Collector
Küçük Amerika | Collector
Küçük Amerika
soL Haber

Küçük Amerika

Çocuk yaştaki gençlerin silahla okul basıp rastgele ateş ederek önüne geleni öldürmesi pek alışık olduğumuz bir şey değil. Babasının silahını kuşanıp sınıflara dalan çocukların haberleri ABD’den gelirdi çoğunlukla. Amerikan haber ajansları okulun etrafında siper almış polislerle okuldan kaçışan çocukların helikopter kamerasıyla çekilmiş görüntülerini tüm dünyaya bir Hollywood filmi sahnesi gibi servis ederdi. Dün Maraş’taki okul saldırısında ikinci kattan aşağıya atlayarak canlarını kurtarmaya çalışan çocukları görünce gözümün önüne bu sahneler geldi. Oysa ne ABD’deki okul baskınları ne de şimdi Türkiye’de gün aşırı meydana gelen benzerleri birer film sahnesi. Birer gün arayla Urfa ve Maraş’taki iki ayrı okula yapılan silahlı saldırılar gerçek ve fazlasıyla sarsıcı. Urfa’daki saldırıda 18 yaşındaki bir genç çoğu öğretmen ve öğrenci olan 16 kişiyi pompalı tüfekle yaraladı. Maraş’ta ise bir çanta dolusu silahla okula gelen öğrenci pek çok kişiyi (önce 4 olarak açıklandı, sonra sayının 9 olduğu belirtildi) öldürdü. 8’inci sınıf öğrencisi, yani en fazla 14 yaşında olduğunu anladığımız öğrencinin silahlı saldırısında onlarca öğrenci de yaralandı. Bugün pek çok kentte okullarda boykot var, öğretmenler Milli Eğitim Bakanlığı’nı protesto ediyor ve olaylardan sorumlu tuttukları bakanın istifasını istiyor. ABD’deki okul saldırıları, belki de en görünen neden bu olduğu için, genellikle bireysel silahlanmaya bağlanır. Oysa ABD’deki bireysel silahlanmanın kaynağında pek çok parametre var. Amerikan toplumunun özellikleri, eyalet yapısının özgünlükleri ve farklı yasal düzenlemeleri, yaygın ırkçılık, silah tekellerinin sigara tekelleri kadar toplumsal yaşamın içine girmiş olması bunlardan bazıları. Her birinin bireysel şiddeti körüklediği açık. Suça sebep olan faktörlerin ortadan kaldırılması değil, suç işleyenin en ağır şekilde cezalandırılması üzerine kurulu Amerikan hukuk sistemini de birlikte düşündüğümüzde, söz konusu şiddet tepeden tırnağa toplumsal dokunun parçası oluyor. Türkiye’de sorun bu boyutta mı? Son iki gün, daha beter olduğunu gösterdi. Çünkü Türkiye’yi bir küçük Amerika’ya çevirdiler ve sorun ABD’dekinden daha büyük hale geldi. Uyuşturucu, kumar, bahis, taciz, istismar, mafya, çeteleşme gibi Türkiye’nin önemli toplumsal sorunları en önce okullarda kendine alan buluyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı geçen yıl uyuşturucuya başlama yaşının 10’a kadar düştüğü haberlerini dezenformasyon olarak niteleyip Türkiye’de uyuşturucuya başlama yaş ortalamasının 22,4 olduğunu açıklamıştı. İletişim Başkanlığı’nın açıkladığı bu yaş ortalaması, okul kapılarında torbacıların cirit attığının kanıtı olsa gerek. Suça sürüklenen çocuklar diye bir kavramı kullanmayı tercih ediyorlar. Çocuklara değil onları suça sürükleyen düzene baksın herkes. Çocukların sadece uyuşturucu için değil, birer tetikçi olarak kullanılmasının nasıl da sınıfsal bir temele sahip olduğunu o çocuklardan ikisiyle soL’da yapılan röportaj haberde bir kez daha görmüştük. Okulların dışına torbacılar, içine tarikatlar birikti. Her okulu bir tarikata bağladılar. AKP laikliğe savaş açıp çocukları eğitimden kopardı. Buna MESEM’i de ekleyin. Oradan da holdingler girdi okulların içine. Daha okullarını bitirmeden çocukları ucuz ve güvencesiz işçi yaptılar. Tarikatlar, holdingler, çeteler birbirlerini doğuruyor, sonra hepsi iç içe var olmaya devam ediyor. Biri olmazsa diğeri, o olmazsa öteki, çocukları bunlara teslim etti AKP. Şimdi okullardaki güvenliği artırmayı tartışacaklar. Daha fazla polis, daha fazla x-ray cihazı, daha fazla güvenlik kamerası… Tuvalet kağıdını veliden istediğiniz okulun kapısına ordu koysanız ne yazar? Bu halk çetelerden, tarikatlardan, holdinglerden örgütlenerek korumak zorunda çocuklarını. Koruyacağız. Eğitimde kurduğunuz kapkara düzeni değiştireceğiz. Küçük Amerika’dan kurtulacağız.

Go to News Site