Collector
Okul saldırıları sonrası yüzleşme: Öğretmeni itibarsızlaştırmanın sonuçlarıyla yüz yüzeyiz | Collector
Okul saldırıları sonrası yüzleşme: Öğretmeni itibarsızlaştırmanın sonuçlarıyla yüz yüzeyiz
soL Haber

Okul saldırıları sonrası yüzleşme: Öğretmeni itibarsızlaştırmanın sonuçlarıyla yüz yüzeyiz

Maraş'taki okul saldırısı sonrası Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nden profesör Ahmet Yıldız dün soL'da yayımlanan yazısında öğretmenin toplumsal konumunun aşındırıldığına dikkat çekerek "Öğretmenin pedagojik otoritesinin ve toplumsal meşruiyetinin aşınması, şiddetin normalleştiği boşluğu genişletmektedir" demişti. Yıldız şu ifadeleri kullanmıştı: Öğretmeni yalnızca teknik bir bilgi sunucusu (teknisyen) olarak değil, kamusal bir referans noktası ve pedagojik bir özne olarak yeniden konumlandırmak, okulun savunma hattını fiziksel önlemlerden çok daha etkili bir şekilde güçlendirecektir. Öğretmenlik mesleği AKP'nin iktidara geldiği günden beri hekimlerle birlikte hedef aldığı iki meslek grubundan biri oldu. Bu, özelleştirme ve gericileştirme politikalarıyla koşut olarak yürütüldü. AKP bu iki alanda sermayenin ve tarikatların galebe çaldığı bir düzeni adım adım yerleştirdi. Eninde sonunda bir aydınlanma projesi niteliği taşıyan Cumhuriyet için öğretmenin toplumdaki saygınlığı, Cumhuriyet'i yıkma misyonuyla hareket eden AKP iktidarınca ortadan kaldırılması gereken bir engel sayıldı. Bugün yaşadıklarımızda bu itibarsızlaştırma politikalarının payı olduğu giderek daha fazla kişi tarafından dile getiriliyor. soL'a konuşan iki rehber öğretmen de öğretmenin itibarsızlaştırılmasının bugün karşı karşıya olduğumuz krizle ilgisi olduğuna işaret ediyor. Peki AKP bu itibarsızlaştırma politikasını nasıl yürüttü? Önce emeği değersizleştirildi Başta öğretmenin emeği değersizleştirildi. AKP döneminde özel okul sayısı 7-8 kat artarken, eğitim alanında öne çıkanlar o dönem Fethullahçılardı. AKP iktidarlarında kamuya öğretmen atamaları yapılmazken eğitim fakültesinden mezun olup işsiz kalan öğretmenler ya düşük ücretlerle özel okulda çalışmaya ya da işsizliğe terk edildi. Atanmayan öğretmenlerin intihar ya da iş kazalarında ölüm haberleri alışıldık hale geldi. Öğretmene 'yetersizlik' yaftası, CİMER ihbar hattına döndü Eğitim fakültesi diplomaları hiçe sayılarak getirilen Milli Eğitim Akademisi, ÇEDES gibi örneklerle okullara imamların doldurulmasıyla iktidar öğretmenlik mesleğinin "yetersizlik"le yaftalamaya çalıştı. Okulda şiddetin velilerin öğretmen darp etmesine vardığı, CİMER’in eğitim emekçilerine yönelik bir ihbar hattı gibi kullanılması da itibarsızlaştırmanın örneklerinden oldu. 'Ölmek istemiyoruz' diyen öğretmenlere Bakan Tekin'den 'şov yapmayın' sözleri Ve gelinen nokta ortada. Bu hafta Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta iki okula düzenlenen ayrı ayrı silahlı saldırılarda biri öğretmen çoğu çocuk 10’a yakın yurttaşımız yaşamını yitirdi, onlarcası yaralandı. Saldırılara tepki göstererek iş bırakan eğitim sendikaları milli eğitimi tarikatların ve sermayenin eline teslim eden Bakan Yusuf Tekin’i istifaya çağırıyor. İktidarın sendikalara yanıtı ise Ankara’da binlerce eğitim emekçisini sabahtan akşama dek polis barikatıyla engellemek oldu. Kahramanmaraş'ta Ayla öğretmenin cenazesine katılan Eğitim-İş üyesi öğretmenler “ölmek istemiyoruz” dediklerinde ise Bakan Yusuf Tekin’in “şov yapmayın” sözlerinin hedefi oldu. Eğitim-İş yöneticilerinden Yeliz Toy sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bakan Tekin’in bu sözlerinden sonra cenaze dönüşünde jandarma tarafından bakanın talimatıyla alıkonulduklarını duyurdu. Kahramanmaraş'ta dün okulunda katledilen Ayla Öğretmenimizin cenaze törenine katıldık. Tören sonrası, okulda ölmek istemiyoruz. Öğrencilerimizin okulda ölmesini istemiyoruz dediğimiz için Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından "şov yapmayın" ifadeleriyle karşılaştık.