Independent Turkish
“Anlatmam derdimi dertsiz insana” demişti Âşık Veysel . Anadolu’nun bağrından kopup gelen, karanlık dünyasını gönül ışığıyla aydınlatan büyük bir ozan olmanın yanı sıra derin bir tefekkürün, kucaklayıcı bir insan sevgisinde vücut bulmuş haliydi. Büyük ozanın hâtırasını yâd etmeden önce, hayatının bazı dönemlerini ve bizlere miras bıraktığı o engin felsefesine bir göz atalım: Hayatı: Çocukluk yılları: 1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Yedi yaşında geçirdiği çiçek hastalığı sebebiyle iki gözünü de kaybetti. Sazla tanışma: Acısını dindirmesi ve oyalanması için babasının ona aldığı cura bağlama ile on beş yaşındayken müzik ve şiir yolculuğu başladı. Keşfedilişi ve yükselişi: Sivas Lisesi edebiyat öğretmeni olan Ahmet Kutsi Tecer tarafından keşfedildi ve Türk edebiyatına kazandırıldı. Aile hayatı: İlk eşi Esma’dan iki, ikinci eşi Gülizar’dan toplam dokuz çocuğu oldu. Eğitime katkısı: Köy Enstitülerinde saz öğretmenliği yaparak Anadolu’nun aydınlanma seferberliğine bizzat katıldı. Veda: 1973 yılında, doğduğu köy olan Sivas’ın Sivrialan köyünde "sadık yâri" olan kara toprağa kavuştu. Felsefesi: Toprak sevgisi: “Benim sadık yârim kara topraktır.” diyerek doğaya ve toprağa derin bir bağlılık duymuş; toprağı cömertliğin, vefanın ve yeniden doğuşun simgesi olarak görmüştür. Birlik ve beraberlik: "Kürt'ü, Türk'ü, Çerkez'i / Hep Âdem’in oğlu, kızı" diyerek insanlar arasındaki her türlü ayrımcılığa karşı çıkmış, evrensel hümanizmi savunmuştur. Gönül gözüyle görmek: Maddi dünyanın geçiciliğine karşın, asıl hakikatin ancak kalp gözüyle, sevgiyle ve akılla kavranabileceğine inanmıştır. Fikirlerin ölümsüzlüğü: Bedeni göçse de, insanın ürettiği düşüncelerin ve eserlerin kalıcılığına vurgu yapmıştır. Veysel’in bu derin felsefesi benim için sadece kitaplardan okunan bir bilgi değil, bizzat şahit olduğum, havasını soluduğum canlı bir hatıradır…. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) Yıl 1972... Âşık Veysel’in dünyamıza veda etmesinden sadece 1 yıl öncesi. Sivas Demiryolu Hastanesi'nde yatmıştı. Kendisi de demiryolcu olan rahmetli babam iki günde bir sefer tasıyla yemek götürürdü. Hastaneden taburcu olduğunda onu evimizde misafir etme onuruna eriştik. O gün evimiz Veysel'den başka üç âşık ve kalabalık bir misafir topluluğuyla sanki bir irfan meclisi gibiydi. Tanıdık tanımadık birçok insan onun feyzinden nasiplenmek için evimize dolmuştu. Çaylar içildikten sonra, odadaki diğer âşıklar, büyük ustaya hürmeten kısa bir hoş geldin deyişi sundular. Daha sonra Âşık Veysel sazı aldı, tellerine dokundu, herkes pür dikkat dinliyordu. 16 yaşımdaydım. Babamın hatırına misafirlere hizmet ederken pek mutlu değildim. Ancak sihirli kelimelerin birbirine çarpıldığı, toplandığı ve derin bir anlam çıkartıldığı yeni bir dünya keşfettim. Görmeyen gözleriyle kâinatı nasıl süzdüğüne, türkülerine yansıyan o derin bilgeliğe yakından şahit olmak, ruhumda tarif edilemez bir fırtına kopardı. Çok etkilendim. Sazından dökülen her nağmede, sözünden damlayan her hakikatte onun hayat felsefesini kalbime kazıdım ve o günden sonra bir ömür boyu benimsedim. Bugün, Veysel’i hatıraların ışığında anarken, ona cevap vermeye çalışarak neden unutamadığımı mısralarla ölümsüz ruhuna armağan ediyorum: (Veysel’den; Dostlar beni hatırlasın.) Hatırlamadım Veysel’i Çünkü onu unutmadım İnanmadım öldüğüne Yasını bile tutmadım... (Veysel’den: Ben gidersem sazım sen kal dünyada.) Sazın asılı duvarda Gâhî orda gâhî burda Üflediği ateş harda Yangın oldu yaktı bizi... (Veysel’den: Eğer görse idim göz ile seni.) Neler gördün görmez gözle Hep anlattın sazla sözle Bazen balla, bazen tuzla Fikirle yoğurdun bizi... (Veysel’den: Anlatmam derdimi dertsiz insana.) Kuldemir ne der, desinler Olsun yine dinlesinler Veysel’e öldü diyenler Fikirler ölmez bilsinler.... *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. AŞIK VEYSEL Bekir Aydemir Alaca Bekir Aydemir Alaca Independent Türkçe için yazdı Bekir Aydemir Alaca Perşembe, Nisan 16, 2026 - 09:30 Main image:
Anadolu halk şiirinin en güçlü seslerinden biri Aşık Veysel (1894–1973) / Fotoğraf: AA
TÜRKİYE'DEN SESLER related nodes: Öğrenebildiklerim... Hayallerim, ülkem ve ben Label: Edebiyat Type: news SEO Title: “Anlatmam derdimi dertsiz insana” copyright Independentturkish: Go to News Site