Independent Turkish
Geçen hafta Uganda Genelkurmay Başkanı General Muhoozi Kainerugaba ’nın X hesabından Türkiye’ye yönelik yaptığı provokatif paylaşımlar gündeme oturdu. General, Uganda’nın Somali’deki askeri varlığına karşılık 1 milyar dolar “güvenlik bedeli” ve Türkiye’deki “en güzel kadınla” evlenmek istediğini belirtti. Talimatları derhal yerine getirilmezse 30 gün içinde diplomatik ilişkilerin kesileceğini ve Türk Hava Yolları’nın uçuşlarına kısıtlama getirileceğini söyledi. General Muhoozi daha önce de “Kutsal Toprakları korumak için 100 bin Uganda askerini konuşlandırmaya hazırım” tweeti ile İsrail’in yanında olduğunu ifade etmiş ve adından söz ettirmişti. Türkiye’ye yönelik tehdit dolu tweeti, gerek Türk medyasında gerek Uganda medyasında tepki toplayınca, “Türk kardeşlerimi çok seviyorum” diyerek geri vites yaptı ve ilgili tweetleri sildi. Muhoozi’nin arkasında hangi “üst aklın” olduğundan, İsrail’in bölgedeki ülkeleri Türkiye’ye karşı kışkırttığına kadar sayısız teori üretilmesine sebep oldu. Anlaşılan o ki artık sosyal medya platformları küresel siyasetin yeni sahnesi oluyor; birkaç saniye içinde atılan tweetler dünya gündemini sarsabiliyor. Bir devletin resmi politikası ile bireysel sosyal medya paylaşımları arasındaki sınır nasıl çizilmeli sorusu akıllara geliyor. Tweetlerin efendisi Muhoozi Kainerugaba, Uganda Devlet Başkanı Yoweri Museveni’nin oğlu. Uzun yıllar özel kuvvetler komutanlığı yaptı, 2024 yılında ise Uganda Halk Savunma Kuvvetleri’nin (UPDF) en tepesine, Genelkurmay Başkanlığı’na atandı. 40 yıldır ülkeyi yöneten Museveni’nin en güçlü varisi olarak görülüyor. Muhoozi’yi uluslararası gündemde tutan şey askeri yeteneklerinden ziyade tweetleri. 2022’de İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’ye evlenme teklif edip başlık parası olarak 100 Ankole sığırı teklif etmiş, “Reddederse Roma’yı alırız” diye tehdit savurmuştu. Yine 2022’de Kenya’yı 2 haftada işgal edip Nairobi’yi ele geçirebileceğini iddia etmiş, bu skandal Uganda hükûmetinin Kenya’dan resmen özür dilemesine ve Muhoozi’nin geçici olarak görevden alınmasına yol açmıştı. Özetle Muhoozi diplomasiyi adeta kişisel şov alanı, sosyal medyayı ise sahne olarak kullanan bir figür. Türkiye hakkında attığı tweetin herhangi bir krizle, devlet siyasetiyle ilgisi yok; bu tavır Muhoozi için rutin. Her provokasyon ona uluslararası görünürlük sağlıyor, babasının gölgesinden çıkmasına yarıyor. Uganda Dışişleri Bakanı General Jeje Odongo Abubakar, Kampala'daki Dışişleri Bakanlığı'nda Türkiye’nin Kampala Büyükelçisi Mehmet Fatih Ak ile iki ülke arasındaki diplomatik ve ekonomik ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan üst düzey bir toplantı yaptı Sosyal medya Muhoozi’nin tweeti üzerinden tartışadursun, olayın hemen ertesinde Uganda Dışişleri Bakanı General Jeje Odongo Abubakar, Türkiye’nin Kampala Büyükelçisi Mehmet Fatih Ak ile bir araya geldi. Görüşmede altyapı, eğitim ve ekonomik iş birliği konularında ilişkilerin derinleştirilmesi kararlaştırıldı. Bakan, “Uganda ve Türkiye arasındaki ilişkiler güçlüdür. Antalya Diplomasi Forumu’nda Bakan Fidan ile tarihi bağlarımızı daha da güçlendirmeyi amaçlıyorum” açıklamasını yaptı. Aslında bu görüntü, bir generalin kişisel tweetleri ile bir ülkenin resmi dış politikasının aynı şey olmadığını çok net ortaya koyuyor. Nitekim AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de yaptığı açıklamada, “Açıklama yanlıştır ve düzeltilmelidir. Türkiye’nin Uganda ile bir sorunu yoktur. Kendisinin geçmişte diğer ülkelere de benzer temelsiz açıklamaları olmuştur” diyerek durumu devlet ciddiyetiyle özetledi. Sosyal medyanın dezenformasyonu ve provokasyonu ne denli hızlandırdığı net. Bir tweet, kamuoyunu yönlendirmekle kalmıyor, ekonomik ve siyasi ilişkileri etkileyebilecek gelişmelere neden olabiliyor. Rekabetin gölgesinde somali var Muhoozi’nin birdenbire Türkiye’yi hedef alması boş ve sebepsiz değil. Ankara’nın son 20 yılda Afrika kıtasıyla geliştirdiği ekonomik, diplomatik ve insani ilişkiler küresel ölçekte dikkat