Independent Turkish
Savaşın öncesi, icrası ve sonuçlanması. Buradaki konular politikayla, stratejiyle, güçle ve konjonktürle ilgili bize çeşitli tartışma konuları verir. Savaş kararı nasıl verilir? Tarihi Kadeş Savaşı’ndan başlayacağız. Sonra günümüze gelecek ve Çin, Tayvan, Suudi Arabistan, Rusya, Ukrayna, İsrail, İran, ABD arasındaki meseleleri analiz edeceğiz; savaşları, gerilimleri ve savaş sonrası dönemleri inceleyeceğiz. Bu analizde yer alan belli tarifler olacak: Büyük ve orta güçler, sürtünme alanı, güç mücadelesi, varoluşsal savaş, saldırganlık, önleyici savaş, güç boşluğu, yeni strateji inşası, barışçıl entegrasyon, stratejik belirsizlik gibi. Savaş yapmanın yanı sıra barışçıl politikalara da örnek vereceğiz: Türkiye-İran ilişkilerindeki barışçıl rekabet. Bu da bir strateji! Bundan başka son konjonktüre bağlı ortaya çıkan Avrupa’yı ele alacağız, yükselen dinamizm konusunu işleyeceğiz. Giriş Savaş, insanlıkla yaşıttır. Tarihin her döneminde, çeşitli gerekçelerle (toprak, kaynak, ideoloji, prestij veya hayatta kalma) çatışmalar yaşanmıştır. Bu, insana özgü bir davranış biçimi olarak tanımlanır. Günümüzde ise savaşların niteliği değişmiştir: Teknoloji, küresel şartlar, strateji ve politikanın iç içe geçtiği bir arenada şekillenir. Peki, strateji ile politikayı nasıl yan yana getiririz? Strateji, ulusal hedeflere ulaşmak için güç unsurlarını (askeri, ekonomik, diplomatik) rasyonel ve uzun vadeli bir planla yönetirken; politika, bu hedefleri iç ve dış dinamiklerle uyumlu hale getirerek meşruiyet ve fırsat yaratır. İkisi birleştiğinde, diplomasi sertleşir, gri alanlar genişler ve bazen savaş kaçınılmaz hale gelir. Ancak savaş, her zaman son çare değildir; güç mücadelesi, diplomatik ortamda yönetildiği sürece zafer, kan dökülmeden de elde edilebilir. Tarih, bunu hem acı hem de öğretici örneklerle gösterir. Savaş kararı Strateji ile politikayı savaş yapıp yapmamak karar noktasında formülleştirecek olursak şu denklem öne çıkar: “Savaş Kararı = Strateji × Güç × Konjonktür × Politika” Savaş kararında 4 unsur: Strateji: Ulusal hedeflere (güvenlik, egemenlik, genişleme veya denge kurma) ulaşmak için rasyonel, uzun vadeli planı belirler. “Ne istiyoruz ve bunu en düşük maliyetle nasıl elde ederiz?” sorusunu cevaplar. Güç: Askeri kapasite, ekonomik dayanıklılık, teknolojik üstünlük, ittifaklar ve vekil unsurların toplamıdır. Güç dengesi bozulduğunda veya üstünlük sağlandığında savaş eşiği düşer. Konjonktür: Zamanlama, fırsat penceresi ve küresel/dönemsel şartlardır (rakibin meşguliyeti, ekonomik kriz, büyük güçlerin desteği veya zayıflığı gibi). Fırsat doğduğunda “şimdi veya asla” mantığı devreye girer. Politika: Kararı meşrulaştırır, iç kamuoyunu hazırlar, uluslararası destek toplar ve ikincil gerekçeleri (nükleer tehdit, insan hakları, yayılmacılık) ön plana çıkararak birincil stratejik amacı gizler veya güçlendirir. Bu 4 unsurun çarpımı, kritik eşiği aştığında diplomasi yerini sert güce bırakır ve savaş “en rasyonel seçenek” haline gelebilir. Çarpım sıfır veya düşük kalırsa (örneğin güç yetersiz veya konjonktür elverişsizse), gri alan rekabeti, ekonomik baskı veya barışçıl anlaşma tercih edilir. Bu formül, karar vericilerin “savaş olacaksa olur” realist mantığını matematiksel bir çerçeveye oturtur. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) İmparatorların savaşları, Haçlı Seferleri vb. hepsi için söylenecek olursa, olacaksa olur. Geç kalan karar zaaftır. Kural buydu! Değişen ne? Strateji ile politikayı yan yana getirmek ise şu anlama gelir: Strateji hedefi koyar, politika ise bu hedefi iç siyaset, diplomasi ve propaganda ile destekleyerek güç ve konjonktürü harekete geçirir. İkisi birleştiğinde diplomasi sertleşir, gri alanlar genişler ve bazen savaş kaçınılmaz hale gelir. Ancak savaş her zaman son çare değildir; güç mücadelesi diplomatik ortamda yönetildiği sürece zafer, kan dökülmeden de elde edilebilir. Tarih, bunu hem acı hem de öğretici örneklerle gösterir. Tarihi Kadeş Savaşı örneği Tarihin en çarpıcı örneklerinden biri, MÖ 1274’te Suriye’nin Kadeş (günümüz Tell Nebi Mend) bölgesinde yaşanan Kadeş Savaşı’dır. Mısır Firavunu II. Ramses, Hitit İmparatoru Muvattalli II’ye karşı Orontes Nehri kıyısında büyük bir meydan savaşı verdi. Her iki taraf da ağır kayıplar yaşadı; ne Mısır ne de Hititler kesin zafer kazandı. Savaş, uzun süren düşmanlığın doruk noktasıydı: İki imparatorluk Akdeniz egemenliği için asırlardır çarpışıyordu. Ancak 5 yıl sonra, MÖ 1259/1258’de III. Hattuşili ile II. Ramses arasında imzalanan Kadeş Antlaşması, tarihin ilk yazılı barış metni olarak dikkat çeker. Gümüş tabletler üzerine Akadca çivi yazısıyla kazınan antlaşma, eşitlik ilkesine dayanıyordu; her iki taraf da birbirine saldırmayacağını, ittifak kuracağını taahhüt ediyordu. Mısır tapınak duvarlarında ve Hitit başkenti Hattuşa’daki kil tabletlerde bulunan kopyaları, günümüze ulaşmıştır. Antlaşma, yalnızca bir metin değil; ortak tehditler (Deniz Kavimleri ve Asurluların yükselişi) karşısında stratejik bir zorunluluktu. Savaş olmasaydı diye hayıflanmak mümkün mü? Tarihçiler belgelerle sebepleri açıklar ama “keşke olmasaydı” demek, dönemin güç dengesini göz ardı etmektir. Savaş, olmuş ve tarihe damgasını vurmuştur. Formül burada net şekilde eşiği aşmıştı: Strateji: Her iki imparatorluk Akdeniz egemenliği ve ticaret yolları hedefini koymuştu. Güç: Her ikisi de dönemin en büyük ordularına (Mısır’da yaklaşık 20 bin, Hitit’te 17-20 bin savaşçı) sahipti ve teknolojik denge (savaş arabaları) mevcuttu. Konjonktür: Hititlerin kuzeyden, Mısır’ın güneyden yayılması tam bir fırsat penceresi yaratmıştı; hiçbir büyük rakip yoktu. Politika: Ramses “tanrı-kral” propagandasıyla iç desteği sağlamış, Hititler de ittifaklarını (Amurru krallığı) meşrulaştırmıştı. Çarpım kritik eşiği aştığı için savaş kaçınılmazdı. Ancak ağır kayıplar sonrası (beş yıl içinde) Kadeş Antlaşması (MÖ 1259/1258) imzalandı. Bu, formülün “savaş sonrası” yeni bir uygulamasıydı: Strateji “ortak tehditler”e kaydı, güç dengelendi, konjonktür değişti ve politika eşitlik ilkesiyle barışı meşrulaştırdı. Alternatif (barış antlaşması) ancak savaşın bedeli ödendikten sonra mümkün oldu. Savaş riski alınmış, bedeli ödenmiş ve yeni bir statü inşa edilmişti. Çin-Tayvan sorunu: Büyük güçlerin “sürtünme alanı” Çin’in Tayvan politikasına bakalım. Pekin, Tayvan’ı “Çin’in ayrılmaz parçası” olarak görür ve ulusal yeniden canlanma hedefinin (Çin Halk Cumhuriyeti’nin 2049’daki 100. yıl dönümü) vazgeçilmezi sayar. Şi Cinping’in vizyonunda, Tayvan’ın “özgürleştirilmesi” (kapitalist sistemden komünist Çin yönetimine entegrasyonu) stratejik bir zorunluluktur. Çin’in askeri modernizasyon planları bunu netleştirir: 2027’ye kadar Halk Kurtuluş Ordusu’nda