Collector
Kim, kime kumpas kuruyor? | Collector
Kim, kime kumpas kuruyor?
BirGün Gazetesi

Kim, kime kumpas kuruyor?

Bir polis operasyonu oldu, delillere el konuldu. Polis, delil diye alınan bir telefonu günlerce cebinde dolaştırıp iki hafta sonra adli emanete teslim ederse ne olur? Çöp olur. Yani, artık delil niteliğini haiz olması tartışmalı hale gelir. Fakat teknolojik imkanlar halihazırda telefondaki bilgilerin gerçekliğini doğrulamaya müsait, dolayısıyla bu bilgileri tamamen gözardı etmek mümkün değil. Buraya nereden geldik, derseniz: Ayhan Bora Kaplan davası diye bilinen dosyayla ilgili açılan ikinci davadan… Bu davada polisler müşteki. Polis dediğim, üst düzey Emniyet görevlileri. Bazıları polislerin mafyaya kumpas kurduğu iddiasında, karşı taraf ise mafyanın polislere kumpas kurduğunu söylüyor. Hatta daha da ilerisi, bir siyasi partiye kumpas kurulduğu ileri sürülüyor. İki tarafın iddiaları da iddianameye dönüşmüş durumda, yargılama devam ediyor. Ancak iddianameleri tartışmasız gerçek kabul etmeyip tek tek delillere baktığımızda, işler karışıyor. Çünkü kurumların/örgütlerin adını toptan zikretmek bizi bir yere götürmüyor. Tek tek polislere, tek tek çete üyelerine, tek tek siyasilere, yani adı karışan kim varsa nerede nasıl dahil olduklarına ya da edildiklerine bakmak gerek. Ancak en baştan çok şüpheli bir durumla karşı karşıyayız: Açılan ikinci davanın en önemli dayanağı, bir poşet içerisinde hukuk bürosuna bırakılan cep telefonu. İçerisinde WhatsApp yazışmaları var. Telefonun yanındaki notta “Bu telefon doğruların ortaya çıkmasını sağlayacaktır” minvalinde ifadeler var. ŞÜPHELİ DEĞİL Mİ? Daha şüphelisi de var: Telefon 12 Eylül 2025’te bırakılıyor. Bırakıldığı binanın çevresinde çalışan kamera bulunamıyor. Tek çalışan kamera günler sonra incelendiği için bırakılma anına dair görüntüye ulaşılamıyor. 30 Eylül tarihli Jandarma tutanağına göre, “apartman giriş ve çevresini gören güvenlik kamerasının olmadığı, kendi işletmesine ait güvenlik kamerasının da 15 günlük kayıt yaptığı, 12.09.2025 tarihine ait kamera kaydının bulunmadığı beyan edilmiştir.” Telefonu savcılığa teslim edenler ise ilk davada sanık, ikinci davada müşteki olan polisler. Savcılığa bıraktıkları tarih ise 24 Eylül 2025. Yani telefonun bulunmasından 12 gün sonra. Telefonu savcılığa bırakmadan önce yazdıkları tutanağı ise başka bir kişinin ofisindeki bilgisayarda hazırlıyorlar. O kişi ifadesinde, Avukat Recep Öksüz, Emniyet Müdürü Murat Çelik ve Şevket Demircan’ın ofisine geldikten sonrasını şöyle anlattı: “Bana hitaben, dostum biz bir delil bulduk bunu savcılığa vereceğiz tutanağımızı yazdık ama tutanakta bir TC ibaresini yanlış yazmışız bilgisayara ihtiyacımız var seninkini kullanabilir miyiz, dediler.” (O sırada bahsi geçen telefonu da bir poşetin içerisinde yanlarında taşıyorlar.) Bilgisayarı kullanıp gidiyorlar. Evet, durum baştan sona şüpheli. Öte yandan bazı mesajlar, o tarihlerdeki bazı olaylarla örtüşüyor. Örneğin geçen hafta T24’ten Asuman Aranca’nın adlı adıyla haberleştirdiği bir yüksek yargı mensubuyla ilgili rüşvet iddiasına dair Tolga Şardan’ın 12 Eylül 2023 tarihli yazısının sonrasında, Serdar Sertçelik’in “Abi günaydın. Bu tolga Şardan neler yazmış öyle” şeklinde bir mesajı var. Tolga Şardan o tarihte yazdığı yazıda “Kaplan'ın temasının bulunduğu üst düzeydeki bir yüksek yargı mensubuna bir süre önce bir villa ve bir lüks araç satın aldığı iddiası gündemde. Villanın Çayyolu'nda olduğu, lüks aracın ise Esenboğa Havalimanı yolundaki bir firmadan alındığı ifade ediliyor” demişti. Asuman Aranca da bu alışverişin belgelerini yayımladı. Örgütün iki numarası, davanın gizli tanığı Serdar Sertçelik ise “Polislerin belirtilen telefondaki WhatsApp görüşmelerini birleştirerek ve düzenleyerek, bir miktar gerçek mesajlar alarak diğer mesajları teknolojik imkanlar kullanmak suretiyle sahte olarak oluşturarak böyle bir yola başvurduklarını, birtakım gerçek mesajların manipüle edilen mesajlar içerisine inandırıcılığın artırılması amacıyla konulduğunu düşünüyorum” diyor. Tabii kendisi sanık, dolayısıyla suçtan kurtulma yönünde beyanlar vermesi şaşırtıcı olmaz. Bu şerhle devam ettiğimizde, gerçek dediği mesajlardan bazıları şunlar olabilir: • Gel gizli tanık ol • Serdar sen bunlarla konuş sonra atla gel • Gizli tanık konusu tamamdır • Çok fazla detaya girmeyeceksin zaten. Duydum vs vs gibi şeyler • Normal ifaden de hiçbir suçlamayı kabul etmeyeceksin zaten • Gelmezsin dosya çöker (Mesajlar bir mafya üyesi ile emniyet müdürü arasında geçiyor.) Ayrıca Serdar Sertçelik ve dönemin Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan arasında gerçekleşen telefon görüşmesinin çözümündeki bilgilerin, gizli tanığın 09.10.2023 tarihinde verdiği ifadesindeki bilgilerle uyumlu olduğu belirtiliyor. Bir konuşmada Sertçelik, Bora Kaplan’ı kast ederek Demircan’a “Şimdi bana haber gönderiyor aman yakalanmasın yurt dışına kaçsın üç dört ay sonra bu olaylar durulsun bütün sistemin başına serdarı getirecem diyo o da bana yaptığı haksızlığı yanlışları bildiği için benim konuşacağımdan korktuğu için bunları söylüyor” diyor. İŞİN İÇİNDE KİM VAR? Yani aralarında eskiye dayanan bir hukuk olduğu açık. Demircan ile diğer müşteki sanıklar eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik, eski KOM Şube Müdürü Kerem Gökay Öner duruşmalarda sanık avukatlarının sorularını yanıtlamıyor. Bu arada “polisler” diye de yekpare bir yapı yok. Örneğin Kerem Gökay Öner, amiri Murat Çelik’in kendisine kanunsuz emirler verdiğini duruşmada beyan etti.  Kim, kime kumpas kuruyor, sorusunun cevabı henüz ortada. Bu soruya şimdiden kesin yanıtlar vermek, en azından gazeteciler için mümkün değil. İzleyip göreceğiz. Daha doğrusu, maddi gerçekliğin ortaya çıkmasını umacağız. Ancak şu sonuç şaşırtıcı olmaz: İşin içinde kim var? Herkes.

Go to News Site