… pic.twitter.com/rjYEVf3DEt — Yeliz Toy (@yeliznaz1978) April 16, 2026 Yetmedi, bugün de AKP’li Şamil Tayyar öğretmenleri “Aklınızı başınıza alın. Bu milleti sahaya inmek zorunda bırakmayın” diyerek tehdit etti . Tayyar'ın bu tavrı, AKP'nin yıllardır süren taktiğinin vücut bulmuş haliydi: Bir meslek grubunu, muhayyel bir "AKP destekçisi halk"la karşı karşıya getirerek hedef göstermek ve öfke nesnesi konumuna sokmak. Rehber öğretmen: Çocuğun gelişmekte olan karakteri en çok okulda görünür oluyor Çanakkale’de görev yapan bir rehber öğretmen bugün hayatın her alanında yer alan bir şiddet sarmalında yaşadığımızı, bu davranışı ortaya çıkan bir toplumsal atmosfer içinde olduğumuzu söylüyor. İsminin yayınlanmasını istemeyen rehber öğretmene göre okul çocuğunun gelişmekte olan karakterinin toplumsal anlamda en çok görünür olduğu yer okul. Bu nedenle öğretmenlerin yönlendirme ve uyarıları büyük önem taşıyor. Ancak yıllar süren itibarsızlaştırma politikaları sonucu öğretmenlerin sözü artık dinlenmez, duyulmaz hale getirildi. Bu sesi okul yöneticilerinin dahi duymadığını belirten rehber öğretmen şunları dile getirdi: Okul çocuğunun gelişmekte olan karakteri toplumsal anlamda da yine en çok okulda görünür oluyor ve biçimleniyor. Burada onları en çok gören öğretmenlerin gözlemleri ve yönlendirmelerinin dikkate alınması maalesef hatırlatılması gereken bir konu oldu. Öğretmenlik mesleğinin değersizleştirildiği, eğitim biliminin dışında birtakım beklentilerin geliştiği bir dönemde yine maalesef öğretmenlerin uyarılarının duyulmadığını görüyoruz. Bu sesi yöneticiler duymuyorken velilerin duymasını beklemek gerçekçi değil elbette.” 'Güven kapıya konan dedektörler, kolluk kuvvetleri, demir parmaklıklarla sağlanabilecek duygu değil' Benzer bir görüşü Kayseri’de bir okulda görev yapan rehber öğretmen de ifade ediyor. Okullarda yaşanan saldırı, şiddet ve zorbalığın çok boyutlu vakalar olduğunu söyleyen öğretmen “güven duygusu”nun güvenlik önlemleriyle sağlanamayacağının altını çizdi: Son günlerde okullarda yaşanan saldırı, şiddet ve zorbalık vakaları çok boyutlu olgulardır. Rehber öğretmen gözüyle bakıldığında eğitimcilerin ve öğrencilerin uyku dışında zamanın büyük kısmını geçirdiği bir mekanda güvende hissetmek önemlidir. Güven de kapıya konulan metal dedektörleri, turnikeler, kolluk kuvvetleri, yüksek duvarlar, demir parmaklıklar, güvenlik kameraları ile sağlanabilecek bir duygu değildir. Güven duygusu ait olma, kabul görme, değerli hissetme ve adaletle derinleşir.” Bir sistemin işlemesi için kurallara ihtiyaç olduğunu, kurallarınsa en basit şekliyle “sınır koymak” olarak tanımlanabileceğini söyleyen rehber öğretmene göre en çok da çocukların ve gençlerin “sınıra” ihtiyacı var. "Sınırlar toplumsal yaşantıda kanunlar, yasalar ve kurallarla kendini belli eder. Okulların da kendine has kuralları vardır ve bu kuralları okulda hayata geçirenler eğitimcilerdir" diyen rehber öğretmen toplumdaki eğitimci ve eğitim algısının değersizleştirilmesinin bugün yaşanan krize yol açan etmenler arasında olduğunu vurguluyor: Eğer toplumdaki eğitimci ve eğitim algısını değersizleştirip yerine eşitsizliği, adaletsizliği, liyakatsizliği, adam kayırmayı, kişiye göre muameleyi koyarsanız eğitim ve öğretimde bugün olduğu gibi krizlerle uğraşmak durumunda kalınır.” CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in okullarda uzman çavuşların görevlendirilmesini önermesi gibi “güvenlik” tedbirlerinin sorunu çözmek yerine daha da boyutlandıracağı eleştirileri yapılırken gündeme gelenlerden biri de okullardaki rehber öğretmenlerin sayısını artırmak. Kayseri’den soL’a konuşan rehber öğretmene göre ise okullardaki polis ve rehber öğretmen sayısının artması sistemin işleyişini değiştirmedikçe anlamlı bir değişim için yeterli olmayacak. Sağlık ve eğitim hizmetlerinde devletleştirme, bu iki mesleği sadece ve sadece yurdun, halkın ve insanlığın hizmetine yeniden sokarak itibarını yeniden verecek.

Go to News Site