan’a verilen adalara ve askıya alınan demokrasiye, laik sistemin yok edildiği ucube rejime, medreselerin açılmasına, hukuk kurallarının uygulanmamasına karşı çıkanları susturmak adına yapıldığı açıktır… **** Böyle bir uygulama, tam da bir savaşın olduğu zamanda yapılıyor! Savaş bahanesiyle yurttaşların özgürlükleri yok sayılıyor… İran/İsrail-ABD savaşı her gün başka bir hal alıyor… Trump’ın açıklamalarından anlaşılan, “savaşın geldiği noktada İsrail/ABD’nin kaybetme” eğilimine girdiği… **** Bu vesile, çalışmalarındaki başarıyı takdirle izlediğim akademisyen Dr. Çiğdem Bayraktar Ör’ ün İsrail ve Siyonizm üzerine yaptığı araştırmalarını, düşüncelerimize katkı sunacağı bilerek paylaşmak isterim… Çiğdem Bayraktar Ör; “İsrail’in ortaya çıkışı ve İran-İsrail çatışmasının temel nedenlerini, tarihsel, ideolojik ve jeopolitik bir çerçevede” ele alıyor… Bu yaklaşımla “Siyonizm’i” yalnızca bir milliyetçi hareket değil, aynı zamanda Ortadoğu’nun güç dengelerini değiştirmeye çalışan küresel bir siyasi yayılmacılık projesi olarak değerlendiriyor... Birinci Dünya Savaşı sonrası İngiltere’nin bölgedeki politikaları ve “ Balfour Deklarasyonu” gibi gelişmeler, bu hedefin hayata geçirilmesinde kritik rol oynadığını hatırlatıyor… **** 1979 İran İslam Devrimi sonrasında İran yönetimi İsrail’i tanımadığını ilan etmiş ve Filistin meselesini dış politikasının merkezine yerleştirmişti... Bu durum, İran’ın İsrail karşıtı blokta konumlanmasına yol açmış, aynı dönemde İran, Lübnan’daki Şii gruplar ve Hizbullah gibi yapılar üzerinden İsrail’e karşı dolaylı bir mücadele hattı oluşturmuştu... Gelişmeler İsrail’in, İran’ı doğrudan güvenlik tehdidi olarak görmesine neden olmuştu… **** İsrail, Ortadoğu’da askeri ve teknolojik üstünlüğünü korumak isterken İran da bölgesel güç olma iddiasını sürdürmektedir… İran’ın Suriye, Lübnan ve Filistin’deki etkisi, İsrail tarafından çevreleme olarak algılanırken; İran’da İsrail’i, emperyalist Batı’nın bölgedeki ileri karakolu olarak değerlendirmektedir… Karşılıklı algılar, çatışmanın ideolojik boyutunu daha da sertleştirmektedir. **** Sonuç olarak Çiğdem Bayraktar Ör, “Siyonizm’i İsrail devletinin kuruluş mantığını belirleyen emperyal yayılmacılığın temel ideolojisi” olarak görüyor… Bu nedenle İsrail’in durmaksızın genişlemek, yayılmak ve çevresini ele geçirmek için uğraş vereceğine dikkat çekiyor… Ve İran-İsrail çatışmasını, ideolojik karşıtlığın, bölgesel güç mücadelesinin ve Filistin meselesinin birleşmesiyle ortaya çıkan çok katmanlı bir rekabet olarak açıklamak gerekiyor… Bu nedenle çatışma yalnızca iki ülke arasındaki askeri gerilim değil, Ortadoğu’nun siyasi, mülki düzeni ve güç dengeleriyle, doğrudan bağlantılı tarihsel bir mücadele niteliği taşımakta… **** Türkiye, uzun sürecek bir çatışma ve çelişki ortamının içinde kalacak… Bu durumun farkında olunmadığının gerekçesi, “NATO’ya Anadolu topraklarında ordu kurmasına fırsat verilmesi, daha da vahimi Montrö’yü bozacak, enerji alımlarını sekteye uğratacak, Rusya ve İran’la olan dostluğumuzu askıya alacak” kararlara katılma niyeti… Tekrarda yarar var. Çare yeni bir yönetim için erken seçimdir…

Go to News Site