soL Haber
Önce havuz medyasında 2040 yılında Türkiye’de sigaranın sonunun geleceğini duyuran, hemen ardından tüm medyaya yayılan haberlerde, "AK Parti grubunun Sağlık Bakanlığı'yla koordineli hazırladığı yasa teklifi taslağı"yla ilgili bazı detaylar ortaya döküldü. İlgili meslek örgütlerinin görüşüne başvurulmayan, toplumla paylaşılmayan bu gizemli kanun hazırlığıyla ilgili , ulusötesi tütün ve nikotin şirketlerinin müdahalesi, yanlış analizler ve sahte çözümler konusundaki eleştirilerimizi daha önce dile getirmiştik . Bu kanun teklifini, uzun süredir elektronik sigara, ısıtılan tütün ürünü ve nikotin kesesi gibi yeni nesil tütün ve nikotin ürünlerinin yasallaştırılması yönünde Türkiye’de iktidarın üzerinde artan baskının bir mahsulü olarak niteleyebiliriz. Bu aşamada, medyaya yansıdığı kadarıyla üç meseleyi vurgulamak önemli. Kapalı sigara içilen alanların geri dönüşünden utanç duyan yok mu? Cumhuriyet tarihinin en büyük halk sağlığı hamlesi olarak sunulan kanun teklifinin yeme içme işletmelerinde kapalı sigara içme bölmelerinin oluşturulmasına dair hüküm içerdiğini okuduk. Oysa, Türkiye’nin taraf olduğu Dünya Sağlık Örgütü Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi’ndeki (TKÇS) taahhütler gereği, kapalı kamusal ortamlarda yüzde 100 dumansız hava sahası ilkesi 2008 yılında 4207 sayılı Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun ile güvenci altına alınmıştı. Dünyada da sigara içme bölmelerinin yok edilmesi için verilen mücadele artık çok geride kalmış, konu kapanmıştır. Esas olan, dayanağını sağlık hakkı ve halk sağlığı ilkelerinden alan istisnasız, yüzde 100 dumansız hava sahasıdır. Kanun teklifinde ise, bununla ilgili uygulama, denetim ve yaptırımlarda yaşanan sorunları çözmek yerine, TKÇS’nin gerisine düşülmesi utanç vericidir. Yeni nesil tütün/nikotin ürünleri serbestleşiyor mu? Medya yansımalarından, Türkiye’de bugüne kadar üretimi ve ticareti yasak olan elektronik sigara, ısıtılmış tütün ürünü ve nikotin poşetlerinin de mevzuattaki tütün ürünü tanımına dahil edileceği anlaşılıyor. Bir yandan, 14 yıl sonra tüm tütün ürünlerinin üretim, ticaret ve kullanımının yasaklanacağı iddia edilirken, diğer yandan, açıkça ifade edilmese de, 14 yıl boyunca bu ürünlerin de, tütün ürünü tanımında yer alan ve halihazırda yasal piyasada bulunan diğer ürünlerle birlikte, ruhsatlandırılarak piyasaya arzına izin verileceği anlaşılıyor. Diğer bir deyişle, Türkiye’deki tütün salgınını daha da alevlendirecek yeni nesil tütün ve nikotin ürünlerinin yasal piyasaya girişine izin verileceğinin işareti verilmiş bulunuyor. '2040’da tütüne son' kimin serabı? Türkiye’de tütün tüketimi hacmi ve sıklığı hızla yükseliyor. Yıllık sigara tüketimi son 12 yılda yüzde 4,8 yıllık artış hızıyla büyüyerek 2025’te 160 milyar adete ulaştı. Türkiye Hanehalkı Sağlık Araştırması 2023 verilerine göre Türkiye’de tütün kullanma oranları erkeklerde yüzde 46,1, kadınlarda yüzde 23,6, her iki cins için yüzde 34,8. 2012-2023 arasındaki 11 yıllık süreçte erkeklerde 4,6 puan, kadınlarda 10,5 puan, her iki cinste 7,7 puan artış var. Kadınlardaki artış oranı yüzde 80,2. Bu hacim ve sıklık verileri dünya ortalamasının hem çok üzerinde hem de yönü farklı; düşmüyor, artıyor. Bir başka deyişle, müsamahakâr politikalar eşliğinde Türkiye’yi dünyadaki sayılı sigara üretim, iç ve dış ticaret üssü haline getiren ulusötesi şirketlerin serabı gerçek oldu. Bu tablo karşısında, şirketlerin tütün arzını büyütme stratejilerine ket vuracak hiçbir önlemi dile getirmeden, tütün tarımının geleceği ve tütün köylüsünün geçimine çözüm getirmeden, ulusötesi şirketlere tanınan hukuki güvencelere değinmeden, 2040’ta tüm tütün ürünlerinin üretim ve ticaretinin yasaklanacağına ilişkin bir söylem veya olası bir kanun hükmü “grotesktir” demek yetmiyor. Groteskin ötesine geçiş bu. Üzerinde uzlaşma sağlanmış Dünya Sağlık Örgütü kaynaklı tütün kontrolü ilkeleri, politikaları ve uygulama önerileri arasında da, uluslararası literatürde de, bu tür bir yasaklama yok. Günümüzde, tütün tüketimini hızla aşağı çekmeyi hedefleyen “sonlandırma stratejileri” genellikle, tüketimi yüzde 5’in altında sönümlendirme veya nesile dayalı satış yasakları gibi yöntemler şeklinde tanımlanıyor. Toplumsal, bilimsel, siyasi ve mesleki tepki gerekli Bağımlılıkla mücadele politikası tütün kontrolünü yutmuştu. Şimdi bu kanun teklifi ile üzeri tamamen çiziliyor, TKÇS kadük ilan ediliyor, çocuklar gençler sermayenin kâr hırsına teslim ediliyor. Geçen sene kenevirli ürün üretimi ve ticaretini yasallaştıran kanun değişikliği bir ay gibi kısa bir süreçte, itirazlar dikkate alınmadan TBMM’ye getirildi ve kanunlaştı. Aynı senaryonun bu düzenleme için de oynanma olasılığı yüksek. Acilen, toplumsal, bilimsel, siyasi ve mesleki tepkilerin mümkün olan tüm mecralarda dile getirilmesi ve gidişatı önlemeye yönelik örgütlenmesi gerekiyor.
Go to News Site