BirGün Gündem
Otoriter rejime karşı bir uyarı olarak, yıllardır Mecelle ’nin “ Ehem mühimme, elzem lazıma müreccahtır ” önceliklendirme ilkesini hatırlatıyorum. İyi anlaşılsın diye “ En önemli, önemliden önce gelir ” diyorum. Herkes kendi “ önemli ”sinde diretir; onu otoriter rejimi demokratik bir alternatifle değiştirme “ en önemli ”sinin önüne koyarsa, hiçbir “ önemli ”nin yaşam hakkı kalmayacağını vurguluyorum. Şimdi, tam da İslamabad ’da masadan kalkıldığı, Netanyahu-Trump deliliğinin savaşın ateşini yeniden harlayabileceği korkusunun yükseldiği bir anda, onların kan kardeşi Orbán Macaristan ’da yenildi. Hem de rakibine anayasal değişiklikler yapabileceği bir çoğunluk bahşederek ve onu paşa paşa tebrik ederek… Macaristan ’da Orbán ’la birlikte destekçileri Trump ve Netanyahu da kaybetti. Dünyanın tüm Trumpgil ve Orbánist liderleri için kötü haber! Peki, kim kazandı? Meclis ’teki 199 sandalyeden 138 ’ini almasına bakarak, mutlak çoğunluk elde eden Tisza Partisi ve yıllarca Orbán ’la “ beraber yürüdük ”ten sonra ayrılıp “ merkez sağ ” Tisza ’yı kuran Péter Magyar denilebilir. Yüksek katılıma ve sonuca daha yakından bakarsak, bizim için de ders niteliğinde bir zafer görürüz: “ Ehem ”in, yani “ en önemli ”nin zaferi! Herkesin önemlilerini bir adım geri çekerek, geçen seçimde güven vermediği için yenilen masa başı ittifak yerine, “ en önemli ” için kurulan “ Macar ittifakı ”nın zaferi. Pazar gecesi sabaha kadar Budapeşte ’de Tuna Nehri kıyılarında zafer kutlayan, çoğu genç on binler arasında her görüşten insan vardı. Orbán ’ın 16 yıl dır adım adım hayatlarını kuşatmasından bunalan sosyalistinden muhafazakarına, kadınlardan LGBT bireylere kadar herkes. Gençler kaybettikleri bir geleceği kazanabilecekleri umuduyla, nehir kıyısında “ Başardık! ” diye slogan atıyor, metro istasyonlarını “ Bitti! ” diye çınlatıyorlardı. Yas tutanlar da var tabii: Dünyanın tüm otoriter liderleri, uluslararası MAGA hareketinin ve yükselişteki küresel faşizmin durdurulamaz olduğuna inananlar! Çoğunlukçuluğu çoğulculuk sayanlar! Üç ay önce Trump ’ın desteğinin ve Orbán ’ı seçerlerse “ ABD’nin ekonomik gücünü Macaristan’a getirme ” sözünün işe yarayabileceğini düşünenler, son birkaç haftada Trump ’ın seçim kaybettireceğini düşünmeye başlamışlardı. Artık, iktidar için Trump ’a güvenen ne kadar otokrat varsa, “ aman bizim seçimden uzak dursun ” diyordur! Orbán ’ın hezimeti Avrupa ’nın Trump karşısında ezik liderlerini de bir parça cesaretlendirmiş midir, göreceğiz. Orbán 2010 ’da süper çoğunlukla iktidara gelmişti. Sonrası bize tanıdık: “ Sandıkta devrim ” dediği zaferiyle tüm kurumları kontrol altına almaya yöneldi. Kişisel gücünü sınırlayabilecek tüm denetim mekanizmalarını yok etti. Yeni bir anayasa kabul etti, Anayasa Mahkemesi ’ni parti kontrolüne aldı, yargıyı araçsallaştırdı. Seçim sistemini değiştirdi ve seçim bölgelerini partisinin önemli avantaj elde edeceği şekilde yeniden çizdi. Siyasi gücünü dostlarını ve aile üyelerini zenginleştirmek için kullandı. Medyanın ezici çoğunluğunu yandaşlarının elinde topladı. Kamu yayıncılığını kendi propaganda aracına dönüştürdü. Tüm reklam ve gelir kaynaklarını yandaş medyaya akıttı. STK ’ları, akademisyenleri, sendikaları ve bağımsız basının kalıntılarını sindirmek için olmadık baskıyı yaptı. Seçim hâlâ vardı ama adil olmaktan çok uzaktı! Yenilmez sanılan ve tüm otokratların iştahını kabartan Orbán sonunda yenildi. Macar analist B. Feledy ’nin dediği gibi; sistem hiçbir şey üretemezken insanlara vaatlerde bulunmanın işe yaramadığı ve gerçeklikten bu kadar kopuk bir sanal gerçeklik inşa etmenin imkânsızlığı görüldü. Sol mu kazandı? Hayır. Ancak, sol ve genel olarak muhalefet “ en önemli ”nin gereğini yaptı! Macar Sosyalist Partisi , neoliberal Momentum Hareketi , eskiden aşırı sağcı olan Jobbik , Yeşiller Partisi ve ayrıca Budapeşte Belediye Başkanı G. Karácsony ’nin Diyalog – Yeşiller Partisi gibi partiler, Orbán ’ın iktidarını sona erdirme şansını artırmak için seçimlere katılmadı. Seçimin adil ve demokratik olmadığını bilmelerine ve Magyar ’a ilişkin çekincelerine karşın “ en önemli ”de birleşmenin otoriterleşmeyi durdurmak için tek şansları olabileceği kavradılar. Geçen hafta Hayri Kozanoğlu anımsattı, 2022 ’de muhalefetin ortak adayı olan Marki-Zay da Magyar ’ı “ kibirli ve benmerkezci bir kişilik ” olarak nitelese de, “ kendisiyle evlenmeyeceğiz ki, Orban’ın hakkından ancak onun gibiler gelir ” diyerek destek belirtmişti. Macarlar ın demokratikleşme yolu uzun ve engel dolu. Kendini Orbán ’dan daha inandırıcı bir milliyetçi olarak sunan ve başta göç olmak üzere kimi konularda onu izleyecek olan Magyar ’ı denetlemeleri gerekecek. Meclis ’te anayasal değişiklik yapacak çoğunluğa ulaşsa da Magyar , Orbán ’ın 16 yıl da devletin tüm kademelerine yerleştirdiği binlerce sadık Fidesz kadrosuyla birlikte yönetmek zorunda kalacak. Yolda risk de var fırsat da. Ancak, ilk adım küresel aşırı sağa darbe ve otokrasilerle mücadele edenler içinse umut oldu!
Go to News Site