soL Haber
İran’da ateşkesin özgün belgesi İran savaşının durdurulmasında arabuluculuk yapan Pakistan başbakanı Şehbaz Şerif, 8 Nisan 2026’da yayımladığı bir mesajda şu güzel haberi dünya kamuoyuna duyurdu: “İran İslam Cumhuriyeti ile ABD müttefikleriyle birlikte Lübnan’ı da kapsayacak bir ateşkesin derhal yürürlüğe girmesinde anlaşmışlar ve 10 Nisan 2026’da kalıcı bir anlaşmayı görüşmek üzere delegelerini İslamabad’a çağırmışlardır.” “Müzakerelerde dikkate değer sağduyu ve anlayış gösteren iki taraf, barış ve istikrar hedefine ulaşmadaki kararlılıklarını ortaya koymuşlardır.” Başbakan Şerif mesajına son verirken “ İslamabad görüşmelerinin kalıcı bir barış sağlayan olumlu medyasında yer almadı yol açacağını ummakta ve iki ülkenin liderlerine en derin şükranlarını ” iletmektedir. İnternette yer alan bu mesaj, Batı’nın anaakım medyasında yayımlanmadı. Sonraki haberlerde de Şehbaz Şerif’in mesajına değinilmedi. Ateşkesin de “ ABD müttefiklerini ” (yani İsrail’i, dolayısıyla da Lübnan’ı) kapsayacağı belirtilmedi. İsrail Lübnan’da insanları öldürmeyi sürdürdü. Ateşkesi imzalamak üzereyken…' İran Dışişleri bakanı Abbas Arakçı “ 10 Nisan’ da kalıcı bir anlaşma görüşmesi ” başladıktan üç gün sonra olayların gelişimini açıklıyor: “ İran, ABD ile görüşmelere iyi niyetle başladı. Uzlaşılan İslamabad Mutabakat Tutanağı’nı tam imzalamak üzereyken karşımıza birdenbire aşırı (“maximalist”) talepler ve ablukayı çıkardılar. Hiç ders almadıkları anlaşılıyor. İyi niyet iyi niyetle karşılanır. Düşmanlık ise düşmanlık doğurur. 1 ” Bu açıklamadan anlaşılıyor ki, ateşkes arabulucusu olan Pakistan’ın başbakanı İslamabad Mutabakat Tutanağı ’nın kesinleştiğine tanık olduğunda belgeyi “anlaşma sağlandı” olarak yorumlamış ve yayımlamıştır. ABD’nin “maximalist” talepleri de bu belge “tam imzalanmak üzereyken” ortaya çıkmıştır. Abbas Arakçı da “ ABD’nin tekrarladığı düşmanlık ” iması ile, 28 Şubat’ta Oman’daki görüşmeler olumlu doğrultuda ilerlerken ABD bombardımanının başlatılmasını kastetmektedir. Trump yönetiminin müzakere ekibinde yer alan iki fanatik Siyonist Steve Witkoff ve Jared Kushner’in İran’la anlaşma için sıraladığı “kırmızı çizgilerin” ilk sırasına İran’ın uranyum zenginleştirme çalışmalarına son vermeyi koydukları anlaşılıyor. Enerji üretimi gibi “sivil amaçlı uranyum zenginleştirmesine” Nükleer Silahları Sınırlama Anlaşması izin vermektedir. İran’ın bu doğrultuda imzaladığı ve IAEA denetimi altında uyguladığı nükleer anlaşma da Trump tarafından tek yönlü olarak iptal edilmişti. İran’ın bu konudaki sicili lekeli değildir. 10 Nisan Görüşmeleri ise, Başkan Yardımcısı JD Vance’in “nükleer sorun” olarak ifade ettiği nedenle kesiliyor. Gerçekte ise bu sorunun da aşıldığı, Pakistan başbakanının aktardığım mesajında da anlaşılıyordu. İsrail ise ateşkes ilanını dahi tanımadı; Lübnan’da kıyımlarını sürdürdü. ABD’deki savaş yanlısı siyonist lobi ve Trump’ın dengesizlikleri üstün çıktı. Görüşmelerde İran heyetinde yer alan Meclis başkanı Bakır Galiba da hükümetinin tutumunu özetliyor: “ Önceki iki savaşın da katkısıyla karşı tarafa güvenimiz kalmamıştı ” 2 İran’dan yazılmış bir nevruz mektubu Yunanistan solundan bir site, bombardıman ortamında nevruzda İran’dan yazılmış bir mektubu yayımlamış 3 . Mektubu yazan Habib’in, “Türkiye’deki barışseverlere de aktar” çağrısı gibi okudum ve çağrıya uyuyorum: “Savaşın 33’ncü günündeyiz. İran takviminde bugün ‘Tabiat Günü’dür. Her yıl bu tarihte insanlar evlerinden çıkar, dağlara, bozkırlara, doğaya çıkar; kimileri ağaç diker. Bir bayram günü olarak kabul edilir.” (İran’ın “Tabiat Günü” Nevruz’a denk geliyor) “İki küçük torunumun hatırına iki kızımla birlikte Cemşidiye Parkı’na gitmeyi kararlaşırdık. Günümüzü çocuklarla birlikte geçirecektik.” “Kilimlerimizi serer sermez Trump’ın emriyle Karaj’daki iki köprünün bombalandığı haberini aldık. Nevruz’u kutlamak için köprülerin iki tarafına gelmiş olan insanlar ölmüş, yaralanmıştı. Piknik yemeğimiz zehir oldu. Tehdit altındaki adaları korumak için gelen erkek ve kadınlarımızın sayısı altı milyonu aşmıştır.” Elburz dağlarının eteğinde bulunan Karaj kenti ve çevresinin İranlıların popüler bir tatil bölgesi olduğu anlaşılıyor. Nevruz günü Trump’ın övünerek bu köprüleri bombalatmış; tatil nedeniyle köprülerden geçerek Karaj’a giden çok sayıda insanı da (en azından fiilen) hedeflemiştir. Habib’in mektubunda sözünü ettiği altı milyonluk insan protestosunu ilk defa duyuyorum. Anlaşılan, Hürmüz kıyılarındaki İran topraklarına ABD’nin yapabileceği bir çıkartma operasyonuna karşı İranlı yurtseverler sembolik bir direnme eylemi yapmakta; böylece Trump’ın “hoş geldin” beklentisini de peşinen reddetmektedir. Habib’in mektubuna dönelim: “Yüzyılı aşkın bir süre boyunca aşı üretmiş olan İran’ın Pasteur Enstitüsü Amerikan bombalarıyla tamamen imha edildi. Korona salgını sırasında bu enstitüde üretilen İran aşıları, ABD ve Avrupa’nın uyguladığı yaptırımlara rağmen beni, ailemi ve insanlarımızı kurtarmıştı.” Mektubu Habib’in “ Türkiye’deki barışseverler ile paylaş… ” çağrısı olarak okudum; paylaştım. Ben de Habib aracılığı ile emperyalizme karşı direnen İranlı yurtseverleri burada selamlıyorum. 1 Common ulucusu olan Dreams, 13 Nisan 2026. 2 Common Dreams, 13 Nisan 2026. 3 “Letter from Iran”, Mazin Qusmiye, Defend Democracy Press, 4 Nisan 2026.
Go to News Site