Collector
Hâllerimiz | Collector
Hâllerimiz
BirGün Gazetesi

Hâllerimiz

Bazı olayları yalnızca siz duyarsınız; yakınızda olmuştur. Bazılarını ise tüm dünya; kendilerinden on binlerce km uzakta yaşansa bile. İran saldırısı, Gazze katliamları gibi; uzman hekimlerce “ şiddet içeren narsisizm ” tanısı konmuş Netanyahu ve Trump ’ın insanlık dışı vahşeti gibi… Doğup büyüdüğüm ilçenin Danişmend Gazetesi , doğduğum evin az yukarısındaki yangını “ Niksar'da İnsanlık Dersi: Alevlere Giren Kadın Hayat Mücadelesi Veriyor ” başlığıyla manşet yapmıştı. Komşumuz olan o kadın önce ilçedeki devlet hastanesine götürüldü, oranın olanakları yetmediği için üniversite ve devlet hastanesi bulunan Tokat ’a sevk edildi. Olmadı, oradan da Kayseri ’deki bir özel hastaneye… Durumu kritik birinin en hayati anlarında kaç kritik saat yollarda geçti! Sağlık sistemimizin mükemmelliğini resmi ağızlardan çok duyarsınız, “ yarı-resmi ” medyada çok okursunuz. Alın size aynı sistemin benim doğduğum mahalleden görünen hâli! Aynı gazetede dün de şöyle bir haber vardı: “ Niksar'da Şaka Paniğe Neden Oldu! Lisede Korkutan Paylaşım ” Bu da Siverek ve Kahramanmaraş ’ta yaşadığımız “ Amerikan tarzı ” okul saldırılarının benim ilçemden bir “ karikatürü ”. Bir öğrenci, bir başka öğrencinin adıyla “ sıra onda ” diye paylaşım yapmış, ortalık karışmış, gözaltına alınmış! Onlarca öğrenci ve öğretmenin yaralandığı, dokuzunun öldüğü eğitim tarihimizin en korkunç olayları ardından böyle “ şaka ”lar yapmak! İşte eğitimdeki hâlimiz mi desem, son yıllarda yetiştirilen nesillerin resmi mi desem, bilemiyorum. Sosyal medyada farklı platformlarda yapılan şiddet çağrılarındaki dinî motifleri, son 10 yıl da suça karışan çocuk sayısının yüzde 17,47 artmasını falan düşününce insan ne diyeceğini şaşırıyor. Öyle bir kültürel iklim oluştu ki, iyilik bile şiddetle paketlenebiliyor! Geçenlerde, kanser hastası çocuklara hediyeler vermek için okullarında örgütlenen bir grup Tıp Fakültesi öğrencisi, iş insanı arkadaşımı arayıp destek istemiş. Hasta çocuk için almasını istedikleri hediyenin de fotoğrafını iletmişler: Üzerinde silah bulunan, çakarlı makarlı, askeri bir oyuncak araba! Arkadaşım onu almayı reddedip, oyuncak ambulanslar göndermiş Mafya dizilerini, dijital mecralardan fışkırıp çocuklarımızı çepeçevre kuşatan şiddet olaylarını, okul kantinlerinin dehşet tablosuyla da birleştirince başka türlü bir sonuç beklemek nafile. “ Okul kantinlerinin dehşet tablosu ” dediğim Özgür Özel ’in paylaştığı veresiye defteri! Yarım kaşarlı tost alan yavrunun onu da borç yazdırması! O kantinlerin önünde biriken öğrencilerin, birinin yiyip birinin bakmasının çocuk ruhlarda yarattığı fırtınayı, travmayı düşünebiliyor musunuz? Eğitimdeki hâlimiz bu! Ekonomideki hâlimizin çarpıcı fotoğrafı da savaşan İran ’ın marketleriyle bizim marketlerdeki fiyatların karşılaştırmasında. Bizde 200 lira olan domates İran ’da 16 lira ! Bizde 170 lira olan biber İran ’da 27 lira . Patlıcan İran ’da 6,5 lira . 27 lira , 16 lira , 6,5 lira ! Bildiğiniz TL , Türk lirası ! İnsanın gözüne kulağına inanası gelmiyor. Birisi savaşan ve “ dünyanın en muhteşem ordularının ” saldırıları altındaki İran , diğeri çeyrek yüzyıldır aynı iktidar tarafından yönetilen istikrar ülkesi Türkiye ! Bir de 5 gün dür yol kenarından tek sıra halinde Ankara ’ya yürüyen Doruk Madencilik işçileri var. “ Yeraltında ölüm korkusuyla, yerüstünde ekmek kavgası için mücadele etmeye devam ediyoruz ” diyenler... Yürüyüşlerine kısa bir ara verip okul saldırılarında yaşamını yitiren öğretmen ve öğrenciler için saygı duruşunda bulunmalarından anlarsınız ki yalnızca kendileri için yürümüyorlar… 4-8 Ocak 1991 ’de “ Ölüm olsa sonumuz, Ankara’dır yolumuz ” sloganıyla yola çıkan Zonguldaklı sınıf kardeşleri gibi, hepimiz için yürüyorlar. Eğer bu hâllerimiz düzelecekse, onların yürüyüşüne katıldığımızda; butlan mutlan peşinde koşmadan yüz binler, milyonlar hâlinde birlikte yürüyüp birlikte mücadele ettiğimizde düzelecek!

Go to News Site