soL Haber
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan , Anadolu Ajansı Editör Masası' nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. İran savaşında yaşananlara, ateşkes sürecine ve İsrail’in attığı adımlara dair konuşan Fidan’ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle: 'Sorun bundan sonra Hürmüz'ün regülasyonuyla ilgili' "Geldiğimiz noktada ABD'liler daha net bir açıklama yaptılar. Taraflar başlangıç pozisyonlarını ortaya koydular. Her zaman için bir İsrail oyunbozanlığı var. Her iki taraf da ateşkes konusunda samimi. Hürmüz Boğazı savaşın bölgesel bir savaş olmadığını küresel etkilerinin olduğunu gösteriyor. Benim gördüğüm serbest geçişle ilgili bir sıkıntı olmaz ama şu an da bundan etkilenen ülkeler Avrupalılar işte biliyorsunuz Çin, Hindistan, Kore buradan gelen enerjiyle ayakta duruyorlar. Fiyatlara yük bindiği gibi enerji arzında da sıkıntı olabilir bu krizle beraber. Ben müzakereler sonuçlandığında Hürmüz Boğazı ile ilgili, bir sorun kalacağını düşünmüyorum. Yeter ki müzakereler sonuçlansın. Ben Hürmüz'ün açılmasıyla ilgili bir sorun görmüyorum. Sorun bundan sonra Hürmüz'ün regülasyonuyla ilgili bir öneri getirecek mi birisi. Benim konuştuğum bölge ülkeleri tek bir konuda endişeliler. Savaştan önceki rejimin savaştan sonra da korunmasını istiyorlar. Şimdi esas itibarıyla, şimdi müzakere edilen konu başlıklarına baktığımız zaman bunların 15 gün içerisinde nihai bir imzalanacak belgeye bağlanması teklif olarak da çok fazla mümkün olmayabilirdi. Biz her zaman için bir arada onun ipucunu vermiştik. Taraflar iyi giderlerse ilave bir ateşkes gündeme gelebilir; 45 gün, 60 gün ki müzakereler devam edebilsin, bu esnada sorunları çözebilsinler." 'Özellikle zenginleştirmeyle ilgili ciddi bir engelle karşılaşabiliriz' "Şimdi şöyle bir husus var, nükleer konusunda olay ya hep ya hiçe dönerse, özellikle zenginleştirmeyle ilgili konuda, orada bir ciddi engelle karşılaşabiliriz diye düşünüyorum. Ama inşallah bunu da şimdi bazı arabulucuların, diğer ülkelerin de desteğiyle aşmaya çalışacağız. 7 Ekim'den sonra başlayan süreçte İsrail'in ortaya koyduğu yayılmacı politika ve bu politikayı devam ettirmesi kırılgan olan zemini daha da kırılgan hale getiriyor. Lübnan'daki İsrail işgaline baktığımız zaman İsrail'in bölgesel yayılmacılığının bir parçası olarak ortaya çıkıyor. İsrail Lübnan'da belli bir nüfusun yer aldığı bölgeyi bombalıyor. Bu geniş yayılma hamlesiyle yerlerinden edilmiş insanların aslında çok daha büyük bir trajedinin parçası olduğunu görüyoruz. Bu bölgesel bir çatışmayı gündeme getirebilir. İsrail kendi yapmadığı bir şeyi Lübnan'dan bekliyor. Hizbullah'ı silahsızlaştırma. Lübnan Hükümeti'nin gücü buna yetmez. Burada topyekûn bir ulusal çözümün yer alması gerekiyor." 'Suriye'de büyük bir sorun alanı görüyoruz' "Suriye’de büyük bir sorun alanı görüyoruz. Bu bizim için büyük risk. İsrail, İran’da yürüyen savaştan dolayı Suriye’ye karşı bazı şeyleri yapmıyor ama bu, olmayacağı manasına gelmez. Zamanı geldiğinde yapmak isteyecektir." 'İran’dan sonra İsrail, düşmansız yaşayamaz' "Bizim Gazze, Lübnan ve bölgeyle ilgili tutumumuz, İsrail’in yayılmacı politikasıyla zıt durumda. Türkiye’nin kullandığı yöntem herkesten farklı olduğu için Cumhurbaşkanımızın dünya ölçeğindeki liderliği ve Türkiye’nin geliştirdiği iletişim ağı, İsrail’i altüst eden bir husus. Tüm bunların üzerine, İsrail’in Türkiye’ye saldırması anlaşılabilir hale geliyor. İran’dan sonra İsrail, düşmansız yaşayamaz. Sadece Netanyahu değil, muhalefette olanların da Türkiye’yi yeni düşman ilan etme arayışında olduklarını görüyoruz."
Go to News Site