mekanizasyon, enformasyon ve zekileştirme entegrasyonuyla “Tayvan’da stratejik kesin zafer” kapasitesi hedeflenir; 2035’te tam modernizasyon, 2049’da ise dünya standartlarında bir ordu. Amerika Birleşik Devletleri ise Tayvan Boğazı’nda olası bir çatışmayı “alternatif senaryo” olarak görür ve hazırlıklarını buna göre yapar (Tayvan İşbirliği Anlaşması ile taahhütler). Peki, savaş şart mı? Çin, doğrudan amfibi harekâtı (Tayvan Boğazı’nı aşarak hükümeti ele geçirme) gibi bir hibrit operasyonu düşünebilir; Rusya’nın Ukrayna’da denediği gibi. Veya diplomasi ve ekonomiyle şartları öyle düzenleyebilir ki ABD “ben karışmıyorum” der, Tayvan barışçıl bir anlaşmayla Pekin’in istediği düzleme gelir. Alternatifler mümkün: Savaş olmadan da ulusal hedefe ulaşmak, gri alan rekabeti, vekil güçler veya ekonomik baskıyla yapılabilir. Ancak strateji, konjonktür ve güç birleşirse savaş en “doğru” çözüm haline gelebilir. Formül: Burada “strateji × güç × konjonktür × politika” çarpımı eşiği aşar ise savaş en “olağan” çözüm haline de gelebilir. Formül burada henüz kritik eşiği aşmamıştır: Strateji: Çin “tek Çin” hedefini koymuştur ama en düşük maliyetli yol aranmaktadır. Güç: Çin’in amfibi kapasitesi artmaktadır ancak Tayvan Boğazı’nın coğrafi zorluğu ve ABD’nin deniz üstünlüğü dengeyi bozmaktadır. Konjonktür: “Üç safhalı ulusal hedef: 2027-2035-2049” pencereleri açıktır; ancak Rusya’nın Ukrayna meşguliyeti ve küresel ekonomi gibi faktörler zamanlamayı belirsiz kılmaktadır. Politika: Pekin diplomasi ve ekonomik baskıyla (ticaret, yatırım) meşruiyet sağlamaya çalışırken ABD de “stratejik belirsizlik” politikasıyla destek toplamaktadır. Çarpım düşük kaldığı için alternatifler boldur: Doğrudan amfibi harekât yerine hibrit operasyon (Rusya-Ukrayna tarzı), gri alan rekabeti, ekonomik abluka veya diplomasiyle “barışçıl entegrasyon”. Savaş ancak dört unsur çarpımı eşiği aştığında (örneğin 2030’larda ABD desteği zayıflarsa) gündeme gelecektir. Çin bugün Tayvan Boğazı’na doğrudan savaş ilan etmemiştir. Hesabını yapmıştır: Strateji (2049 ulusal yeniden canlanma ve “tek Çin” hedefi) net olsa da güç (amfibi harekât zorluğu), konjonktür (ABD deniz üstünlüğü) ve politika (ekonomik-diplomatik baskı) çarpımı henüz kritik eşiği aşmamıştır. Çin risk almamayı tercih etmiş, alternatif yolları (hibrit operasyon, gri alan rekabeti, ekonomik entegrasyon) değerlendirmektedir. Bu, büyük güçlerin orta ve küçük devletlerden farklı olarak daha sağlam hesap yapmak zorunda olduğunu gösterir. İran ve Suudi Arabistan “güç mücadelesi” örneği Güç mücadelelerine yakından bakalım. İran ve Suudi Arabistan örneği tipiktir. İki ülke Hürmüz Boğazı üzerinden petrol akışı, mezhepçilik, nükleer denge ve vekil güçler üzerinden rekabet eder. Formül burada kasıtlı olarak düşük tutulmaktadır: Strateji: Her iki taraf da petrol egemenliği ve bölgesel üstünlük ister ama “yıpranma maliyeti” yüksek görülür. Güç: Her ikisi de modern ordulara sahiptir ancak doğrudan savaşta ekonomik çöküş riski büyüktür (petrol yolları tıkanır). Konjonktür: Küresel enerji fiyatları ve büyük güçlerin (ABD-Çin) dengesi her an değişebilir; bu yüzden “şimdi savaş” fırsatı görülmez. Politika: Diplomasi (OPEC+ görüşmeleri) ve vekil çatışmalarla meşruiyet korunur. Çarpım eşiği aşmadığı için alternatif gri alan rekabeti (siber, vekil milisler, ekonomik baskı) tercih edilir. Doğrudan savaş yerine “yıllarca sürdürülen diplomasi” modeli hâkimdir. Rusya-Ukrayna savaşı: “Varoluşsal savaş” Devam eden bir savaş. Başladığı tarihte ben buna, “bu Avrupa’nın üçüncü 30 Yıl Savaşı olmaya aday savaş” demiştim. Riski üstlenen Rusya idi. Varoluşsal gerekçelerle (NATO genişlemesi, jeopolitik güvenlik) savaşa girdi. Strateji ve güç unsurları (jeopolitik avantaj, sert güç kapasitesi) ile konjonktürü lehine çevirmeye çalıştı. Savaş devam ederken Rusya yıprandı ama aynı zamanda yeni fırsatlar yarattı. Başlangıçta ABD ve Batı, Rusya’yı yaptırımlar ve enerji piyasası hâkimiyetiyle yıpratarak avantaj elde ediyordu. Ancak İran’daki gelişmelerle konjonktür tersine döndü. Rusya, İran sorunlarının devam etmesinden yana tavır alarak kazanımlar elde etme ve jeopolitik avantajını güçlendirme fırsatını yakaladı. Bu, realist politikanın doğal sonucudur: Savaşa girmeyen veya dolaylı kalan taraflar, güç boşluğunu değerlendirerek yeni stratejik hamleler geliştirir. Rusya-Ukrayna Savaşı, formülün çarpımının kritik eşiği aştığı ve hâlâ yüksek seviyede seyrettiği bir örnektir. Şubat 2022’de başlayan tam ölçekli işgal, Nisan 2026 itibarıyla dördüncü yılına girmiş durumdadır. Savaş, yavaş ilerleyen bir yıpratma savaşına dönüşmüştür: Rus kuvvetleri 2025-2026 döneminde sınırlı ilerlemeler kaydetmiş (örneğin Mart 2026’da ortalama günlük 5-11 km² kazanç), ancak Ukrayna karşı saldırıları ve uzun menzilli vuruşlarla inisiyatifi bazı sektörlerde ele almayı başarmıştır. Kremlin’in Nisan 2026’da Ortodoks Paskalyası için tek taraflı kısa süreli ateşkes ilan etmesi, cephedeki yorgunluğu ve bilgi operasyonlarını yansıtmaktadır. Formülün unsurları şu şekilde işlemektedir: Strateji: Rusya, varoluşsal güvenlik kaygılarını (NATO genişlemesi, Ukrayna’nın Batı’ya entegrasyonu) merkeze koyarak “Özel Askeri Operasyon”u başlattı. Hedefler başlangıçta hızlı rejim değişikliği ve toprak kontrolü iken, zamanla “Donbas’ın korunması, Ukrayna’nın askersizleştirilmesi ve tarafsızlaştırılması” gibi maksimalist taleplere evrildi. 2026’da Kremlin, 2022 İstanbul müzakere taslağının “gerçekliklerle uyumsuz” olduğunu belirterek yeni talepler hazırlığına girmiştir. Strateji, uzun vadeli jeopolitik tampon oluşturma ve Rus etkisini restore etme üzerine kuruludur. Güç: Rusya, nükleer caydırıcılık, büyük kara ordusu, füze ve drone kapasitesi ile ekonomik dayanıklılığını (savaş ekonomisi, paralelleşen ticaret ağları) devreye soktu. Ancak ağır personel ve ekipman kayıpları, düşük kaliteli askerlere bağımlılık ve infiltrasyon taktiklerindeki zorluklar gücü aşındırmıştır. Çin, İran ve Kuzey Kore’den aldığı destek (drone, füze, teknoloji) kritik rol oynamaktadır. Ekonomik olarak yaptırımlara rağmen enerji ihracatı ve paralel ekonomilerle ayakta kalmıştır. Konjonktür: 2022’de Rusya, Batı’nın bölünmüşlüğü ve hızlı zafer beklentisiyle fırsat gördü. Ancak Ukrayna direnişi, Batı silah yardımı ve NATO’nun birleşmesi konjonktürü aleyhe çevirdi. 