BirGün Gazetesi
Kıvanç EL - Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı İktidarın medyayı kontrol altına alma girişiminin 20 yıllık hikâyesi var. Medya savaşları yaşandığı dönemde hatırlayın Doğan Grubu-Sabah Grubu kavgası, Doğan Grubu-Cem Uzan grubu kavgalarında bir diğer tarafa hükümetin el koyması durumunda diğer grup sessiz kaldı. Doğal olarak süreç içinde o gün alkışlayanlar yarın hedef haline geldi. TMSF üzerinden ya da vergi denetimleri ile medya tamamen kontrol altına alınıp el konulup iktidara akın isimlere satıldı. Bu 15 -20 yıllık süreçte geldiğimiz noktada medya neredeyse tam kontrol halini aldı. Bugün geldiğimiz noktada iktidar, yasal düzenlemeler ve akreditasyon uygulamaları ile medyayı tamamen kontrol etmiş durumda. Bu kanallar WhatsApplardan gönderilen haberlerin dışına ne yazık ki çıkamamakta, bu kontrolün dışına çıktıkları zamanlarda da hedef haline getirilmektedir. Elbette bu kanallar izlenmiyor, gazeteler satılmıyor, siteleri çok takip edilmiyor. İktidara yakın olup gazetecilik çerçevesinde habercilik yapan internet siteleri de var. Hiç yok demek yanlış olur. Ancak genel olarak birçok kurum ne yazık ki halkın haber alma hakkına değil iktidarı üzmeme hakkına riayet ediyor. Bununla mücadelenin tek yolu alternatif, muhalif ya da nasıl tanımlarsanız tanımlayın bağımsız gazetecilik yapmaya çalışan mecralara destek vermek. Abone olmak, takip etmek ve bu tarz gerçeğin peşinde koşan, gazetecilik yapan yerlere destek vermek gerekiyor. Başka türlü bu basın kuruluşlarını güçlendirmenin imkânı yok. Dünyada benzer örnekleri var. Haber üretimi zor ve maliyetli bir süreç. Bu nedenle gazetecilik faaliyetlerinin halktan alınan desteğe ihtiyacı var. Tutuklu gazeteciler konusuna gelirsek bu başlık ülkemizin kanayan yarası. Temel bir basın ve ifade özgürlüğü yani demokrasi problemi. “Gazetecilik Suç Değildir!” diye üzerine basa basa vurgu yaparken aslında hem meslektaşlarımızın haksız tutukluluğuna karşı duruyoruz hem de ülke demokrasisi için mücadele ediyoruz. Gazeteciler halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, Cumhurbaşkanına hakaret, terörle mücadele kanunu gibi bir dizi düzenlemeyle hedef haline getiriliyor. Gazeteciler, meslek örgütleri bu düzenlemelere karşı mücadele ediyor, gündem yapmaya çalışıyor. Ancak bu sadece gazetecilerin sorunu değil. Toplumun da buna ses çıkarması gerekiyor. Halkın haber alma hakkı için mücadele ederken halkın da bu hakkına sahip çıkması şart. Barolar, siyaset, STK’ların bu mücadeleye destek vermesi ve sadece açıklama ve eylemlerin değil somut çalışmaların yapılması gerekiyor. (Yasal düzenlemeler hazırlama, gazeteci yargılamalarını izleme, hukuki sorunları net şekilde tespit ederek gündem yapma vs. gibi…) Yani sadece gazetecilerin gazetecilik haklarını savunması yetersiz kalır. Buna tüm toplumu, demokrasinin tüm paydaşlarını dahil etmek, onların da dahil olması gerekir. Son günlerde bu biraz başarıldı. Bu nedenle tutuklu gazeteciler gündem oluyor. Bezmeden, yılmadan gerekirse 1000 defa aynı cümleyi kurarak ısrar etmek ve bu konuyu gündemde tutmak gerek. Ayrıca bir de tutuklu gazetecileri yalnız bırakmamak gerek. Mektupsa mektup, aileleri ile iletişimse iletişim. Mutlaka kısa bir “senin yanındayız” demek bile önemli. Güvenceli gazetecilik ve yargısal tehdit altında olmayan gazetecilik halkın haber alma hakkına ve dolayısıyla basın özgürlüğüne katkı sağlayacak. Bunun bilincinde olan siyasi iktidarlar tam tersi adımlar atmayı sürdürüyor. Yarın iktidar değiştiği takdirde de bu sistemin ve düzenin devam etmemesi için basın meslek örgütleri çalışmalarını tamamlayıp demokratik düzene geçişin adımların atmaya zorlamalıdır. Hakikatin tasfiyesi, rejimin tahkimi
Go to News Site