soL Haber
Önce Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde daha sonra da Kahramanmaraş'ta meydana gelen saldırıların ardından öğretmenler dün sokaktaydı. Ankara'da, Milli Eğitim Bakanlığı bu eylemlerin merkezi haline geldi. Bir gün öncesinde başlayan iş bırakma eyleminde Güvenpark'ta Milli Eğitim Bakanlığı önünde bir araya gelen öğretmenler bu defa eğitimin niteliği veya özlük hakları için değil, çok daha temel bir talep için, yaşamak için bir araya geldi. Hem meslektaşlarını hem de öğrencilerini kaybeden öğretmenler, tahta kalemleriyle beyaz önlüklerini "kan" rengine boyayarak eyleme başladılar. 16 Nisan günü Milli Eğitim Bakanlığı önünde yapılacak eylemlerin buluşma noktalarından birisi de Ankara'da Kolej Meydanı oldu. Başta Eğitim-İş olmak üzere birçok sendika, öğretmen ve öğrencinin destek verdiği bu eylemlerde siyasi partiler de vardı. 'Ne olacak ki, en fazla ölürüz. Ölüyoruz zaten' Sabah 10.00'da başlayacak buluşma için saat 9 sularında toplanma başladı. Eylem bittiğinde saatler 21.00'i gösteriyordu. Yaklaşık 11 saat boyunca eylemde olan öğretmenlerin tek talebi mensubu oldukları bakanlığın önünde eylem yapmak, seslerini duyurmaktı. Polis otolarından oluşturulan "barikatlar" öğretmenlerin önüne set olarak çekildi. Öğretmenler ve dayanışma için gelen öğrenciler polis araçları önünde saatlerce bekletildi. Binlerce öğretmen, elbette bu polis barikatını aşmaya muktedirdi. Ancak seslerini duyurmak istediler. Seslerini daha gür duyurmak istediler. Bekleyiş başladı... Saatlerce. Sloganlarla, zaman zaman Kolej Meydanı'ndaki trafiği durdurarak, zaman zaman alkışlarla ve sloganlarla... Öğretmenler Kolej Meydanı'nı trafiğe kapatarak saatlerce direndi. Serkan öğretmen İzmir'den gelmiş. "Bazı arkadaşlarımız bakanlık önünde sabahladı. Biz İzmir'den yola çıkıp geldik. Yol zaten uzun herhalde 9 saat sürdü. Sabah indik. Uykusuzum demeye utanıyorum vallahi ne diyeyim, arkadaş dün soğukta kaldırımda sabahladı bakanlık önünde. Evi yakın arkadaşlar da sabah duş alıp bir kahvaltı yapıp eyleme devam ettiler" diye anlatıyor. Yürüyüşe izin vermezlerse ne olur diye soruyorum. Şöyle yanıtlıyor Serkan hoca: "Zorlarız. Artık yetmedi mi? Zorlamaktan başka çaremiz var mı mesela? Gerekirse aşarız barikatı gerçekten tahammülümüz mü kaldı? Ne olacak. Ne olacak ki, en fazla ölürüz. Ölüyoruz zaten her gün." 'Aynı şeyleri yaşar mıyız?' Erhan öğretmen, Adana'dan gelen öğretmenlerden. "İlk duyduğumuzda öğretmenler odasındaydık. Herkes gibi çok üzüldük. Aslında hem üzüldük hem de şaşırdık. Hani normalde olmaz ya bizim ülkemizde böyle şeyler. Amerikan filmlerinde gördüğümüz, bize yabancı olan toplumsal çürüme örnekleriydi bunlar. Ama öğretmenler odasında birbirimize bakakaldık. O an çoğumuzun aklında acaba biz de benzer şeyleri yaşar mıyız diye geçti." Erhan Öğretmen Erhan öğretmen, sıcağın altında saatlerce beklerken diğer yandan çevreyi izliyor. Babasının sırtında slogan atan bir çocuğun gülümsemesine bakarak umutlanıyor. Atılan sloganlar ise içinden geçtiği ruh halini yansıtıyor. "Öl-mek değil öğretmek istiyo-ruz!" Eski zamanlardan bir yangın köşesi Burcu, Şerife ve Sibel öğretmenler Ankara'nın Polatlı ilçesinden gelmişler eyleme. Hava sıcak, güneş iyiden iyiye etkisini artırıyor. Öğretmenler pet şişelerden aldıkları suyla ıslattıkları şapkalarını iyice alınlarına yerleştiriyorlar güneşi engellemek için. Gölgelik yerlerde öğretmenler nöbetleşe oturuyor serinlemek için. Yaşça kıdemli öğretmenlere ilişen yok, "Sen otur hocam biz değişiriz" diyor genç öğretmenler. Gölgede dinlenirken sohbet ediyoruz Burcu, Şerife ve Sibel öğretmenler ile. Tabii laf olsun diye "Nasılsınız" diye soruyorum ama ne ben sorduğumdan ne de öğretmenler yanıtladıklarından memnuniyet duyuyor. "İyiyiz" diyorlar. Laf olsun diye. Nerde kırıldı hoca bu zincir diye sorunca, Burcu hoca lafa giriyor. "Eskiden okullarda yangın köşesi olurdu hatırlar mısınız. Sosyal medyada da gündem oldu. Daha dün konuştuk bu olayı duyunca. Eskiden mızrak, kürek, süngü gibi şeyler ile yangın köşesi olurdu. Hiç dokunmadım ona öğrenciyken. Hiç aklımdan ona dokunmak geçmedi mesela. Önünde ne bekçi vardı ne de nöbetçi. Şimdi düşünebiliyor