2025-2026’da ise İran Savaşı (Şubat-Mart 2026) önemli bir dönüm noktası oldu: ABD’nin Orta Doğu’ya odaklanması, Avrupa’da dikkat dağılması ve küresel enerji piyasalarındaki dalgalanma Rusya’ya jeopolitik nefes aldırdı. Rusya, İran krizinin devam etmesinden yana tavır alarak enerji fiyatlarındaki yükselişten ekonomik kazanç sağladı ve “Çalkantı Ekseni” ittifaklarını güçlendirdi. Nisan 2026’da cephedeki yavaşlama ve Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik Rus saldırıları, konjonktürün hâlâ dinamik olduğunu gösteriyor. Politika: Putin yönetimi, iç kamuoyunu “varoluşsal tehdit” ve “Nazizm’den arındırma” söylemiyle mobilize etti. Uluslararası alanda “Batı hegemonyasına karşı” söylemiyle Küresel Güney’de destek aradı. Savaşın uzaması, maksimalist taleplerin meşrulaştırılması için kullanıldı; Peskov gibi yetkililer “gerçeklik değişti” diyerek yeni müzakere zeminini hazırlamaktadır. Çarpımın Sonucu: 4 unsurun çarpımı 2022’de eşiği aşarak savaşı başlattı. Bugün ise çarpım hâlâ yüksek seviyede; Rusya inisiyatifi elinde tutsa da hızlı zafer imkânsız hale geldi. Savaş, yıpratma ve “savaş sonrası savaş” (siber, drone, enerji saldırıları) döngüsüne evrilmiş durumda. Rusya riski üstlendi, bedelini (insan, ekonomik, itibar) ödedi ancak yeni fırsatlar (İran Savaşı’nın yarattığı güç boşluğu, Çin ile derinleşen bağlar) yarattı. Rusya-Ukrayna Savaşı, İran Savaşı ile birleşince küresel güç boşluğunu derinleştirdi. Rusya, Ukrayna’da yıpranırken İran krizinden jeopolitik ve ekonomik kazanç elde etti: Enerji piyasalarındaki dalgalanma Rusya’nın ihracat gelirlerini destekledi. Savaş sonrası dönemde Rusya, daha fazla haksızlığa uğramış hisseden ancak hâlâ tehditkâr bir aktör olarak ortaya çıkacaktır. Ukrayna’da tam zafer yerine “donmuş çatışma” veya müzakereyle belirli kazanımlar elde etme olasılığı yüksektir. Bu süreçte Rusya, Çin ile koordineli hareket ederek “çok kutuplu dünya” düzenini güçlendirmekte, enerji ve silah ticaretinde yeni rotalar oluşturmaktadır. Avrupa ise Ukrayna’da ABD desteğinin azalmasıyla kendi dinamizmini artırmak zorunda kalmıştır. Risk alan taraf (Rusya Ukrayna’da, ABD-İsrail İran’da) güç boşluğu yaratmıştır. Çin bu boşluğu Küresel Güney, yuan ve yeşil teknolojiyle doldururken; Avrupa ekonomik, teknolojik ve enerji alanlarında yeniden konumlanmaktadır. Türkiye gibi aktörler ise dengeli, savaşsız rekabet modeliyle manevra alanını genişletir. Savaş sonrası muhasebe, risk alan tarafın yıpranmasıyla yeni kapılar aralamakta; savaşa girmeyenler ise konjonktürü lehlerine çevirerek statü inşa etmektedir. Gücü olanlar bu gücü formülize eder ve bir sonraki riske kadar tartar. İsrail-İran gerilimi ve savaşları: “Saldırganlık mı, önleyici savaş mı?” Bu savaş, iki ülkenin bir ülkeye, sınırları olmaksızın, çıkarları ve kendilerine göre tarif ettikleri bir tehdide göre saldırması örneğidir. Buna “önleyici savaş” dediler. Benzer şekilde İsrail-İran gerilimi: İsrail, İran’ı “varoluşsal tehdit” olarak görür; vekil unsurlar (Hizbullah, Suriye, Irak’taki milisler) üzerinden İran’ın “yanı başına sokulmasını” engellemek ister. 2020’lerdeki doğrudan gerilimler, ABD desteği olmadan İsrail’in tek başına yapamayacağı bir çatışmaydı. Tarihsel olarak İsrail, Mısır veya diğer Arap ülkeleriyle komşu olduğu dönemlerde doğrudan savaşlar yaşadı ve bu çatışmalarda Soğuk Savaş dinamikleriyle büyük güçlerin (ABD, İngiltere veya Sovyetler) desteği kritik rol oynadı. İran’la ise durum farklıdır: Doğrudan sınır komşusu olmamalarına rağmen, vekil savaşlar üzerinden uzun süreli bir gölge çatışma yaşandı. 2024-2025’teki doğrudan füze ve drone değişimleri, Haziran 2025’teki “On İki Gün Savaşı” ve nihayet Şubat 2026’da başlayan geniş çaplı çatışmalar (ABD ve İsrail’in ortak operasyonu “Destansı Öfke”), bu gerilimin zirvesini oluşturdu. Bu operasyonlarda İsrail ve ABD, İran’ın nükleer tesislerini, balistik füze altyapısını, askeri üslerini ve hatta üst düzey liderliğini (dini lider Ali Hamaney dahil) hedef aldı. İran ise misilleme olarak İsrail’e ve bölgedeki ABD üslerine saldırılar düzenledi, Hürmüz Boğazı’nı kısmen kapattı ve vekil gruplar aracılığıyla koordineli eylemler başlattı. İsrail bu süreci tek başına yürütmedi; ABD’nin askeri, istihbarat ve lojistik desteği olmadan böylesine geniş çaplı bir harekâtı gerçekleştirmesi zor olurdu. Netanyahu dönemi politikasında İran, “tekâmül etmiş tehdit” olarak tanımlandı ve stratejik fırsat (Rusya’nın Ukrayna meşguliyeti gibi) değerlendirildi. Burada strateji, güç ve çıkarlar yan yana geldi: Birincil hedef Çin’in önünü kesmek veya bölgesel dengeyi yeniden kurmak iken, ikincil gerekçeler (nükleer program, vekil güçler, Hürmüz Boğazı kontrolü, Şii yayılmacılığı) devreye sokuldu. Savaş, gri alan rekabetinden doğrudan çatışmaya evrildi ve tarihsel bir gerçek haline geldi. İsrail-İran gerilimi (ABD desteğiyle), formülün en acımasız işlediği güncel örnektir. İsrail, İran’ı varoluşsal tehdit olarak görür ve vekil unsurlar (Hizbullah, Suriye, Irak milisleri) üzerinden yayılmayı engellemeye çalışır. 2025’teki “On İki Gün Savaşı” ve Şubat 2026’da başlayan ABD-İsrail ortak operasyonu (2026 İran Savaşı), formülün kritik eşiği aştığını gösterdi: Strateji: İsrail “tekâmül etmiş tehdit”i ortadan kaldırmayı, ABD ise “Çin’in önünü kesme”yi birincil hedef yaptı. Güç: İsrail’in hava-teknolojik üstünlüğü ve ABD’nin istihbarat ve lojistik desteği eziciydi. Konjonktür: Rusya’nın Ukrayna meşguliyeti ve İran’ın iç protestoları mükemmel bir fırsat penceresi yarattı. Politika: Netanyahu dönemi “nükleer, vekil güçler, Hürmüz Boğazı, Şii yayılmacılığı” gibi ikincil gerekçelerle iç ve uluslararası meşruiyet sağladı. Çarpım eşiği aştığı için gri alan rekabeti doğrudan füze-drone savaşına evrildi. Alternatif (diplomasi veya vekil sınırlama) mümkünken fırsat değerlendirildi ve savaş tarihsel bir gerçek haline geldi. Nisan 2026 itibarıyla kırılgan ateşkes sürse de formülün yeniden işleyebileceği açıktır. Nisan 2026 itibarıyla kırılgan bir ateşkes sürse de Hürmüz Boğazı krizi ve müzakerelerin tıkanması, formülün yeniden işleyebileceğini gösteriyor. Savaşın sonucu henüz netleşmese de dönüştürücü etkileri başlamıştır. Risk alan taraf yeni kapılar aralarken, her açıdan ve taraf için yıpranma da kaçınılmazdır. Bu savaş sürmektedir. Ana gündem maddesi Hürmüz Boğazı oldu gibi ve artık diğer güçler, Avrupa, Çin, Rusya durumla yakinen ilgililer. Shape Created with Sketch. Fotoğraflarla dünyadan haberler Hepsini göster 30 Fotoğraflarla dünyadan haberler 1/30 28 Ocak 2026 - Fransız Alpleri'ndeki lüks kayak merkezi Courchevel'deki 5 yıldızlı Grandes Alpes otelinde dün akşam çıkan yangına itfaiyeciler müdahale ediyor. Ünlü kayak merkezindeki otelden dün gece 90'dan fazla kişi tahliye edildi. Ayrıca yetkililer, yaklaşık 200 konuğu bulunan yakındaki Hotel Le Lana'nın da risk nedeniyle tahliye edildiğini söyledi. Kimsenin yaralanmadığı ve yangının diğer binalara sıçramasının engellendiği bildirildi. Jandarma yangının nedenini araştırıyor. İsviçre'nin Crans-Montana kasabasındaki bir barda yılbaşı gecesi çıkan yangında 40 kişinin hayatını kaybetmesi ve 100'den fazla kişinin yaralanmasının ardından bölgedeki güvenlik