çekiyor. Türkiye artık Afrika’da önemli bir aktör. En son Somali halkının Türk dev sondaj gemisi Çağrı Bey’i coşkuyla karşılaması ve iki ülke arasındaki bağın daha da sarsılmaz hâle gelmesi Muhoozi’yi rahatsız etmiş olmalı. Generalin tweetlerinde “Türkiye’nin Somali’deki liman, havalimanı ve altyapı projelerinden faydalandığını, ancak güvenliği Uganda askerlerinin sağladığını” iddia etmesi özünde Türkiye’nin Afrika Boynuzu’ndaki yükselen prestijine yönelik bir tepki. Uganda ordusu yıllardır Afrika Birliği misyonu (ATMIS) çerçevesinde, uluslararası finansmanla Eş-Şebab’a karşı en ön safta savaştı. Bu varlık Uganda’ya hem prestij hem de ciddi bir döviz geliri sağladı. Ancak 2025 yılı başında ATMIS’in görev süresi doldu ve yerini AUSSOM’a (Afrika Birliği Somali Destek ve İstikrar Misyonu) bıraktı. Yeni misyonla birlikte Avrupa Birliği’nin finansman musluklarını kısmaya başlaması, Uganda’nın Somali’deki askeri varlığının maliyetini sorgulamasına neden oldu. Muhoozi’nin “Uganda güvenliği sağlıyor, Türkiye kazanıyor” ifadesi, Kampala’nın bu yeni dönemde duyduğu ekonomik rahatsızlığın dışavurumu. Oysa Türkiye Somali’ye sadece ekonomik değil, askeri ve insani eğitim alanında da katkı sunuyor. Tepkilerdeki zihinsel pas Muhoozi’nin tweetleri komplo teorilerine ve diplomatik analizlere konu olurken, Türk sosyal medyasının bir kısmında yükselen sesler asıl yaralayıcı olandı. Uganda’yı ve Afrika’yı küçümseyen, “ilkel” tasvir eden, ırkçılığın kıyısında dolaşan birtakım yorumlar adeta havada uçuştu. Tam da Somali’de binlerce kilometre ötede kardeşlik inşa etmeye çalışan bir ülkenin evlatlarına yakışmayan bir üslup hakimdi. Bu çirkin yorumlar, Muhoozi’nin bir tweetinden çok daha tehlikeli ve kalıcı bir zihinsel sömürge dilini ortaya çıkarıyor. Birileri klavye başında “ilkel” yakıştırmaları yaparken, aslında Türkiye’nin yıllardır ilmek ilmek ördüğü yumuşak güç diplomasisine en büyük darbeyi vuruyor. “Türkler size aslında böyle bakıyor” propagandası için zemin hazırlıyor. Uganda halkından yükselen “Türk kardeşlerimizi seviyoruz, Muhoozi’yi ciddiye almayın” mesajları, meselenin devletler değil bireyler düzeyinde olduğunu gösteriyor. Ancak sosyal medya kullanıcılarının “bir olayı etraflıca anlamadan, bir fikri enine boyuna düşünmeden anlık tepki verme” refleksi kanayan bir yara durumunda. Bir bireyin hesabından atılan, hiçbir resmi kanaldan teyit edilmemiş, arkasında kurumsal bir irade bulunmayan açıklama saatler içinde “Uganda Türkiye’ye savaş mı açıyor?” başlıklarına dönüştü. Muhoozi’nin ne dediğinden çok, bu söylemin neden bu kadar hızlı yayıldığını ve kimin işine yaradığını sormak daha lazım. Elbette algoritmanın ve kutuplaşmanın işine yarıyor. Yarın Muhoozi unutulacak. Tweetleri silindi bile. Ancak bir tweetin peşinden sürüklenip koca bir ülke ve halkı yargılandı. Afrika’da yaşanan bir meseleyi ele alırken, zihinlerdeki paslı Afrika imajından kurtulmak gerek. Ülkemizde işler her ters gittiğinde kurduğumuz o meşhur “Afrika’da bile böyle değil” ya da “Afrika’nın gerisine düştük” cümleleri, aslında kıtayı bir coğrafya olarak değil, “dünyanın dibi” olarak gördüğümüzün ispatı. Öfkelendiğimiz her an, muhatabımızı aşağılamak için Afrika insanı üzerinden ırkçı benzetmelere sarılmak, emek ve sevgiyle kurduğumuz o büyük “kardeşlik” köprülerini sarsıyor. Muhoozi’yi “ne söylediğini bilmez” biri olarak eleştirirken, sosyal medyada dönen yakışıksız yorumların da sahipsiz olmadığını hatırlamak gerek. Yaklaşan Antalya Diplomasi Forumu’nda Afrika’nın birçok ülkesinden gelecek liderler ile tokalaşacak eller, sosyal medyanın gelip geçici gürültüsünden çok daha gerçek ve belirleyici olacak. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. uganda Muhoozi Kainerugaba Sare Şanlı Independent Türkçe için yazdı m Sare Şanlı Çarşamba, Nisan 15, 2026 - 05:45 Main image:
Uganda Genelkurmay Başkanı General Muhoozi Kainerugaba / Fotoğraf: Reuters
TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: Bir tweetin anatomisi: Muhoozi vakası copyright Independentturkish: Go to News Site