Collector
Tenis kortlu ve havuzlu madenci lojmanları nasıl patronlara peşkeş çekildi: Çayırhan'ın öteki yüzü | Collector
Tenis kortlu ve havuzlu madenci lojmanları nasıl patronlara peşkeş çekildi: Çayırhan'ın öteki yüzü
soL Haber

Tenis kortlu ve havuzlu madenci lojmanları nasıl patronlara peşkeş çekildi: Çayırhan'ın öteki yüzü

Özelleştirme İdaresi önünde yankılanan sloganların gölgesinde, Ankara'nın yanı başındaki Çayırhan'da devasa bir tarih ve emek mirası el değiştirdi. Madencilerin yerin metrelerce altından çıkardığı değerle inşa edilen, içinde tenis kortları, yüzme havuzları ve oteller barındıran cennet gibi lojmanlar, 20 milyar liralık ihale bedelinin içinde sermayeye adeta hediye edildi. Bir zamanlar depremzedelere yuva olan, cumhuriyetin sosyal devlet anlayışının yansıması bu tesisler, şimdi patronların iki dudağı arasından çıkacak kararları bekliyor. Takvimler 4 Mart 2025 tarihini gösterdiğinde Özelleştirme İdaresi önünde "Çayırhan halkındır, satılamaz" sloganları duyuluyordu. İçeride patronlar koca bir pastayı nasıl bölüşeceklerini tartışırken, madencilerin geleceği belirsizliğe düğüm attı. Çayırhan'daki lojmanlardan... Ama bunun bir de öncesi var. Çayırhan, Ankara'ya yaklaşık 140 kilometre uzaklıkta, içinde hem kömür madeni hem termik santrali olan eski belde belediyesi, şimdilerde ise mahalle statüsünde bir yer. Biraz da abartacak olursak, Sarıyar Barajı kenarında işçi lojmanlarıyla cennetten bir köşe dedikleri bir yer. Çayırhan'daki bu özelleştirme fırtınasının geçmişte de bir izi var. 2000'li yılların başında gerçekleştirilen özelleştirme dalgasıyla Ciner Grubu'na satılan bu devasa alan, daha sonraki süreçte yeniden kamuya dönerek Türkiye Kömür İşletmeleri'ne ait bir şirket tarafından yönetilmeye başlanmıştı. Yani 2025'teki büyük devir teslimden önce de burası sermaye ve kamu arasında el değiştirmişti. Karşıda görünen sosyal tesislerden bir tanesi. Göl kenarında eski türlü bir eğlence mekanı. Bir de "Çevre bize emanet" uyarısı... Sonrasında yeniden gelen özelleştirme gündemine aslında madenciler alışıktı. Ne yaşayacaklarını, neyle karşılaşacaklarını biliyorlardı, o yüzden de dört elle sarıldılar madene, ocağa, santrale ve lojmanlara. Ne yalan söyleyelim, ilk grev zamanı gittiğimizde yok edilmiş, cumhuriyetin camları kırık, kapıları çizik eski lojmanlarıyla karşılaşırız diye düşünüyorduk. Güneşten solmuş sarı boyalar, dökülen kiremitler, yıkık bacalar bekliyorduk giderken. Dağılmış pazar yerlerine döndürdüler memleketi Zira Edip Cansever’in dediği gibi, 'dağılmış pazar yerlerine' döndürmüşlerdi memleketi. Ancak Çayırhan farklıydı; baraja nazır o tepede, beş yıldızlı otel konforundaki lojmanlar, tenis kortları ve sosyal tesisler cumhuriyetin sosyal devlet mirası olarak dimdik ayaktaydı. İşte o 'bakımlı' miras, 20 milyar liralık santral ihalesinin yanında adeta bir 'eşantiyon' gibi sermayeye sunuldu. Sözleşmeye dahil edilen yerlerden biri de bu otel. Eskiden madencilerin yakınları ya da işçilerin kalabileceği bu mekan artık bir