önlemleri mercek altında. (Alex Martin / AFP) 2/30 27 Ocak 2026 - Bir protestocu, Seul'deki ABD Büyükelçiliği önünde Trump'ın Güney Kore'ye yönelik gümrük vergilerini artırma planlarını kınayan bir miting sırasında ABD Başkanı Donald Trump'ın maskesini takıyor. ABD Başkanı Donald Trump 26 Ocak'ta yaptığı açıklamada, aralarında otomobil, kereste ve ilaçların da bulunduğu Güney Kore mallarına uygulanan gümrük vergilerini artıracağını belirterek, ülkeyi Washington'la daha önce imzalanan ticaret anlaşmasına uymamakla suçladı. Ticaret anlaşmalarının ABD için çok önemli olduğunu vurgulayan Trump, bu anlaşmaların her birinde üzerinde mutabık kalınan işlem doğrultusunda gümrük vergilerini düşürmek için hızlı bir şekilde harekete geçtiklerini belirtti. Güney Kore Devlet Başkanlığı Ofisi’nden yapılan açıklamada, ABD’nin konuyla ilgili resmi bir bildirimde bulunmadığı belirtilerek, "Şu ana kadar, ABD yönetiminden tarafımıza konuyla ilgili resmi bir bildirim veya detaylarla ilgili bir açıklama yapılmamıştır" dendi. (Jung Yeon-je/AFP) 3/30 26 Ocak 2026 - Ukrayna Silahlı Kuvvetleri 65. Mekanize Tugayı basın servisi tarafından yayımlanan bu fotoğraf, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sırasında Zaporijya bölgesinde açıklanmayan bir yerde insansız bir kara aracına yerleştirilmiş M2 Browning 50 kalibrelik makineli tüfeği test eden askerleri gösteriyor. 4. yılını doldurmak üzere olan savaşta barış görüşmeleri ABD Başkanı Donald Trump'ın baskısıyla hızlanmış gibi görünüyor. Ukrayna lideri Volodimir Zelenski, Trump'la görüşmelerinde "onurlu barış" vurgusu yapsa da ABD’nin askeri yardımları kesme tehdidi Kiev üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Zelenski, toprak tavizi verilerek sağlanan bir barışın Putin’e zaman kazandıracağını ve bunun bir "barış değil, teslimiyet" olacağını savunuyor. Putin tarafıysa müzakerelere açık olduğunu belirtse de, Ukrayna'nın NATO üyeliğinden tamamen vazgeçmesini ve yaptırımların kaldırılmasını şart koşuyor. (Andriy Andriyenko/Ukrayna Silahlı Kuvvetleri 65. Mekanize Tugayı/AFP) 4/30 25 Ocak 2026 - ABD'nin Missouri eyaletinin Columbia kentindeki bir yerleşim bölgesi, karın altında böyle göründü. Büyük bir kış fırtınası 24 Ocak'ta New Mexico'dan Kuzey Carolina'ya kadar kar ve yağmur yağdırarak ilerledi. Onlarca milyon Amerikalıyı elektrik kesintileri, ulaşım kaosu ve kemik dondurucu soğukla karşı karşıya bıraktı. Kimi yerlerde 30 santimetreye yakın kar beklenirken 10 binden fazla uçuş iptal edildi. New York'ta farklı adreslerde evsiz olduğu düşünülen 3 kişinin cansız bedenine ulaşıldı. ABD Başkanı Trump ise "Küresel ısınmaya ne oldu?" diye paylaşım yaptı. 350 milyon nüfuslu ABD'de 200 milyon kişinin bu soğuk hava dalgasından etkilenmesi bekleniyor. Yetkililer yoğun kar yağışlarına karşı önlem almaya çalışırken 16 eyalet ve başkent Washington D.C acil durum ilan etti. (Austin Johnson/AFP) 5/30 24 Ocak 2026 - Avustralya Açık'ta yarışan İtalyan Lorenzo Musetti, üçüncü tur maçında Çek Tomas Machac'a karşı oynuyor. İtalyan tenisçi rakibini 5-7, 6-4, 6-2, 5-7 ve 6-2'lik setlerle 3-2 yenerek 4. tura yükseldi. Musetti'nin yanı sıra Jannik Sinner ve Luciano Darderi'nin de 4. tur biletini kazanmasıyla turnuva tarihinde ilk kez üç İtalyan erkek tenisçi bu aşamaya ulaşmış oldu. Tek erkeklerde son iki yılın şampiyonu Sinner, pazartesi günü 4. turda Darderi'yle karşı karşıya gelecek. Avustralya'nın Melbourne kentinde düzenlenen ve 18 Ocak'ta başlayan turnuva, 1 Şubat'ta sona erecek. (Edgar Su / Reuters) 6/30 23 Ocak 2026 - Grönland'ın başkenti Nuuk'taki havalimanına inen Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen (ortada), Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen'la (solda) kucaklaşıyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ele geçirme tehditlerinden geri adım atmasının ardından Frederiksen ve Nielsen görüşmeler yapacak. İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen 2026 Dünya Ekonomik Forumu'nda Trump, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşmeleri sonucu Grönland ve Arktika'yı kapsayan bir anlaşmanın çerçevesinin oluşturulduğunu söylemişti. (Jonathan Nackstrand / AFP) 7/30 21 Ocak 2026 - ABD Başkanı Donald Trump, Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda merakla beklenen konuşmasını yaptı. Özellikle son zamanlarda gündeme oturan Grönland'ı satın alma konusunda söylenecekleri beklenen Trump, konuşmasında Avrupa'nın son 10 yıldır doğru yolda olmadığını öne sürdü. Avrupa'ya "Biz olmasaydık Almanca ve Japonca konuşurdunuz" diye seslenen ABD Başkanı, Grönland'ı sadece kendilerinin koruyabileceklerini söyleyip satın alma görüşmelerinin derhal başlamasını talep etti. (Markus Schreiber/AP) 8/30 20 Ocak 2026 - Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron, Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda. Bu yıl "Diyalog Ruhu" temasıyla gerçekleştirilen zirveye, uluslararası sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda akademisyenin yanı sıra küresel iş dünyasının önde gelen temsilcileri de katılıyor. Jeopolitik ve jeoekonomik risklerin arttığı bu dönemde, katılımcılar küresel ekonomi, teknolojik dönüşüm, yapay zeka ve sürdürülebilirlik gibi zorlu konuları tartışacak. ABD Başkanı Trump'ın zirve kapsamındaki konuşmasını 21 Ocak'ta öğleden sonra yapması planlanırken Trump'a Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Hazine Bakanı Scott Bessent ve Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer'ın eşlik etmesi bekleniyor. (Fabrice Coffrini/AFP) 9/30 19 Ocak 2026 - İspanya'nın güneyindeki Endülüs bölgesinin Kurtuba kenti yakınlarında iki hızlı trenin karıştığı kazada hayatını kaybedenlerin sayısının 39'a yükseldiği bildirildi. İspanya demir yolu ulaşım şirketi Renfe, kaza sebebiyle Endülüs istikametindeki 200'den fazla seferin iptal edildiğini duyurdu. Ulaştırma Bakanı Oscar Puente, Malaga-Madrid seferini yapan hızlı trenin raydan çıktığı kazayla ilgili, "Son derece tuhaf bir kaza" değerlendirmesinde bulundu. Puente, trenin yeni olduğunu, rayların yenilendiğini ve kazanın düz hat üzerinde meydana geldiğini söyledi. Başbakan Pedro Sanchez, kaza nedeniyle bugünkü tüm programlarını iptal etti. Sanchez'in gün içinde kaza bölgesine giderek yetkililerle görüşeceği bildirildi (AFP) 10/30 18 Ocak 2026 - Danimarkalı askerler Grönland'ın Nuuk kentindeki limanda karaya çıkıyor. Danimarka Savunma Bakanlığı, 2026'da Grönland ve çevresinde bir dizi NATO müttefikiyle birlikte tatbikat faaliyetleriyle varlığını arttırmaya devam edeceğini açıkladı. Yapılan açıklamaya göre bu faaliyetler Grönland makamları ve Grönland hükümeti Naalakkersuisut'la işbirliği içinde gerçekleştirilecek. ABD Başkanı Donald Trump'ın, ülkesinin "ulusal güvenlik amacıyla Grönland'a