Collector
Haydutlar saldırdı, İran direndi: Tehditler savuran Trump ateşkes teklifine nasıl mecbur kaldı? | Collector
Haydutlar saldırdı, İran direndi: Tehditler savuran Trump ateşkes teklifine nasıl mecbur kaldı?
soL Haber

Haydutlar saldırdı, İran direndi: Tehditler savuran Trump ateşkes teklifine nasıl mecbur kaldı?

28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla birlikte bölgede uzun süredir artan gerginlik açık bir cephe hattına dönüştü. Gerginlik yükseldiği sırada yani daha en başta bölge ülkelerine uyarı yapan İran, saldırılara destek olan, ABD'ye üslerini açan ülkelere misillemelere başladı. Bir yandan Körfez'deki ABD üslerini vuran İran, İsrail'i de yoğun füze atışlarıyla kademeli olarak hedef aldı. Nükleer müzakereler sürerken İran'a saldıran, dünya kamuoyuna bu saldırıların sebebini anlatamayan ABD ve İsrail ise tam da bu yüzden başından beri net hedefler belirlemedi, belirleyemedi. Sis perdesi içinde bulduğu her yere saldıran haydutlar ilk günden itibaren yerleşim yerlerini, öğrencileri, altyapıyı ve nükleer santrali hedef aldılar. Özellikle ilk hafta hedef alınan siyasetçi, lider ve komutanlar nedeniyle rejimin değişeceği, muhaliflerin ülkeyi devireceği beklentisi kısa sürede boşa düştü. Savaşı genişletme adımları da tüm çabalarına rağmen gerçekleşmedi. Buna öfkelenen İsrail, İran savaşını olanağa çevirme adına Lübnan'a yönelik hava ve kara saldırılarına başladı ancak burada da çok güçlü bir Hizbullah direnişiyle karşılaştı. "Her şeyden önce iş adamıyım" diyerek meseleyi özetleyen ABD Başkanı Donald Trump ise saldırılar boyunca sürekli çelişkili açıklamalar yaptı. Sözüne güvenilmez isim, uluslararası hukuku tanımadığını övünerek dile getirdi, önüne gelene hakaret ve tehditler yağdırdı. Saldırıların gün gün hangi cephelerde nasıl sürdüğünü soL'da anlattık. Ancak bazı önemli gelişmelerin savaşın seyrini etkilediği ortada. Gelin 40. günde ateşkese uzanan sürecin kritik başlıklarını bir kez daha hatırlayalım. İsrail'in hava savunması yetersiz kaldı, ABD kayıplarını gizleyemedi Gün geçtikçe İran'ın füze kapasitesinin azalacağı beklentisinin gerçek olmadığı anlaşıldı. İsrail'e ve Körfez ülkelerine misillemelerine devam eden İran, aksine kullandığı füzelerin gücünü son dönemde artırmaya başladı. Körfez ülkelerindeki üslerin, radar sistemlerinin hedef alınması ve ABD'nin gözünün kör edilmesi yle bağlantılı İsrail'e düşen füze sayısı arttı. Yıllardır sürekli övülen "Demir Kubbe"nin delinmesiyle hava savunma sistemi tartışma konusu oldu. İran'ın radar darbeleri İsrail'i korunaksız bıraktı. Trump neredeyse her açıklamasında İran'ın tüm donanma ve füze kabiliyetini "bitirdiklerini" söylese de buna rağmen ABD'nin bölgedeki kayıpları gizlenemedi. Bu sırada hem ABD basını hem de İsrail basını, İran'ın füze rampalarını nasıl hızla onardığını anlatan haberler yayınlamaya başladı. Bir taraftan da Trump, Hürmüz Boğazı'na sıkıştı. İran'ın saldırılardan önce açık olan Boğaz'ı ABD-İsrail müttefiklerine kapatmasıyla yüzlerce gemi Basra Körfezi'nde kaldı. Tüm dünyada enerji arzı etkilendi, petrol fiyatları ABD dahil yükseldi. İran stratejik noktaları hedef aldı İran, nükleer tesisleri ve altyapısının hedef alınmasına yanıt olarak hem Körfez ülkelerindeki stratejik noktaları füze ve İHA'larla vurdu, hem de İsrail'de askeri tedarik zincirinin önemli halklarından biri olan fabrika ve savunma sanayi bağlantılı tesisleri bombaladı. Bunlardan biri Lübnan'da da kullanılan fosfor bombasını üreten tesisti. ABD'nin tek tedarikçisi olan Dimona'daki kimya tesisi hasar aldı. Taktik İHA sistemleri üreten İsrail'in kritik savunma şirketi Aero Sol'un ise üretim tesisinin ağır hasar aldığı açıklandı. soL, saldırıların başından bu yana ABD ve İsrail'in gizlemeye çalıştığı gerçekleri, İran'da yaşananları gözler önüne serdi. Gerçeklerin ortaya çıkması, direnen halkların kazanması için siz de soL'a güç verin, abone olun. ABONE OL ABD filosuna darbe Geçtiğimiz hafta ise son darbe ABD filosuna vuruldu. Düşen, imha edilen ve hasar alan uçaklar ile pilotların durumu bir yana, saatler boyunca açıklama dahi yapmayan ABD için büyük bir prestij kaybı yaşandı. ABD'nin önüne kimsenin duramayacağı fikrinin üzeri de yeniden çizilmiş oldu. Bu skandal ancak büyük bir "kurtarma operasyonu" yalanıyla kapatılabilirdi fakat dünya kamuoyu anlatılan hikayeye inanmadı. "Kara operasyonu" yapılacağı iddiaları yerini "kurtarma" hezimetine bıraktı. Öykünün arkasını kazıyınca ortaya çıkan "başarısız nükleer kaçırma girişimi" iddialarınıysa soL'da Ali Ufuk Arikan dillendirmişti. ABD-İsrail'de çatlaklar büyüyor Gelinen tablo ABD'deki iç krizleri yeniden gündeme getirdi. On binlerce kişinin "Krallara Hayır" diyerek sokağa çıktığı ülkede, Trump yönetimi çareyi görevden almalarda buldu. Filistin, Lübnan ve İran’a bomba yağdırıp katliamlara imza atan İsrail'de de durum farklı değil. Tüm bu güç gösterisine karşın Netanyahu ve ekibi içerde ciddi bir krizle karşı karşıya. Asker ihtiyacı üzerinden ordu ile iktidar, İran ve Hizbullah füzeleri nedeniyle de halk arasındaki tansiyon yükselmiş durumda. Bu tabloya bir de son günlerdeki idam kararı tartışmaları eklendi. Ülkede savaşın maliyeti de kabardı. Bu sıkışmalar saldırganları "geçici ateşkes"e ittirdi. Kazandığını söyleyemeyen, bölgeden çekilemeyen haydutlar şimdilik müzakere masasına oturmaya hazırlanıyor. Cuma günü başlaması beklenen görüşmelerden önce Netanyahu, Lübnan'a saldırmaya devam edeceğini söyleyerek soykırım girişimlerine sürdüreceğini şimdiden duyurdu. Bundan sonrası biraz da İran'ın alacağı tutumla birlikte şekillenecek. Öte yandan daha önce yaptıkları gibi ABD-İsrail'in masayı terk etme ihtimali de var. Kesin olan şey saldırılara direnip dün santraller önüne dikilen İran halkının teslim olmanın çok uzağında durduğu gerçeği. İsrail ve ABD tüm teknolojik ve askeri gücüne rağmen, halkın ördüğü bu duvarı aşabilecek gibi görünmüyor.

Go to News Site