dönüşümün konusu. İçindeki heykeller ve estetik fadeler ise dikkat çekiyor. Oysa ihale bedeli 20 milyar lira olarak belirlenmiş olsa da, tesisin ve sahaların gerçek değerinin 164 milyar lira civarında olduğu iddia edilerek kamu zararı oluştuğu yönünde sert eleştiriler yapıldı. İhaleyi alan şirkete maden sahasının işletme hakkı 2059 yılına kadar devredildi. Şartnameye göre şirket, ihale bedelinin yüzde 20'sini peşin ödemek kaydıyla kalan tutarı enflasyon farkı yansıtılarak 72 aya kadar vadelendirme hakkına sahip oldu. Özelleştirme İdaresi santralde en az 5 yıl süreyle 2 bin 50 personelin istihdam edilmesi zorunluluğunu getirdi ve elektrik alım garantisi sunmadı. Tesislerin girişinde maden ocağının girişine benzetilen kapılar bekliyor gelenleri. Artık sadece bekçilerin olduğu bu alanlar özelleştirme sonrasında piyasa sunulacağı günleri bekliyor. her bir detayında ince işlemeler ve sanatsal çalışmalar yer alıyor. Akçadağ İnşaat Enerji Madencilik A.Ş. artık bu alanların yeni sahibi olmuştu. Emekçilerin, madencilerin alın teri artık patronların para kasasında saklanacaktı. Bu yazı bu ay soL'da okuduğunuz 10'inci yazı. Düzenli okurlar bizi çok mutlu ediyor. soL’a katkıda bulunmak istemez misiniz? ABONE OL 'Kaderin cilvesiyle yine madencilerin kaldığı lojmanlara yerleştirildik' Üstelik Çayırhan'da patronlara peşkeş çekilen bu lojmanlar devletin, halkın kullanım alanıydı. Mesela son büyük depremde de insanlar buralara sığınmıştı. Evleri yıkılan, belki de bazılarını madencilerin kurtardığı depremzedeler, kaderin cilvesiyle yine madencilerin kaldığı lojmanlara yerleştirilmişti. Daha önceden su yolu olarak düzenelen otelin bahçesindeki alan. O günleri anlatıyor depremzede olan Ayten Hanım. (Kendisi özelleştirme sürecinde de madencilerin yanında olmuş ve onlara destek vermiş.) "Adıyaman'dan kurtardılar bizi. Madenciler çıkardı. Hem beni hem kızımı. Eşimi kaybettim. İlk zamanlarda çıkarken beni kurtaranlara baktım. Kim bunlar diye. Madenci dediler. Üzerilerinde gri bir önlük vardı. Öyle hatırlıyorum. Sonra teşekkür etmek istedim. Ulaştım içlerinden birilerine. Kardeşi gibi olmuştuk. Sonra kaderin cilvesi kalacak yer yok diye bizi Ankara'ya ta Çayırhan lojmanlarına yerleştirdiler. Burası yaşadığımız acılarla kıyaslandığında hak etmediğimi düşündüğüm bir güzellikteydi. Her gün pencereyi açınca masmavi göle, yemyeşil bahçeye bakıyordum. Şubat sonu gibi yerleşmiştik. Bahar geliyordu. Mart ayında yemyeşildi. Beni çıkaran madencilerin lojmanlarında geçirdik kışın son günlerini. Sonra Adıyaman'a döndüm. Ama unutmam o günleri." Lojmanlardan görünen Sarıyar Baraj gölü manzarası Bir fıçının içinde yanan odunların saçtığı ateş Talih Kocabıyık anlatıyor o günleri. Türkiye Maden İşçileri Sendikası Sendikası Orta Anadolu Şube Başkanı. Kendisiyle ilk karşılaştığımızda bir fıçının içinde yanan odunların saçtığı ateş yüzünü aydınlatıyordu. Grevdeki maden girişinin hemen ağzında bekliyordu. Buz gibi Ankara kışında bir yandan kar çiseliyor diğer yandan işçilerle sohbet ediyordu. "Normalde