ihtiyacının olduğu" söylemini sürdürmesi, Danimarka Krallığı'na bağlı özerk bölge Grönland'ı gündemde tutmaya devam ediyor. ABD'nin Grönland konusunda Danimarka'ya destek veren 8 Avrupa ülkesi için ek gümrük vergisi uygulama kararı almasının Arktik'teki güvenlik durumunu daha da endişeli hale getirdiği belirtiliyor. (Mads Claus Rasmussen/AFP) 11/30 17 Ocak 2026 - İspanya'nın başkenti Madrid'de düzenlenen "OFF February" etkinliğinde zombi kılığına girmiş bir kişi telefonunu kullanıyor. Fransa, İspanya, Birleşik Krallık ve ABD'de başlatılan OFF Hareketi, zaman ve dikkati geri kazanmak için şubatın 28 günü boyunca sosyal medya uygulamalarını telefondan silmeyi öneriyor. İlk etkinliğini bugün düzenleyen hareket, sosyal medya platformlarıyla daha sağlıkl, bağımlılık içermeyen bir ilişki kurulmasını amaçlıyor. Hareketin kurucusu olan sosyolog Diego Hidalgo "Bu dijital zombiler, toplum olarak hepimizi temsil ediyor" diyor. (Oscar del Pozo / AFP) 12/30 16 Ocak 2026 - Güney Kore'nin başkenti Seul'ün gecekondu mahallesi Guryong'da çıkan yangın sonucu dumanlar yükseliyor. Gangnam semtindeki mahallede erken saatlerde çıkan büyük yangın 8 saat süren çalışmaların ardından söndürüldü. Yangında hayatını kaybeden olmadığı ancak bölgede yaşayan 258 kişinin tahliye edildiği bildirildi. Yetkililer, yangının nedenini ve yol açtığı hasarın boyutunun araştırılacağını duyurdu. Genellikle Seul'ün son büyük gecekondu mahallesi diye tanımlanan Guryong'da birçok kişi yeniden yapılanma nedeniyle bölgeden taşındı ancak Gangnam Şehir Planlama Departmanı'na göre hâlâ yaklaşık 336 hane var. (YONHAP / AFP) 13/30 15 Ocak 2026 - İran'ın başkenti Tahran'ın Sadeghieh Meydanı'nda bir adam, yanına fotoğrafta görünmeyen, üzerinde, "Bu, Tahran'ın yeni otobüslerinden biriydi ve parası halkın vergileriyle ödendi" yazan bir tabela yerleştirilen otobüs enkazında. İran'da başlangıçta ekonomik sıkıntıların yol açtığı protesto hareketi, 1979'da iktidara gelmesinden bu yana dini liderliğe yönelik en büyük meydan okumalardan birine dönüştü. İnternetin büyük ölçüde kesildiği ülkede, sınırlı iletişim kanallarından gelen bilgiler, güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle can kaybının hızla arttığını ortaya koyuyor.ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’na (HRANA) göre, protestolarda en az 2 bin 571 kişi öldü, 18 binden fazla kişi gözaltına alındı. BBC’nin ABD’deki yayın ortağı CBS ise İran içinden ve dışından kaynaklara atıfta bulunarak, protestolarda öldürülenlerin sayısının yaklaşık 12 bin olduğunu ve rakamın 20 bine ulaşabileceğini açıkladı. (Atta Kenare/AFP) 14/30 14 Ocak 2026 - Kurtarma çalışanları Tayland'ın Nakhon Ratchasima eyaletinde inşaat vincinin çökmesi sonucu raydan çıkan trenin vagonunun kaldırılmasını izliyor. Yetkililer, Tayland'da Çin destekli bir hızlı tren projesindeki bir vincin bir yolcu treninin üzerine çökerek raydan çıkmasına neden olduğunu, 32 kişinin öldüğünü ve 64 kişinin de yaralandığını söyledi. (Lillian Suwanrumpha/AFP) 15/30 13 Ocak 2026 - Eğlence severler, Makedonya'nın güneybatısındaki Vevcani köyünde düzenlenen karnaval alayına katıldı. Yaklaşık 1400 yıllık bir geçmişe sahip olan karnaval, her yıl Jülyen takvimine göre Yeni Yıl'ın başlangıcı olan ve Makedon Ortodoks Kilisesi tarafından da kutlanan Aziz Basil Bayramı arifesinde düzenleniyor. Karnaval kapsamında kullanılan maskeler, 2025 yılında Kuzey Makedonya’da ve dünyada yaşanan politik, sosyal ve kültürel gelişmeleri hiciv yoluyla yansıtıyor. Büyük bir gizlilik içinde hazırlanan bu maskeler, yalnızca bir kez kullanılıyor ve sonraki yıllara aktarılmıyor. Karnavalın son gününde maskelerin yakılmasıysa kötülüklerin geride bırakılması ve toplumsal arınmanın simgesi olarak yorumlanıyor. Bu ritüel, Vevcani Karnavalı’nı yaşayan kültürel miras örneklerinden biri haline getiriyor. (Robert Atanasovski/AFP) 16/30 12 Ocak 2026 - Halk arasında Bobi Wine diye bilinen Uganda muhalefet lideri ve Ulusal Birlik Platformu (NUP) başkan adayı Robert Kyagulanyi Ssentamu'nun bir destekçisi, Kampala'da partinin 2026 genel seçimi öncesindeki son mitingi sırasında yüzünü ABD bayrağıyla kapatırken sıkılı yumruğunu kaldırıyor. Liderliğini yaptığı bir gerilla hareketinin Tanzanya'dan da destek alarak başarılı olmasıyla 1986'dan beri Uganda'yı yöneten 81 yaşındaki Yoweri Museveni, cumhurbaşkanlığına bir dönem daha devam etmek istiyor. Perşembe düzenlenecek seçimlerde Museveni'nin bir kez daha kazanması bekleniyor. Uzun iktidarı boyunca göreceli bir istikrar, ekonomik büyüme, eğitimde gelişme ve HIV oranlarında düşüş görülse de muhalefet onu demokrasi karşıtlığıyla suçluyor. (Luis Tato/AFP) 17/30 11 Ocak 2026 - Fransa'nın başkenti Paris'te, İran İslam Cumhuriyeti'ni kınayan kitlesel gösterileri desteklemek amacıyla eylem düzenlendi. İran'da İslam cumhuriyetine karşı üç yıldan uzun süredir düzenlenen en büyük eylemde en az 192 protestocu öldürülürken, yetkililerin gösterileri bastırmak için "katliam" yaptığına dair uyarılar da artıyor. Başlangıçta hayat pahalılığına duyulan öfkeyle başlayan protestolar, 1979 devriminden bu yana İran'da yürürlükte olan teokratik sisteme karşı bir harekete dönüştü ve iki haftadır sürüyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, göstericilerin itirazlarını görmezden gelmediklerini, sorunları çözmek için çaba gösterdiklerini söyledi. Tahran yönetimi aynı zamanda ülke genelinde internet ve telekomünikasyon kesintisi uyguluyor. (Kiran Ridley/AFP) 18/30 10 Ocak 2026 - Suriye hükümeti güvenlik güçleri, Halep'in Şeyh Maksud mahallesindeki bir sokakta nöbet tutuyor. Bölgedeki çatışmalar günlerdir devam ederken Suriye ordusu, mahallede YPG/SDG’ye yönelik yürüttüğü operasyonun tamamlandığını bugün açıkladı. Açıklamada sivil halka evlerinde kalma çağrısı yapılarak "Çünkü SDG ve PKK terör örgütü unsurları (halkın) arasında saklanmaktadır" dendi. Bugün ayrıca SDG tarafından fırlatıldığı düşünülen drone, vali binasını vurdu. Saldırıda hayatını kaybeden veya yaralanan olup olmadığına dair henüz bir açıklama yapılmadı. (Bakr ALkasem / AFP) 19/30 9 Ocak 2026 - İsrail ordusunun yerinden edilmiş ailelerin yaşadığı çadır kampını bombalamasının ardından Gazze'deki El Şati Mülteci Kampı'ndaki iki Filistinli giysi topluyor. Ekimde Hamas'la ateşkes yapmasına rağmen İsrail, Filistin'e yönelik saldırılarını sürdürüyor. Gazze'deki sivil savunma teşkilatı dünkü hava saldırılarında 5'i çocuk en az 13 kişinin öldürüldüğünü duyurdu. İsrail ise bugünkü açıklamasında "başarısız bir füze" fırlatmasına karşılık olarak "Gazze Şeridi'nin güney ve kuzeyindeki Hamas teröristlerini ve terör altyapısını tam isabetle vurduğunu" savundu. Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail'in düzenlenlediği saldırılarda 439 kişinin öldüğü, 1223 kişinin yaralandığı aktarılıyor. (Omar Al-Qattaa/ AFP) 20/30 8 Ocak 2026 - Fransa’da çiftçiler, Avrupa Birliği’nin Güney Amerika ülkeleriyle imzalamayı planladığı kapsamlı serbest ticaret anlaşmasını protesto etmek için sabaha karşı Paris’e giden yolları ve kentin simge noktalarını trafiğe kapattı. Eylemler, Mercosur anlaşmasının yanı sıra hükümetin tarım politikalarına yönelik tepkileri de içeriyor. Farklı çiftçi sendikalarının çağrısıyla düzenlenen protestolarda, planlanan anlaşmanın Mercosur ülkelerinden AB pazarına ucuz gıda girişini artıracağı ve Avrupalı üreticileri zor durumda bırakacağı savunuldu. Çiftçiler ayrıca hükümetin sığır hastalığıyla mücadelede izlediği politikaya da tepki gösterdi. Koordinasyon Rurale sendikasının üst düzey yöneticilerinden Stephane Pelletier, yaptığı açıklamada, "Öfkeyle umutsuzluk arasındayız. Terk edilmişlik hissi yaşıyoruz; Mercosur bunun en somut örneği" dedi. Çiftçiler, polis kontrol noktalarını aşarak kente girdi. Polis, çatışmadan kaçınarak göstericileri çevreledi. (Gonzalo Fuentes/Reuters) 21/30 7 Ocak 2026 - Arjantin'in Patagonya bölgesindeki şiddetli orman yangınları kontrol altına alınamadı. 700'den fazla yerli ve turist bölgeden tahliye edildi. Arjantin'in Patagonya bölgesinde pazartesi gününden bu yana etkisini artıran yangınlar, özellikle Chubut eyaletine bağlı El Hoyo kasabası ile Puerto Patriada çevresini etkiledi. Alevler çok sayıda evi ve işletmeyi küle çevirdi. Yangının yüksek sıcaklık, şiddetli rüzgar ve uzun süredir devam eden kuraklık nedeniyle hızla yayıldığı bildirildi. El Hoyo Belediye Başkanı César Salamín, yangının gece boyunca da etkisini sürdürdüğünü belirterek "Bize hiç nefes aldırmadı. Gece boyu sıcaklık düşmedi, rüzgar dinmedi. Ancak sabaha karşı biraz duruldu. Aynı anda pek çok cephede mücadele verdik. Elimizdeki kaynaklar yetersiz kaldı" dedi. (Maxi Jonas/Reuters) 22/30 6 Ocak 2026 - Endonezya Ulusal Arama ve Kurtarma Ajansı (BASARNAS) tarafından yayımlanan bu fotoğrafta, Endonezya'nın Kuzey Sulawesi eyaletinin Sitaro bölgesini vuran ani sellerin ardından kurtarma ekipleri ve köylüler mağdurları ararken görülüyor. Ani sellerde en az 14 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Yetkililer, kayıp kişilerin aranmasına devam edildiğini açıkladı. Yerel kurtarma ajansının sözcüsü Nuriadin Gumeleng, pazartesi sabahı erken saatlerde yağan şiddetli yağmurun, Siau Tagulandang Biaro bölgesinde bulunan Siau adasında ani sellere neden olduğunu söyledi. Ülke afet hafifletme ajansı sözcüsü Abdul Muhari yaptığı açıklamada, ani sellerin ardından en az 444 kişinin yerel okullara ve kiliselere tahliye edildiğini belirtti. (BASARNAS/AP) 23/30 5 Ocak 2025 - Toyosu balık pazarındaki Yeni Yıl müzayedesinin ardından, Tokyo'daki "Sushizanmai" suşi restoranında bir çalışan, 243 kilogramlık bir mavi yüzgeçli ton balığının başını kaldırıyor. Japon bir suşi girişimcisi, Tokyo'nun ana balık pazarında düzenlenen yıllık prestijli yeni yıl müzayedesinde, dev bir mavi yüzgeçli ton balığı için 3,2 milyon dolar ödeyerek, önceki tüm zamanların en yüksek fiyat rekorunu kırdı. Suşi ve sashimiye olan yoğun talep nedeniyle Pasifik mavi yüzgeçli ton balığı geçmişte iklim değişikliği ve aşırı avlanma yüzünden tehdit altındaki türler arasında yer almıştı. Ancak son yıllarda uygulanan koruma önlemleri sayesinde stokların toparlanma sürecine girdiği belirtiliyor. (Yuichi Yamazaki/AFP) 24/30 4 Ocak 2026 - ABD'li kayakçı Nina O'Brien, FIS Alp Disiplini Dünya Kupası'nın Slovenya'da düzenlenen ayağında Kadınlar Slalom kategorisinde yarışırken. Geçen yıl ekimde 60. kez başlayan dünya kupası, bu yıl martta sona erecek. Alp Disiplini dahil FIS bünyesinde düzenlenen diğer kış sporları Eurosport kanallarından izlenebiliyor. (Jure Makovec/AFP) 25/30 3 Ocak 2026 - Venezuela'nın başkenti Karakas'ta patlama sesleri ve uçakların gürültüsünü duyan halk sokakta koşuyor. ABD Başkanı Donald Trump aylardır süren tehditlerin ardından bugün erken saatlerde Venezuela'nın çeşitli yerlerine saldırı başlattı. Yerel saatle gece 2 sularında başlayan saldırıların ardından ülkede OHAL ilan edildi. Sonraki saatlerde Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşininin yakalanarak ülkeden çıkarıldığını duyurdu. Trump, Güney Amerika ülkesini uyuşturucu nedeniyle hedef aldığını savunurken, Maduro asıl hedefin petrol rezervleri olduğunu söylüyor. (Matias Delacroix/AP) 26/30 2 Ocak 2026 - Angelina Jolie, Mısır'ın Refah Sınır Kapısı'nda Kızılay çalışanlarıyla konuşuyor. Amerikalı oyuncu ve eski BM Özel Elçisi Jolie, Mısır'a nakledilen yaralı Filistinlilerin durumunu görmek ve harap olmuş bölgeye yapılan yardım teslimatlarını incelemek üzere bu ziyareti gerçekleştirdi. Ünlü oyuncu, sınır hattındaki temaslarının yanı sıra El-Ariş Genel Hastanesi'ne giderek tıbbi hizmetleri inceledi. Ziyaret sırasında sağlık personelinin hasta kabul süreçleri ve tedavi çalışmaları hakkında da bilgi aldı. Jolie, "çalışanlara ve gönüllülere gösterdikleri çaba ve emekleri için teşekkür ederek" bölgeden ayrıldı. (Mohamed Arafat/AP) 27/30 1 Ocak 2026 - İsviçre'nin Crans-Montana kayak merkezindeki patlamanın ardından kurtarma ekipleri çalışıyor. Ülkenin kuzeyindeki kayak merkezinde Le Constellation adlı barda yeni yılın ilk saatlerinde çıkan yangında onlarca kişinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 100 kişininse yaralandığı bildirildi. Reuters'a göre İtalya Dışişleri Bakanlığı, İsviçre polisinden alınan bilgilere göre yaklaşık 40 kişinin öldüğünü söylese de İsviçreli yetkililer net bir rakam vermedi. Başlangıçta patlama olarak bildirilen yangının nedeni belirsizliğini koruyor ancak yetkililer, bunun bir saldırıdan ziyade kaza gibi göründüğünü belirtiyor. BFM TV'ye konuşan iki tanık yangının, üzerinde maytap olan şampanya şişelerinin ahşap tavana çok yakın taşınması sonucu başladığını söyledi. (Maxime Schmid / AFP) 28/30 31 Aralık 2025 - Sidney'de yılbaşı kutlamalarında Sidney Liman Köprüsü ve Sydney Opera Binası üzerinde gece yarısı gökyüzünü havai fişekler aydınlattı. Avustralya TSİ 16.00 itibarıyla yeni yıla merhaba dedi. Dünyada yılbaşı ilk olarak Samoa ile Kiribati'ye bağlı Kiritimati Adası'nda kutlandı. Avustralya'nın ardından sırasıyla Japonya, Tayvan, Çin ve Rusya yeni yıla girecek ülkeler arasında yer alıyor. (Saeed Khan/AFP) 29/30 30 Aralık 2025 - Peru'nun Cusco bölgesindeki Pampacahua'da, 30 Aralık 2025 tarihinde, Machu Picchu ile Ollantaytambo'yu birbirine bağlayan güzergahta iki tren kafa kafaya çarpıştı. Yetkililer, Peru'nun güneydoğusundaki Machu Picchu'ya giden güzergahta iki turist treni arasında meydana gelen çarpışmada en az bir kişinin öldüğünü ve 40 kişinin yaralandığını bildirdi. Yaralılardan yaklaşık 20’sinin durumunun ciddi