Collector
Depo Okul Sistemi tartışma yarattı: Sendikalardan tepki yağıyor | Collector
Depo Okul Sistemi tartışma yarattı: Sendikalardan tepki yağıyor
soL Haber

Depo Okul Sistemi tartışma yarattı: Sendikalardan tepki yağıyor

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, taşımalı eğitim modelini temelden dönüştürmeyi amaçlayan yeni bir uygulamayı kamuoyuna duyurdu. Depo Okul Sistemi olarak adlandırılan bu yeni düzenlemeyle birlikte, mevcut sistemdeki öğrencileri taşıyarak merkez okullara getirme yaklaşımı sona eriyor. Yeni planlamaya göre, öğrenci hareketliliği yerine öğretmenlerin farklı okullara giderek görev yapması esas alınacak. Bakanlık tarafından hazırlanan modele göre, eğitim bölgelerinde belirli okullar merkez olarak tanımlanacak. Bu merkez okullarda görevlendirilen öğretmenler, yalnızca atandıkları okulda değil, o okulun hinterlandında yer alan diğer çevre okullarda da ders verecek. Uygulamanın hayata geçmesiyle birlikte örneğin bir öğretmen pazartesi günü bir okulda derse girerken, salı günü bir başka okulda görev yapabilecek. Uygulamanın gerekçelerine ilişkin bilgi veren Bakan Tekin, bu sistemin asıl amaçlarından birinin eğitimde süregelen norm fazlası öğretmen sorununu azaltmak olduğunu ifade etti. Yeni işleyişte eğitimcilerin çalışma koşullarına yönelik düzenlemeler de planlandı. Buna göre, öğretmenlerin farklı okullara gidiş gelişlerinde oluşacak ulaşım masrafları doğrudan Milli Eğitim Bakanlığı tarafından karşılanacak. Bakanlık, yeni sistemi öğretmenler için desteklemek amacıyla teşvik edici adımlar da atacak. Bu kapsamda görev yapacak öğretmenlere hizmet puanı gibi çeşitli avantajlar sunulması hedefleniyor. Bununla birlikte öğretmenlerin atama tercihlerini yaparken, depo okul sisteminin getirdiği bu hareketliliği baştan bilerek ve şartları kabul ederek seçim yapmaları öngörülüyor. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay: Çözüm depo okul değil, okul yapıp öğretmen atamaktır Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay sorunun plansızlık ve kadrolu öğretmen eksikliğinden kaynaklandığına dikkat çekti. Özbay depo okul uygulamasının eğitim ortamında yaratacağı tahribatı şu sözlerle dile getirdi: "Öğretmeni farklı okullar arasında dolaştırmak; pedagojik sürekliliği zedeler, öğrenci-öğretmen bağını zayıflatır, okulu kimliksizleştirir." Bu adımın gerçek problemin üzerini örttüğünü ve bir çözüm olmadığını belirten Özbay, asıl meselenin kadrolu öğretmen eksikliği olduğunu ifade etti. Özbay, bu konudaki temel çağrılarını, "Çünkü sorun bellidir: plansızlık ve kadrolu öğretmen eksikliği. Çözüm nettir: Okul yap, öğretmen ata" diyerek özetledi. Eğitim-İş, eğitimin ciddiyet ve kamusal sorumluluk gerektiren bir sistem işi olduğunu vurgulayarak, "Milli Eğitim, mağduriyet üretme bakanlığı olamaz!" sözleriyle depo okul sistemine karşı itirazını ifade etti. Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası başkanı Deniz Ezer: 'Bu sistem öğretmenliğin doğasına aykırı' Uygulamaya yönelik tepkilerden biri de Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası'ndan (TÖB-SEN) geldi. Sendikanın Yürütme Kurulu Başkanı Deniz Ezer, yaptığı açıklamada bu modelin eğitimi bir kamu hizmeti olmaktan çıkardığını vurgulayarak, " Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in gündeme getirdiği depo okul uygulaması, eğitimi bir kamu hizmeti olmaktan çıkararak adeta boşluk doldurma anlayışına indirgemektedir" ifadelerini kullandı. Ezer, depo kavramının kullanımının dahi öğretmeni bir eğitim öznesi olmaktan çıkarıp nesne gibi değerlendiren bir zihniyeti ortaya koyduğunu belirtti. Sistemin ilk bakışta kaynakların verimli kullanılması ve norm fazlası sorununu çözme iddiası taşısa da, sahadaki gerçeklerle örtüşmediği ifade edildi. Ezer, öğretmenlik mesleğinin sadece derse girip çıkılan bir görev olmadığını, öğrenciyi tanımayı, okul kültürüne uyum sağlamayı ve eğitim sürecini bütüncül yürütmeyi gerektirdiğini ifade etti. Farklı okullara giden bir öğretmenin pedagojik süreklilik sağlamasının oldukça güç olduğu ve bunun eğitim kalitesini düşüreceği belirten Ezer, sürekli hareket halinde olmanın öğretmenler üzerinde zaman kaybı, fiziksel yorgunluk ve iş yükü yaratacağı, özellikle kırsal bölgelerde bu baskının daha da artacağını vurguladı. Öğretmenlerin bu sistemi bilerek seçeceği argümanının da, mevcut şartlarda tercih seçeneklerinin sınırlı olması nedeniyle gönüllülük esasına dayanmadığı ifade edildi. Deniz Ezer, ülkede 600 bin atama bekleyen öğretmen varken, 90 bine yakın ücretli öğretmenin görevlendirilmesi, birleştirilmiş sınıf uygulamasının sürmesi ve köy okullarının kapalı tutulmasının, halk çocuklarının eğitim hakkının gözetilmediğini gösterdiğini söyledi. Sorunun yapısal bir yönetememe sorunu olduğunu belirten Ezer, TÖB-SEN'in çözüm önerilerine değindi. Ezer, kalabalık sınıflardan vazgeçilmesini, fiziksel altyapı sorunlarının çözülerek okulların nitelikli hale getirilmesini, atama bekleyen öğretmenlerin sözleşmeli değil kadrolu olarak göreve başlatılmasını ve öğretmenlerin özlük, mesleki haklarının güçlendirilerek ekonomik şartlarının insanca yaşam koşullarının üstüne çıkarılmasını talep etti. Ezer, açıklamasını bakanlığa yönelik şu uyarılarla tamamladı: "Eğitim bir sistem işidir; planlama ister, kamusal sorumluluk ister. Eğitim politikaları; cemaat ve tarikat referanslarıyla değil, bilimsel ölçütlerle belirlenmelidir. Bir mağduriyeti başka bir mağduriyet yaratarak çözmeye çalışmak, sorunu çözmek değil daha da karmaşık hale getirmektir."

Go to News Site