BirGün Gazetesi
Ömür Şahin Keyif/MiLANO Galeri Nev, 20 kadın sanatçının işlerinden oluşan ‘Beasts and Pieces’ (Yaratıklar ve Parçalar) sergisini İtalya’nın Milano kentinde açtı. Uluslararası galerilerin Milano’daki görünürlüğünü artırmayı amaçlayan Conceptual Fine Arts, CFA’nın (Kavramsal Güzel Sanatlar) davetiyle, Deniz Artun küratörlüğünde düzenlenen sergi Milano’nun sakin ve sanat yaşamına yakın Gioacchino Rossini Caddesi’nde 23 Nisan’a kadar izleyiciyle buluşacak. Galeride eserler sadece duvarda değil, ortaya konuşlandırılmış masada da sergileniyor. Bu durum, eserlerin doğasından kaynaklanan bir mecburiyet değil; çünkü masada seramik eserler çoğunlukta olsa da; fotoğraf, seramik pano, rölyef ve yağlı boya gibi duvarda asılı olmasına alışık olduğumuz eserler de var. Öte yandan masa, duvarlardaki eserlerle diyalog içinde. Masa kullanımı serginin anlatısına, malzeme ve teknik çeşitliliğinin ön plana çıkmasına da yardımcı. Diğer taraftan, her biri kendi içinde bir bütün olan, ya da bütünü temsil eden eserleri, kolektif bir bütünün parçaları olarak da görmemiz hedeflenmiş. Bu yatay konumlandırma, eserler arasındaki diyaloğu da desteklemiş. Masa birbirine bitişik iki parçadan oluşuyor. İzleyici için de aşikâr olan bu bölünmenin tam üzerine, Aylin Zaptçıoğlu’na ait, göğüs hizasından ikiye ayrılmış bir insan figürü yerleştirilmiş. KUŞAKLAR ARASINDAKİ BAĞLAR Serginin en dikkat çekici özelliklerinden biri kuşaklar arasındaki bağlar. Bu bağları galeriden ödünç alarak aktaralım; Türkiye’nin akademik eğitim almış ilk kadın fotoğraf sanatçısı, Yıldız Moran’ın bir portresiyle, 50’lerde fotoğrafladığı Füreya Koral’ın seramik paneli aynı masa üzerinde buluşuyor. Türkiye’nin ilk çağdaş seramik sanatçısı Koral’ın atölyesi, 70’lerde Candeğer Furtun’un çalışmalarına da ev sahipliği yapmış. Sergide, Türkiye’nin en önemli seramik sanatçılarından Furtun’a ait bir eser de yer alıyor. 1994 tarihli Kollar serisinden bu parça, Furtun’un bir röportajında anlattığı üzere, bedenin yalnızca küçük bir parçasının bile bütünü temsil edebilmesine dikkat çekmesi açısından, serginin anlatısını derinleştiriyor. Eser aynı zamanda 80’ler ve 90’larda bireysellik övgüsüne, kişiliksizleşmenin eşlik etmesinin de altını çiziyor. TÜRLER ARASI SINIR BULANIKLAŞMIŞ Sergide, bütün parça ilişkisi yalnızca insan üzerinden anlatılmamış. Aksine, insan ve hayvan arasındaki sınırın bulanıklaştırılması amaçlanmış. Kyriaki Mavrogeorgi’nin Loyality II (Sadıklık II) isimli eseri, küçücük bir insan figürünü kendinden büyük bir kurdun karşısına oturtarak izleyiciyi bu ikisi arasındaki ilişki üzerine düşünmeye davet ediyor. Sanat tarihçi ve sanatçı Necla Rüzgar’ın işleri de bu anlatıya derinlik katıyor. ‘Algının Diğer Formları III’ damarları belli olan kanlı insan derisini anımsatan bir çift eldiven. Aynı rahatsız edici doku, galeri duvarındaki bir rafın üzerine bırakılmış ‘Çocuk Sudur’ isimli eserde de bir geyik kafası üzerinde tekrarlanıyor. Yine Rüzgâr’a ait ‘Metafizik Cinayetler’ izleyiciyi kelimenin tam anlamıyla duraklatıyor. Gerçek boyutunda 40 adet kuş formu, sanki bir rüzârla süpürülmüş gibi, bir köşeye yığılmış. Rüzgâr’ın bu çarpıcı eserleri, türler arası tahakküm ilişkisine, ekolojik kırıma dikkat çekerken, izleyiciyi adeta tarih boyunca hesabı verilmemiş bu suçların ağırlığıyla yüzleştiriyor. Bu esnada, Yasemin Özcan imzalı seramik panolara düşülen not üzerine düşünmemek elde değil: “Her şeyi hatırlamak bir tür deliliktir.” Sergide çoğunlukla seramik malzemelerin kullanılması, seramiğin cinsiyetçi bir şekilde kadınlara atfedilen kırılganlıkla anılması ve ‘süs eşyası’ kategorisinde görülmesine de bir gönderme. Sanatçı ve sanat tarihçisi Nermin Kura’nın tarihi figürlerden esinlenen eserleri, form olarak da malzemeyle ilgili önyargıları bilinçli olarak anımsatıyor. Ağızlarını açıp içlerini gösteren birer çiçek formuna benzeyen işler, doğadan ödünç alınan ‘kırılgan’ estetiği sahipleniyor. Bu eserlerdeki hareketlilik, masadaki en genç sanatçılardan biri Yaren Yıldız’ın işleriyle de diyalog halinde. Yıldız, gerek biçim gerekse renk kullanımıyla doğanın devinimine tutunuyor. Serginin dikkat çekici işlerinden biri, Mehtap Baydu’nun %6.19 isimli eseri; masa altına konumlandırılmış. Çevresindeki kadınlardan uzuvlar ödünç aldığı eserleriyle bilinen Baydu, bu kez bir çift bacakla yukarıdaki bedenin yükünü taşıyor. Eser, sanatçının 2008 yılında Almanya’da gerçekleştirdiği “Kırmızı Ayakkabılar İle” isimli performansından bir kareyi heykelleştiriyor. CFA'NIN DAVETLİSİ Kavramsal Güzel Sanatlar (Conceptual Fine Arts, CFA), uluslararası galerilerin Milano’daki görünürlüğünü artırmak, ayrıca dünyanın dört bir yanındaki galerilere Milano sanat sahnesini tanıtmak ve uluslararasılaşmayı desteklemek hedefleniyor. Proje kapsamında 2019’dan bu yana Almanya, Fransa, ABD gibi ülkelerden gelen sanatçılarla 30’dan fazla sergi düzenlendi. Sergide yer alan sanatçılar şöyle: Ahu Akgün, Alix Marie, Aylin Zaptçıoğlu, Beril Nur Denli, Betty Danon, Candeğer Furtun, Deniz Bilgin, Eda Gecikmez, Füreya Koral, Katrien De Blauwer, Kyriaki Mavrogeorgi, Mehtap Baydu, Melike Abasıyanık Kurtiç, Necla Rüzgar, Nermin Kura, Phoebe Cummings, Serpil Mavi Üstün, Yaren Yıldız, Yasemin Özcan, Yıldız Moran.
Go to News Site