özelleştirmelerde bu tür varlık satışı genelde söz konusu olmaz fakat Çayırhan maden sahaları kiralanması, termik santral, araziler, sosyal tesisler varlık satışıyla özelleştirme gerçekleşti. Aylar sürdü bu sürece karşı mücadelemiz. Yüksek ihtimalle bu adı geçen yerlerin çok eski olmasından, yatırım gerektirmesinden mütevellit EÜAŞ bu yerleri de elinden çıkarma fikrine sahip oldu. Hem maden tarafı hem santral tarafı yetkili sendikalar Türkiye Maden İşçileri Sendikası ve TES-İŞ Sendikası basın açıklamalarıyla, bölge siyasileri olsun sürece itiraz etmeye başladık. İlk ihale tarihi 4 Aralık iken yapılan eylemler sonucu 4 Mart tarihine ertelendi, bu arada çok çeşitli eylemler de yapıldı. Yeraltına kapanma, yürüyüş, basın açıklamaları, Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde yürüyüş gibi, toplamda 116 gün mücadele verildi fakat yine de özelleştirildi. Daha önce KİAŞ döneminde lojmanlarda çalışanların dışında ihtiyaç sahipleri konaklatılıyordu. Fakat gelinen son noktada çalışanların dışında ikamet eden sakinlere boşaltın biz çalışanlarımızı yerleştireceğiz diye ihtarname gönderildi, çalışan dışı kişilerin ödedikleri bedellere zam yapıldı." Girişi maden ocağına benzetilen kapılardan termik santralin görüntüsü. Sermayenin değil emeğin sesini büyütmek, madencilerin ve tüm emekçilerin haklı mücadelesini daha geniş kitlelere ulaştırmak için desteğinizi önemsiyoruz. Gerçekleri karartmadan okumaya devam etmek için soL'a abone olun ve bağımsız gazeteciliğe güç katın. ABONE OL 'Devletin devlet olduğu zamanlarmış' Yani öncelikle ihtiyaç sahiplerinin çıkarılmasıyla başladı süreç ama akıbet hâlâ belirsiz. Örnek olsun, mühendislerin kaldığı lojmanları villa olarak satma hakkına sahip firma. Ya da altın tepside sunulan koca oteli artık sadece patronların konaklayacağı pahalı bir yer haline getirmeleri mümkün. Lojmanlarda ortak kullanım alanları, tesisler, sosyal alanlar da yer alıyordu. Oysa lojmanlarda neler var? Gezerken yanımdaki lojmanlarda konaklayan biri "Devletin devlet olduğu zamanlarmış" diyor iç çekerek. Estetik kaygılar, görsel tasarımlar, eskilerin tenis oynadığı, çocukların yüzdüğü havuzlar. Evet hepsi patronlara peşkeş çekildi. Yıllar sonra o tarihi fotoğraflara bakıp "Vay be işçiler nelerde yaşıyormuş" dediğimiz şeylere bir yenisi daha eklendi anlayacağınız. Emekçiler yeniden alana kadar patronlar değerlendirecek bu alanları. Sosyal tesis yeni pazarlıkların mekanı, oteller lüks konaklamaların ve etkinliklerin adresi olacak. Madenciler ve Termik Santralde çalışan işçiler için yapılan lojmanlardaki tenis kortu. Artık üstünde otların bittiği sahada file hala duruyor. "İşçiler tenis mi oynarmış" lafı zaten işçinin değil, patronun lügatında olan bir şey. Öyle ya, artık Çayırhan'ın tek tenis kortu patronların elinde. İşçiler santral ile maden arasında mekik dokuyacak, ay sonu eline geçen üç dört fazla emek parasına şükredecek. Kaybettiğimiz güzelliklere eklendi Çayırhan. Geri alacaklarımızın da listesindedir artık.

Go to News Site