olduğunu belirtti. Yaralananlar arasında yabancı turistlerin de bulunduğu aktarıldı. Peru polisi, ağırlıklı olarak turistleri taşıyan trenler arasındaki çarpışmaya ilişkin soruşturma başlattı. (Carolina Paucar/AFP) 30/30 29 Aralık 2025 - Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında yerinden edilmiş bir Filistinli kız çocuk. İsrail ordusu, Bureyc'in doğu bölgelerine hava saldırısı gerçekleştirdi. Refah kentinin doğu bölgeleri topçu atışlarıyla vurulurken, Gazze kentinin doğusu da hedef alındı. Gazze Şeridi'nde 10 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasını hemen her gün ihlal eden İsrail ordusu, Filistinlilere yönelik saldırılarına devam ediyor. Gazze'deki hükümetin verilerine göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana düzenlenen saldırılarda, 418 sivil yaşamını yitirdi 1141 kişi yaralandı. Gazze Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü Mahmud Basal, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları sonucu evlerini kaybeden Filistinlilerin zorlu kış şartlarına dikkati çekti. Bölgedeki dondurucu hava dalgası nedeniyle Gazze Şeridi'nde bu ay 25 Filistinlinin hayatını kaybettiğini aktaran Basal, bunlar arasında 6 çocuğun olduğunu belirtti. (Eyad Bala/AFP) Türkiye-İran ilişkileri örneği: “Barışçıl rekabet” Barışçılığa ve alternatif yönteme örnek arıyorsanız, işte bu gerçek! Türkiye-İran ilişkileri ise tam tersi bir model sunar. Kasr-ı Şirin Antlaşması’ndan (1639, IV. Murat dönemi) beri (Osmanlı-Safevi savaşlarını bitiren, bugünkü Türkiye-İran sınırını büyük ölçüde çizen antlaşma) iki ülke doğrudan savaşmadı. Sınır olmasına rağmen (Doğu Anadolu’dan Basra’ya uzanan hat), sorunlar (mezhep, enerji, bölgesel rekabet) vardır ama “aile içi kavga” gibi yönetilir. Birbirimizi iyi tanırız; dışarıdan aktörleri (NATO, ABD) yanımıza çağırıp diğerine yönelmek tarihsel ulusal bakışımıza aykırıdır. Türkiye, ordusu ve gücüyle İran’a karşı harekât yapabilecekken yapmaz; NATO’yu bile “tarihsel savaş döngüsü”nde araçsallaştırmaz. Bu, stratejik olgunluktur: Çıkarlar çatışsa da savaş en son tercihtir. Bu anlamlı örnekte strateji ve politika, savaşı gereksiz kılacak şekilde güç ve konjonktürü dengeler. Türkiye-İran ilişkileri ise tam tersi bir model sunar. XVII. yüzyıldan beri iki ülke doğrudan savaşmadı. Sınır olmasına rağmen sorunlar (mezhep, enerji, rekabet) “aile içi kavga” gibi yönetilir. Formül burada kasıtlı olarak eşiğin altında tutulmaktadır: • Strateji: Türkiye tarihsel ulusal bakışıyla “komşu ile savaşsız yaşamayı” tercih eder. • Güç: Türkiye’nin NATO üyeliği ve ordusu üstün olsa da bunu “tarihsel döngüde araçsallaştırmaz”. • Konjonktür: Bölgesel fırsatlar (örneğin NATO’yu İran’a karşı kullanma) görülse de reddedilir. • Politika: “Birbirimizi iyi tanırız, dışarıdan aktör çağırmayız” söylemiyle diplomasi ön planda tutulur. • Çarpım düşük kaldığı için alternatif “sorunlu da olsa bir arada yaşama” modeli hâkimdir. Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri bir alternatif örnektir. İki ülke petrol ekonomisi, bölgesel nüfuz ve mezhep dinamikleri üzerinden rekabet etse de formül savaş eşiğini aşmamıştır. Strateji “ekonomik ortaklık”, güç “dolaylı rekabet”, konjonktür “küresel enerji dengesi” ve politika “diplomatik normalleşme” ile çarpım düşük tutulur; gri alan rekabeti veya ekonomik işbirliği tercih edilir. Türkiye-İran ilişkilerinde formül bilinçli olarak düşük tutulur: Strateji “komşu ile savaşsız yaşama”yı, güç “NATO’yu araçsallaştırmama”yı, konjonktür “tarihsel olgunluk”u, politika ise “aile içi kavga” söylemini ön plana çıkarır. İmparatorluk bilinci devam eder. Bugün Türkiye merkezdedir ve Selçuklu ile Osmanlı İmparatorluklarının mirasını en iyi şekilde korumaktadır. Buradan bakınca sadece İran değil başka örnekler için de durum belirgindir. Benzer şekilde Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinde petrol, nüfuz ve mezhep rekabeti olsa da savaş eşiği aşılmaz; gri alan rekabeti ve diplomasi tercih edilir. Bu örnekler, risk almamayı da bilinçli bir strateji olarak gösteren olgun bir yaklaşımı temsil eder. Savaş sonrası dönem: “Güç boşluğu” ve “yeni stratejilerin inşası” Savaşlar, devrimler gibi dönüştürücüdür. Dördüncü Sanayi Devrimi nasıl yapay zekâ, otomasyon ve dijital dönüşümü getirdiyse, büyük savaşlar da uluslararası düzeni yeniden şekillendirir. COVID-19 pandemisi gibi, İran’daki çatışma da küresel dengeleri sarsacak sonuçlar üretecektir. Risk alan taraf (örneğin ABD-İsrail) güç boşluğu yaratır. Bu boşluğu doldurmak isteyenler (Çin ve Rusya gibi büyük güçler) hemen harekete geçer. Çin, Tayvan’a savaş ilan etmeyerek risk almamayı tercih etmişken, bugün İran Savaşı’nın yarattığı güç boşluğunu değerlendirmektedir: • Küresel Güney, BRICS ülkeleri ve “üçüncü dünya” söylemini daha belirginleştirerek “çok kutuplu dünya” tezini güçlendirir. • Dolar karşıtlığını ve emperyalizm eleştirisini yayar. • Küresel ticarette yuan kullanımını ve yerel para birimlerini teşvik eder. • Enerjide petrol ve gaz ticaretinde ülke paralarını ön plana çıkarır. • Yeşil enerji teknolojilerini ve elektrikli araçlar gibi tüketim ürünlerini kampanyalarla geniş kitlelere sunarak etki alanını büyütür. Rusya da benzer şekilde İran sorunlarının devam etmesinden yana tavır alarak jeopolitik kazanımlarını artırmaya çalışır. Orta ve küçük güçlerin aksine büyük güçler hesaplarını daha sağlam yapmak zorundadır. Savaşa girmeden önce bu tür güç boşluğu senaryoları stratejik planda mutlaka değerlendirilmelidir. Eğer hesaplanmadıysa, tarihsel anlaşmalar bile yeni uluslararası düzenin dinamikleri karşısında yetersiz kalır. İran savaşıyla birlikte dinamikler şöyle şekillenmektedir: • ABD ve İsrail’in konumu: Taktik zaferler elde edilmiş olsa da stratejik hedefler tam gerçekleşmemiştir. İran’ın nükleer programı ve füze kapasitesi kısmen korunmuş, rejim çökmemiştir. ABD’nin Orta Doğu’ya odaklanması, Hint-Pasifik’teki kapasitesini sınırlamış; “sonsuz savaş” yorgunluğu artmıştır. İsrail ise Lübnan cephesinde gerilimi sürdürmekte, ancak bölgesel yalnızlaşma riskiyle karşı karşıyadır. “Savaş sonrası savaşlar” (gölge çatışmalar, siber ve vekil saldırıları) döngüsü muhtemeldir. • İran’ın dönüşümü: Ağır kayıplara (liderlik kadrosu, askeri altyapı) rağmen İran direnç göstermiştir. Hürmüz Boğazı kriziyle küresel enerji akışını etkileme gücünü kanıtlamış, “dördüncü küresel güç odağı” tartışmalarını tetiklemiştir. Ateşkes sonrası rejim yeniden organize olmakta, füze stoklarını toparlamaktadır. Daha temkinli ama sertleşmiş bir “pivot güç” olarak ortaya çıkmaktadır. • Çin’in kazanımları: Çin risk almayarak Tayvan Boğazı’nda temkinli durmuştur. ABD’nin İran’a kilitlenmesiyle oluşan güç boşluğunu derhal değerlendirmiştir. Küresel Güney ve “üçüncü