musunuz onu? Demek bugün olsa katliam çıkacak okullarda. Kırılma nerde oldu derseniz, bence 4+4+4 eğitim sistemiyle oldu. Artık okumak 'para etmiyor', kıymetli değil. Öğretmenlik de öyle, okullar da." Yıllar öncesinden okullarda kullanılan "Yangın Köşesi" örneklerinden biri. Şerife öğretmen ise eğitimde düşen niteliğe dikkat çekiyor. "Yani okul artık bir kültürü aldığınız terbiyeyi edindiğiniz yerler değil. Bir prosedürü uyguladığınız yerler. Mesela 'günaydın' meselesi artık panolarda yer alan bir ifade. Görsel şablonlar vs. Ama biz okurken günaydın demeyi öğreniyorduk. Aldığımız eğitimi veremiyoruz. Artık başka beklentiler başka performanslar var. Yaşayarak öğrendiğimiz şeylerin değerlerin şablonlarını öğretmek zorundayız." Sibel hoca ise işin temelinden farklı bir örnek veriyor. "Okumanın artık önemi yok. Yok kıymeti. Mesela ister meslek lisesi olsun ister normal okul fark etmiyor. Hatta okumasa da fark etmiyor. Diyelim ki okulu bırakmış liseden sonra üniversiteye gitmeyen bir öğrenci olsun. Ne fark eder. Var mı aralarında okuyan iki üç sayfa karıştıran kimse? Dünya klasikleri, Türk klasikleri olsun şöyle bir roman okuyayım diyen var mı? Hadi biraz daha açalım muhabbeti, öğretmenler arasında var mı? Varsa ne kadar? Şimdi böyle bir boşlukta öğrenciler nerden öğreniyor, kültürleniyor ya da toplum içinde yaşamaya dair fikirler ediniyor? Sadece sosyal medya... Eğitimdeki temel sorunları çözemezsek okul önüne x-ray cihazı mı koysak diye konuşuruz. Çözüm bu değil. Bu sorunun sonucu. Sonuca bakarak çözemeyiz." Burcu, Şerife ve Sibel öğretmenler Eğitim emekçilerinin sömürüye ve şiddete karşı verdiği yaşam mücadelesini her gün inatla duyurmaya devam ediyoruz. Gerçeğin sesini büyütmek ve bu mücadeleye omuz vermek için bize abone olun. ABONE OL 'Çocuklarını bana emanet ediyorsun, aç şu barikatı!' Saatler uzadıkça sabır da azalıyor. İlker öğretmen Denizli'den gelenlerden. O da bu yaşanan katliamı ilk sosyal medyadan duymuş şaşkına dönmüş. "Öğretmenin itibarı mı kaldı? Geçtiğimiz yıllarda, epey oldu yeni değil ama bir kaymakamlık müfettişi geldi. Sebebi ne? Öğretmenlerden biri bir çocuğa ukala der gibi baktı diye soruşturma yedi. Ukala der gibi baktı... Anladın mı? Mesela ukala der gibi baktı nasıl bir bakış? Tarifi var mı? Müfettişin işi mi yok buna bakmış incelemiş. Anlaşılan o ki emir büyük yerden gelmiş. Belki de bir bürokratın çocuğu vs. Ne önemi var. Eskiden öğretmenin kıymeti vardı. Önce öğretmene verilen değer azaldı. Sonra da eğitim kalitesi düştükçe öğretmenlerin değeri. Geldiğimiz hal budur işte." İlker Öğretmen Saatler ilerlerken barikatlar kalkıyor, barikat dediğimiz de yukarda bahsettiğimiz otobüsler. Polis otoları kalkınca yürüyüş tekrar devam ediyor. Az ileride tekrar durduruluyor öğretmenler. Bu sefer yaklaşık 10 saat beklemiş öğretmenlerin öfkesi ele sığmıyor bedenlerine. Öğretmenlerden biri yaklaşıyor barikata. Ve polise sesleniyor gür sesiyle. "Açsanıza barikatı. Gözlerimin içine bak gözlerimin içine. Açsana barikatı. Neden korkuyorsun. Bana mı güvenmiyorsun. Öğretmenim ben! Öğretmen! Çocuğunu bana emanet ediyorsun sen kendine gel! Bakanlığıma gideceğim. Eğitim Bakanlığına... Ölüyoruz yahu ölüyoruz. Bugün konuşmayacaksak ne zaman konuşacağız!" Polis başını eğiyor önüne. Gerçekten gözlerini kaçırıyor "emirin kulu". Barikatların arasından karşıda bekleyen polislere bakan bir öğretmen Öfke artarken barikatların açılması şartıyla basın açıklaması kabul ediliyor öğretmenler tarafından. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay kalkan otobüslerin önünde geçiyor önce. Ve açıklamayı yapıyor. Öğretmenler slogan atıyor barikatlar kalkarken, "Öğretmene değil tarikata barikat" diye. Yorgun, uykusuz ve öfkeliler. Basın açıklamasında "Susmayacağız, yılmayacağız, unutturmayacağız. Ant olsun ki bu kötülüklerin hesabını soracağız" diyor. Eylem biterken farklı şehirlerden gelen öğretmenler otobüslerine yürüyor. Hava karardı. 11 saat süren eylemin ardından şehirlerine dönen öğretmenler sınıflarına bir gün ara verecek. İş bırakma eylemlerini bugün de sürdürüyorlar. Kanla ve ölümle başlayan eğitimin bu haftası eylem ve direnişle bitiyor.
Go to News Site