BirGün Gazetesi
Turgut Dedeoğlu - DİSK BASIN-İŞ Genel Başkanı Gazetecilik, hiçbir dönemde tamamen risksiz bir meslek olmadı. Ancak bugün gelinen noktada, riskin doğası değişmiş görünüyor. Artık mesele yalnızca haberin doğruluğunu teyit etmek değil; o haberin “hangi koşullarda suç sayılabileceğini” de hesaplamak. Türk Ceza Kanunu’nun 217. maddesiyle hayatımıza giren “hatalı bilgiyi alenen yayma suçu”, kâğıt üzerinde dezenformasyonla mücadele amacı taşıyor. Ne var ki uygulamaya bakıldığında, bu düzenlemenin en çok gazeteciler üzerinde etkili olduğu görülüyor. Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın tutuklanması, bu durumun güncel ve çarpıcı örnekleri. Burada asıl sorulması gereken soru şu: “Gerçek” nedir ve kim tarafından belirlenir? Çünkü sorun, yalnızca yanlış bilginin yayılması değil; doğru bilginin ne olduğuna kimin karar verdiği meselesidir. Hukuki metinlerdeki muğlak ifadeler, bu soruyu daha da kritik hale getiriyor. Zira belirsizlik, çoğu zaman özgürlük alanını genişletmez; daraltır. İktidar cephesi, düzenlemenin gazeteciliği değil, kamu barışını hedef alan kasıtlı dezenformasyonu cezalandırdığını savunuyor. Ancak pratikte ortaya çıkan tablo, bu ayrımın her zaman korunamadığını gösteriyor. Özellikle eleştirel haberlerin “dezenformasyon” başlığı altında değerlendirilmesi, gazetecilik faaliyetini doğrudan hukuki risk alanına taşıyor. Bugün medya düzeni yalnızca içerik üretimiyle değil; aynı zamanda içerik üzerindeki denetim mekanizmalarıyla da şekilleniyor. İnternet yasaları, düzenleyici kurumlar ve yargı kararları bir araya geldiğinde, ortaya daha merkezi ve kontrollü bir yapı çıkıyor. Bu yapı içinde gazeteci, yalnızca haber peşinde koşan biri değil; aynı zamanda sürekli sınırları test eden bir aktör haline geliyor. Sonuçta gazetecilik, giderek daha fazla “neyin söylenebileceği” sorusu etrafında sıkışıyor. Oysa demokrasilerde asıl ihtiyaç duyulan şey, bu sorunun mümkün olduğunca geniş bir çerçevede tartışılabilmesidir. Hakikat, tek bir merkezden belirlenmeye başladığında, gazeteciliğin varlık nedeni de tartışmalı hale gelir. Belki de bugün en temel mesele şu: Gazeteciler gerçeği mi arıyor, yoksa tanımlanmış bir “gerçek” içinde mi hareket etmeye zorlanıyor? Bu sorunun yanıtı, yalnızca gazeteciliğin değil, kamusal tartışma alanının geleceğini de belirleyecek. Hakikatin tasfiyesi, rejimin tahkimi
Go to News Site