dünya” söylemini güçlendirerek çok kutuplu dünya tezini öne çıkarmakta; dolar karşıtlığını, yuan kullanımını ve yeşil enerji teknolojilerini (elektrikli araçlar, yenilenebilir) pazarlamaktadır. İran savaşı, Çin’e ABD’nin hava-deniz gücünü ve yapay zekâ entegrasyonunu yakından gözlemleme fırsatı sunmuştur. Pekin, tarafsızlık imajını korurken Orta Doğu ticaretini (petrol ithalatı ve yeşil teknoloji ihracatı) genişletmekte, Tayvan ve Hint-Pasifik’teki hazırlıklarını hızlandırmaktadır. • Rusya’nın rolü: Ukrayna savaşı devam ederken İran krizinden jeopolitik avantaj sağlamaktadır. İstikrarsızlığın sürmesinden yana tavır alarak enerji piyasalarındaki konumunu güçlendirmekte ve “Çalkantı Ekseni” ittifaklarını pekiştirmektedir. • Bölgesel ve küresel yansımalar : Körfez ülkeleri (Suudi Arabistan dahil) İran’la “yönetilen bir arada yaşama” arayışındadır. Petrol yollarındaki kırılganlık, küresel ekonomiyi etkilemiş; enerji fiyatları ve tedarik zincirleri sarsılmıştır. Orta güçler (Türkiye gibi) bu boşlukta diplomatik manevra alanını genişletmekte; NATO’yu araçsallaştırmadan dengeli politika izlemekte, hatta dünya barışına katkı için efor sarf etmektedir. Savaş sonrası muhasebe, risk alan tarafın yıpranmasıyla yeni kapılar aralamakta; savaşa girmeyenler ise konjonktürü lehlerine çevirerek statü inşa etmektedir. Gücü olanlar bu gücü formülize eder ve bir sonraki riske kadar tartar. İran-ABD savaşı nelere örnek? Uzun uzadıya yazmayayım. Şöyle: • Beşinci nesil savaşlara örnek ve eğer benzeri bir savaş veya üstüne bir altıncı nesil savaş için nasıl olacak diye düşünülecek olursa, işte bu tam bir örnek. • Eğer bu savaş strateji ve operasyon ilişkisi yönüyle bir örnekse Çin, Tayvan Boğazı meselesine artık bu gerçekten hareketle bakmak durumundadır. İran ve Ukrayna Savaşı’nın konjonktür etkisi: Avrupa’nın yükselen dinamizmi Savaş konusunu Avrupa’yı incelemeden tamamlamak eksik kalır. Savaşta değil ama stratejik hesap yapma noktasında. Avrupa, Batı sisteminin ana akımı ve felsefi temelidir; demokrasi, özgürlük, kapitalizm, emperyalizm ve sömürgecilik gibi kavramların hem yaratıcısı hem de risklerini üstlenen aktörüdür. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları ile Soğuk Savaş’ı merkezinde yaşayarak bugünkü uluslararası sistemi ve NATO’yu şekillendirmiştir. Bugün ABD’nin İran Savaşı’nda Avrupa temkinli ama destekleyici bir pozisyon almıştır: Siyasi ve lojistik destek vermiş, ancak enerji güvenliği endişeleriyle (Hürmüz Boğazı krizi) ekonomik maliyetleri minimize etmeye çalışmıştır. Ukrayna Savaşı’nda ise ABD desteğiyle hareket ederken, Trump’ın politikalarıyla (geri çekilme sinyalleri) Avrupa kendi başına dengeyi üstlenmek zorunda kalmıştır. Bu, Rusya merkezli yeni politikaları zorunlu kılmıştır: Daha bağımsız savunma harcamaları, enerji çeşitlendirmesi ve Doğu Avrupa’da caydırıcılık artırımı. İran Savaşı sonrası Körfez bölgesinde (küresel ticaret ve enerji politikalarının kesişim noktası) Rusya ve Çin’in etkinliği artarken, Avrupa daha dinamik bir rol üstlenmektedir. Savaş sonrası planlarında güç kaybı yerine güç toplamayı hedeflemektedir: • Ekonomik ve ticari: Körfez’le yeni enerji anlaşmaları, yuan ve yerel para birimlerine karşı euroyu güçlendirme. • Teknolojik ve bilişim: Yeşil enerji, yapay zekâ ve savunma teknolojilerinde liderlik. • Enerji: Rusya ve Orta Doğu bağımlılığını azaltacak çeşitlendirme (diversifikasyon - yenilenebilir ve nükleer). • Askeri: NATO içinde Avrupa sütununun güçlendirilmesi, kendi stratejik özerkliği. Tarihsel birikimi (iki dünya savaşı sonrası yeniden doğuşu) sayesinde bu potansiyeli vardır. Avrupa, emin adımlarla hareket ederek güç boşluğunu lehine çevirme kapasitesine sahiptir. Savaş sonrası muhasebe, risk alan tarafın yıpranmasıyla yeni kapılar aralamakta; savaşa girmeyenler ise konjonktürü lehlerine çevirerek statü inşa etmektedir. Gücü olanlar bu gücü formülize eder ve bir sonraki riske kadar tartar. Sonuç Sonuç olarak, savaşlar “sokakta iki ergenin kapris dolu gövde gösterisi” gibi değildir; bedeli ağırdır (insan, ekonomi, itibar). Büyük güçler (ABD gibi) sömürgeci-emperyalist refleksle hareket eder; kendi çıkarını (Çin’i çevreleme) merkeze koyar, ikincil gerekçeleri (rejim, nükleer, yayılmacılık) ekler. İsrail-İran örneğinde olduğu gibi, vekil unsurlardan doğrudan hava ve füze savaşlarına geçiş, güç dengesi bozulduğunda veya stratejik fırsat görüldüğünde kolaylaşır. Realist bakış açısıyla: Savaş olduktan sonra “keşke olmasaydı” demek nafiledir. Tarih, Kadeş’ten Tayvan’a, İran-Suudi rekabetinden İsrail-İran çatışmasına ve Türkiye-İran barışçıl rekabetine kadar güç mücadelesinin diplomatik ortamda yönetildiğini gösterir. Strateji belirler, güç hazırlar, konjonktür fırsat yaratır, politika meşrulaştırır. Dört unsurun yan yana gelmesi tarihsel bir fırsat veya felaket doğurur. Diplomasi, ekonomi ve vekil araçlarla ilerleme kaydedilirse savaş gerekmez. Ama çarpım kritik eşiği aşarsa savaş, insanlığın bir parçası olarak tarihine yerini alır. Önemli olan, bu gerçeği anlayarak ulusal çıkarları en az maliyetle korumaktır. Akıllı strateji ve politika, savaşı gereksiz kılabilir. Savaş bir risktir. Riski üstlenen taraf kendine güvenir, stratejisini sağlam kurar ve politik atmosferi yönetebileceğine inanır. Savaş sonrası ise muhasebe başlar: Yıpranan taraf yeni kapılar aralarken, savaşa girmeyenler güç boşluğunu değerlendirerek stratejilerini konjonktüre göre yeniden şekillendirir. Gücü olanlar bu gücü formülize eder ve bir sonraki riske kadar tartar. Tarih, Kadeş’ten Tayvan Boğazı’na, Rusya-Ukrayna’dan 2026 İsrail-ABD-İran çatışmasına, Türkiye’nin savaşsız rekabet modeline ve Avrupa’nın dinamik yeniden konumlanmasına kadar aynı gerçeği gösterir: Strateji belirler, güç hazırlar, konjonktür fırsat yaratır, politika meşrulaştırır. Savaşlar büyük değişimleri işaret eder. Önemli olan, bu gerçeği anlayarak ulusal çıkarları en az maliyetle korumak ve akıllı strateji ile politikayı, savaşı gereksiz kılacak şekilde kullanabilmektir. Güç boşluğunda harekete geçenler, yarınki statüyü şekillendirenlerdir. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. Gürsel Tokmakoğlu Gürsel Tokmakoğlu Independent Türkçe için yazdı Gürsel Tokmakoğlu Salı, Nisan 14, 2026 - 10:00 Main image:
İllüstrasyon: Brendan Lynch/Axios
TÜRKİYE'DEN SESLER related nodes: Savaşta lojistiğin stratejik rolü: 2026 ABD-İran operasyonu örneği Türkiye gücünü katlarken İsrail güç boşluğunda: Netanyahu ve Katz’ın Erdoğan’a yönelik doğrudan saldırılarının jeopolitik arka planı Savaşların ve istikrarsızlıkların gölgesinde dönüşen yeni-Orta Çağ dünyası Type: news SEO Title: Savaşın tarihsel gerçekliği: Strateji, politika ve güç mücadelesinin kesişim noktası copyright Independentturkish: Go to News Site