Collector
Hata lekesi mürekkeple çıkar mı? | Collector
Hata lekesi mürekkeple çıkar mı?
soL Haber

Hata lekesi mürekkeple çıkar mı?

Siyaset yalnızca nerede durduğunuzla değil, nerede durmayı reddettiğinizle de anlam kazanır. İktidarın kurguladığı ve değişen ihtiyaçlarına göre kendi krizini aşma vizyonunun bir parçası haline getirdiği malum komisyon tiyatrosunda sahne almayı reddetmeyenlerin, bugün yazdıkları ve söyledikleriyle bir tür muhasebe içine girdikleri görülüyor. Yeni Osmanlıcı sürecin bir parçası olarak kurulan bu masada yer alıp, sürecin sonuna gelindiğinde "Komisyona girdik, her şeyi gördük ama sonuca imza atmadık" diyerek sorumluluktan sıyrılmaya çalışmak, siyaseten izahı zor bir tutum. Daha baştan iktidarın çizdiği çerçevenin kolaylaştırıcısı olarak kurgulanmış meclis komisyonunda gönüllü figüranlık yapıp, perdenin kapanmasına beş kala suçu bütünüyle başrol oyuncusuna atmak beklendiği kadar kolay olmayabilir. Komisyon siyasetinden söz ediyoruz. Sürecin karakterini kavrayabilmek için illaki o masaya oturup bazı “hazin” sahneleri bizzat yaşamak mı gerekiyordu? AKP’li ve MHP’li milletvekillerinin bile göz yaşları içinde dinlediği iddia edilen Cumartesi Anneleri’ne karşı, iktidarın tutumunu böylece değiştirebileceği mi düşünülmüştü? Gerçekten ihtiyacımız olan birbirimizi dinleyebilmek, gözlerimizin içine bakabilmek, acıları paylaşabilmek miydi? Türkiye kapitalizminin ihtiyaçlarını ve sistemin işleyiş biçimini idrak etmek için illa bu çıkmazı ceylan derisi loca koltuklardan izlemek şart mıydı? Sonuçta iktidara çok ihtiyaç duyduğu bir zaman hediye edilmiş oldu. Karşı devrimci iktidarın eylemlerini meşru göstermek için ortaya attığı "demokrat" projeye destek olundu. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 21 toplantısının ardından gelen, zoraki, zavallı bir uyanış... Niyet ne olursa olsun, ortaya çıkan tablo budur ve siyaset sonuçlar üzerinden değerlendirilir. Ne yazık ki kronikleşmiş bir hastalıktır bu. Düzen siyasetinin, özellikle sosyal demokrasinin stepnesi olma sendromu önemli bir sonuç daha vermiştir. Sosyal demokrasinin şemsiyesi altına sığınıp onların listelerinde yer bulma çabasının, dönemsel rüzgarlara göre her kritik eşiğe eklemlenme alışkanlığının ve figüranlık sevdasının bir siyaset yapma biçimi olmadığı bütün berraklığıyla yeniden ortaya çıkmıştır. Güçler dengesinin baştan asimetrik kurulduğu, eşitler arası bir ilişki olmaktan uzak ve solun bağımsız bir kulvar açamadığı bu geniş şemsiyelerin altında hayat yoktur. Her büyük politik kırılmada süreci kendi iradenizle yönlendirme şansını baştan kaybettikten sonra, kapalı kapılar ardında ayrım noktalarından bahsetmenin de hiçbir kıymetiharbiyesi bulunmamaktadır. Cumhuriyetle ve aydınlanma birikimiyle hesaplaşan yeni Osmanlıcı yönelimin doğrudan çıktısı olan bu süreci, günlük siyasi pazarlıkların ötesinde okuyarak, soldan güçlü bir direnç örülmemiş olsaydı neyle karşılaşacaktık? Bir tarafta Bahçeli’yle kol kola girip her tarafa “Siz barıştan yana değil misiniz?” diyerek ayar vermeye çalışanlar, Diğer tarafta sorunun varlığını bile inkâr edip herkesi “terörist” ya da “terör destekçi” diyerek yaftalamaya kalkanlar… Ha unutmayalım, bir de 21 toplantının sonunda meseleye uyanıp nihayet toplumu aydınlatmaya girişecekler de olacaktı(!) Öyle olmadı. Solda bu Osmanlıcı sözde çözüme karşı tam zamanında, güçlü ve belirleyici bir itiraz yükseldi. Bunun üzerine direnç örüldü. Toplumun karanlıkta bırakılmasının önüne geçildi. Sürecin başını çeken odaklar da kimi noktalarda geri adım atmak, kendilerine çeki düzen vermek, hatta cumhuriyet karşıtı söylemlerini törpülemek zorunda kaldı. Hatta strateji değiştirip cumhuriyetle bir sorunları olmadığı yönünde takiyeye yönelmeleri ve aynı dönemde ortaya atılan "demokratik cumhuriyet" söylemleri bile “İzin Vermeyeceğiz” çıkışı ile ilintilidir. Cumhuriyete övgü, marksizme sövgü nöbetleri keza aynı sıkışmışlığın dışavurumudur. Karşı devrimci iktidarın Cumhuriyetçi birikimle hesaplaşma hedefi hâlâ güncelliğini koruyor. Attıkları her siyasi adımı, geliştirdikleri her hamleyi mutlaka bu stratejik hedeflerini gözeterek kurguluyorlar. Yeni Osmanlıcı politikanın, Cumhuriyetle her alanda hesaplaşmadan ve cumhuriyetçi direnci kırmadan kalıcı bir denge oluşturamayacağını gayet iyi biliyorlar. Tam da bu yüzden, büyük hatalar mürekkeple temizlenmiyor.

Go to News Site