BirGün Gazetesi
Türkiye, sağduyu sahibi, engin siyasi bilgisiyle ülkenin geçmişine katkı sunan, Yassıada Davalarının son tanığı olan önemli bir akil adamını daha sonsuzluğa uğurladı… Türkiye Sağı, yurtsever ve vicdanı olan bir siyasetçisini kaybetti… Doğru Yol Partisi ile Demokrat Türkiye Partisinin Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı vekili ve önceki TBMM Başkanı, 17 ve 19. Dönem Milletvekili, hukukçu Hüsamettin Cindoruk’u dün toprağa verdik… Cindoruk, “Devlet Töreni yapılması ve Devlet Mezarlığına defnedilmesini istemediğini” vasiyet ettiği için İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığına defnedildi… Ülkemizin, Ailesinin ve sevenlerin Başı sağ olsun… ∗∗∗ 1990 yılların başında, DYP/SHP Koalisyonu sırasında birlikte olduğumuz Hüsamettin Cindoruk’u yakından tanıma fırsatı bulmuştum… Koalisyon öncesi ANAP hükümeti işbaşındaydı… Hem ekonomik hem de siyaseten tükenmiş iktidarını sürdürmeye çalışıyordu… Uyguladığı neoliberal ekonomi, askeri baskılar ve işkencelere izin veren yönetim biçimi ve yüksek enflasyon Özal’ın halktan koparmış, ona karşı olan tepkinin artmasına neden olmuştu… ANAP, 12 Eylül Faşist döneminin eski siyasilere için çıkardığı anayasal yasakların baskısı altındaydı ve iktidarını sürdürmenin yolunu arıyordu… Halkın baskısına dayanamayan Özal, siyasi yasakların kalkması için referandum kararı aldı… Ancak parti olarak da bu referanduma karşı olduğunu açıkladı ve elindeki devlet gücünü de kullandı… ∗∗∗ O dönem, TBMM’de demokrasiden yana olan tek parti Erdal İnönü’nün Genel Başkanlığında Sosyal Demokrat Halkçı Partiydi… Rahşan Ecevit Başkanlığındaki DSP’yle Hüsamettin Cindoruk başkanlığındaki DYP ile STK’lar ve toplumun demokratlarının katılımıyla referandumda “evet” oyu kıl payı çıktı… ∗∗∗ Özal Hükümeti, çıkan sonuç sonrasında bir nevi “güvenoyu araması” gerektiğini düşünerek ve iktidarını devam ettirmek amacıyla 9 Kasım 1987’de Türkiye’yi erken seçime götürdü… Bu seçim, SHP’ ve yeni kurulmuş diğer partilerin 12 Eylül darbesi sonrası Türkiye düzeyinde sınanacağı ilk seçim olacaktı… ∗∗∗ Seçim arifesinde, Bülent Ecevit’in çağrısıyla muhalefet partilerinin liderleri ve yöneticileri olarak Meclis’te toplandık… Toplantıya, DYP adına Süleyman Demirel ve Genel Başkan Hüsamettin Cindoruk, DSP adına Bülent Ecevit ve Genel Başkan Rahşan Ecevit ile SHP adına Erdal İnönü ve Genel Sekreter Fikri Sağlar olarak katıldık… “Ecevit, yasakların kalkmasıyla partilerimizin başına geçmek ve örgütlenmek için zaman gerekir. Dolayısıyla seçime hazır değiliz. Özal emrivaki yapıyor. Hep birlikte seçimleri boykot edelim,’” önerisinde bulunmuştu…. Bu sözler üzerine hepimiz şaşırdık… ∗∗∗ Erdal Bey’den izin alarak o gün şöyle konuşmuştum: ‘Siyasi partilerin kuruluş amaçları vardır. Politikaları, ilkeleri, programları doğrultusunda halka hizmet etmeyi hedeflerler. Bunun yolu da seçimlere girmek ve hükümet olmaktır. Seçime girmeyen parti olur mu? Biz SHP olarak seçime hazırız ve gireceğiz.’ Dedim… Toplantı sonrası Cindoruk beni kutlamış,” genç arkadaşım sizler varken bu ülke bir daha darbe yaşamaz demişti… Sağcı ama saygın bir siyasiden övgü almak o gün beni çok cesaretlendirmişti… Sonrasında dostluğumuz devem etti… Birlikte açılışlara katıldık… Seyahatlerde anılarını paylaştı, babacan tavrıyla önerilerde bulundu… Siyasette bulunduğum sürece görüşmelerimizde hep yapıcı oldu ve siyasetin pozitif yanlarını gösterdi… 1993 yılında Özal’ın ölümüyle gündeme gelen ilk konu, yeni Cumhurbaşkanı’nın kim olacağı ve bu konuda iktidardaki DYP ile SHP’nin anlaşıp anlaşamayacağı merak konusu olmuştu… Özal’ın ölümüyle boşalan Cumhurbaşkanlığına TBMM Başkanı olarak Cindoruk vekalet ediyordu… Erdal İnönü, Cumhurbaşkanlığı seçiminin her zaman Türkiye için sorun olduğunu biliyor, aynı zamanda ülkeye büyük hizmetler yapan SHP/DYP koalisyonunun da bozulmasını istemiyordu… Çünkü 1993 yılı, Türkiye’de büyük terör olaylarının yapıldığı, katliamların ve ekonomiyi hedefleyen saldırıların sürdüğü yıldı... Ülkenin iki köklü ve farklı siyasi görüşünün temsil edildiği koalisyon hükümetini, engellemek isteyen iç ve dış güçlerin faaliyetlerini de görüyordu… Parti içinden de Demirel’in Cumhurbaşkanlığına karşı çıkanlarda vardı… Bu gerekçelerle, Hüsamettin Cindoruk’un Cumhurbaşkanı olmasını istiyordu… ∗∗∗ Üstelik Cindoruk’un Meclis Başkanı olması için SHP oy vermişti... “Cindoruk’un Cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağını öğrenmek “istedi... Erdal İnönü bu konuyu görüşmek üzere beni görevlendirdi… Çankaya Köşkünde Danışmanı Murat Sökmenoğlu’yla birlikte 2 saat görüştüm… İlk birinci saat; “niçin aday olmasının doğru” olduğunu heyecanla anlattı… Benim yanaklarımdan öptü… İnönü’ye saygılarını sundu… ∗∗∗ İkinci saat ise; “Neden olmaması gerektiğini tek tek anlattı…” Görüşmemizi Erdal İnönü’ye aktardım! Ve ekledim” Ben niye böyle davrandı pek anlayamadım” dedim... İnönü’de çok şaşırdı… SHP olarak Demirel’in adaylığına karar verdik… ∗∗∗ Cindoruk isteseydi Cumhurbaşkanı olurdu! Çünkü o gün, halk tarafından sevilen dürüst bir siyasetçiydi… Olsaydı;” SHP/DYP koalisyonu devam eder, ülkedeki demokratik atılımlar sürer, toplumsal barış güçlenir, ekonomik kalkınma gerçekleşir, böylece Tansu Çiller gibi siyasiler ülkeye zarar verme fırsatını bulamazlardı…” Siyasiler bazen uzak erimli düşünemiyorlar…
Go to News Site