BirGün Spor
Ülkede oynanan aparat futbolun her şeye rağmen bir oyun özelliği taşıması ve seyretme isteği uyandırması belki büyük kayıpların yanında bir teselli olur diye bakıyoruz ama nafile… İç sahada Rizespor'a karşı oynayan Fenerbahçe, maçı kazanıp önümüzdeki hafta Galatasaray ile deplasmanda şampiyonluk maçı oynayacak diye düşünülürken, her daim oyun riskinin içinde olan son saniye gol yeme histerisini yaşayarak maçı berabere bitirdi. Hani futbolda olabilecek şeyler bunlar tabii… Ama süreklilik arz etmesi bu sıkıntının kalıtsal olarak yer edinmesi anlamına geliyor. Hangi kadro olursa olsun, bu kod her daim devrede ve peşini bırakmıyor. Tabii ki kaygıdan ve korkudan kaynaklanan bir refleks bu… Maça baktığımız zaman Tedesco’nun yine Cherif damarının tuttuğunu gördük. Sürekli aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemek gerçekten sorun. Zaten bir taktiğin ve oturmuş bir sistemin yok; zorunlu olarak oyuncu kalitesi üzerinden gitmek zorundasın ve bunu bir kenara bırakarak gelişimini tamamlayamamış bir genç oyuncu ile şampiyonluğa oynamaya çalışıyorsun. İnanılır gibi değil… Fenerbahçe’nin galip geldiği maçlardaki performansını belirleyen tek faktör oyuncu yeteneklerinin karşılık bulması olmasına rağmen, bir farklılık yaratmak için böyle bir inadı zorlamak koca camianın şampiyonluğu neredeyse kaybetmesine mal olacak. Hele hele O Çağlar’ın sezon boyunca ve bu maçta ortaya koyduğu performans! Yiğit Efe varken… İngiltere’de altyapısından yetişmiş ama tutunamamış Brown’a ısrar ederek, Levent’in özelliklerinin oyuna daha yatkın olmasına rağmen, kullanmaması başka bir sorun. Neyse, bunlar sezon boyu sorunlar yumağının skora yansıması olarak şampiyonluğu direkt etkilemesinin bir yerde izahı oldu. Ama benim gelmek istediğim yer Guendouzi ile Tedesco arasındaki oyuncu değişiklikleri üzerinde yaptıkları konuşmalar ve Guendouzi’nin yaptırdığı hamlelerle Tedesco’nun maç başlarken çıkardığı kadro arasındaki farklılığın oyuna ve skora yansımasının tartışmaktır. Ne olursa olsun, Guendouzi haklı olarak Talisca’nın kaleye yakın oynaması gerektiği ısrarıyla Cherif’in oyundan alınmasını istemesi doğru bir karardı. Çünkü takımda skora en yakın oyuncu Talisca. Diğer bir isteği Nene ile Musaba’nın değişikliği oldu sanırım. Maç boyunca ritmini bulamayan Nene üzerinde bu kadar ısrar etmek gereksizdi. Oğuz ya da Musaba kaçınılmaz olarak oyuna katkı yapmaları nedeniyle ikinci yarının başında bu hamle yapılmalıydı. Topun önde kalması ve kaleye kadar inecek oyuncuların olması sayesinde baskı kurulur. Eğer bu yetenekte oyuncular olmazsa, rakip her zaman avantajlı olur; beraberlik her zaman rakip takım için gizli bir galibiyettir. Bir de merak ettiğim konu Fenerbahçe’de yan top çalıştırıcısı yok mu? Hem savunmada hem de hücumda bir taktiksel kurguya sahip olması açısından bu kadar önemli bir ayrıntıyı bu kadar para harcayan bir takım atlamış olamaz. Hani Tedesco'nun gol sevinci antrenörü mü ekibe kattı da bu açık var, anlamış değilim. Şaka bir yana, El Nesri ve Cenk gibi iki santraforu yollayıp santraforsuz oyunu kabullenmesi bir antrenör için vahim hata. Galatasaray bir santrafora 150 milyon avro harcayıp başarılı olmak isterken, Fenerbahçe’nin elindekileri kaybedip ihtiyaç hissetmemesinin bir karşılığı yok çünkü şampiyonluğu kaybeder. Kaliteli takım olmanın inşası sadece Guandouzi, Kanté ve Asensio ile kurulan bir orta üçlü ile gerçekleşmez. Bir bütünlük arz etmesi gerekir. Artık kadro derinliği ilk 11 değil, ilk 16’ya göre şekillenmektedir. Bunu ıskalayıp yamalı bir anlayışla takım kurmak her zaman riskleri içinde barındırır. Başkan ve işbirliği menajer odaklı kadro yapılanmalarının sonuç vermesi mümkün değildir. Profesyonel yapılanma ihtiyaçtır. Bu kadar büyük paranın döndüğü alanda kayıp geleceğin ipotek altına alınmasıdır. Ülkenin içinde bulunduğu bu zor koşullar altında insanlar en azından tuttuğu takımlar sayesinde mutlu olmak istiyorlar. Bu bir siyasi yaptırım olmasına rağmen içinde insani boyutu da var. Bunu bile boşa çıkarmak sadece taraftar açısından değil, gayet insani bir talep açısından da haksızlıktır.
Go to News Site