soL Haber
Türkiye Komünist Partisi (TKP) İstanbul İl Başkanı Ahmet Dincel ve beraberindeki TKP heyeti, Kartal Atalar’da düzenlenen basın toplantısında yerel basın temsilcileriyle buluştu. “1 Mayıs’a giderken Türkiye ve Emekçiler” gündemiyle gerçekleştirilen toplantıda, bu yıl düzenlenecek 1 Mayıs’ın işçi sınıfı için anlamı, Türkiye siyaseti için taşıdığı tarihsel anlam, 1 Mayısların içinin boşaltılması tehlikesine karşı alınması gereken devrimci tavır ve TKP’nin “işçi sınıfı siyasetinin ağırlığını koyacağı” miting vurgusu ele alındı. Kartal’daki 1 Mayıs’ın dışında TKP Ankara'da Anıtpark, İzmir'de Karşıyaka Demokrasi Meydanı, Adana'da İller Bankası Kavşağı'nda da 1 Mayıs mitingleri gerçekleştirecek. Dincel, Kartal’daki 1 Mayıs’ta işçi sınıfı siyasetinin kendi konularıyla, yoksullukla, emek mücadelesiyle, savaş ve emperyalizm karşıtlığıyla buluşacağını dile getirdi. 1 Mayıs’ın yerine ve katılımcılarına ilişkin dar tartışmalardan sıyrılınması gerektiği vurgulayan Dincel asıl meselenin 1 Mayıs’ı kendi mücadele günü olarak dahi görmeyen milyonlarca işçiye ulaşmak olduğunu, bunun da sömürü düzeniyle uzlaşan değil, kapitalizmi tüm araçlarıyla reddeden bir siyasi hatla mümkün kılınabileceğini ifade etti. Dincel, “İşçi sınıfının derdini dert edinen bir 1 Mayıs kürsüsü kuracağız” dedi. Basın emekçilerinin sorularının da yanıtlandığı toplantıda, farklı iş kollarından temsilcilerle gençler Kartal Meydanı'nda neden yan yana geleceklerini anlattılar. Soldan sağa: Belediye işçisi Fatma Cansu, TKP İstanbul İl Başkanı Ahmet Dincel, metal işçisi Aydaner Aktaş. '1 Mayıslar içeriksizleşiyor, müdahale etmek zorundayız' Toplantının açılış konuşmasını yapan TKP İstanbul İl Başkanı Ahmet Dincel, 1 Mayıs'ın sadece dar bir miting örgütlenmesi olmaktan çıkarılıp daha geniş bir toplumsallığa taşınması gerektiğini belirtti. Türkiye'de sendikal mücadelenin siyasal mücadeleyle et ve tırnak gibi olduğu 60'lı ve 70'li yıllardaki kitlesel 1 Mayısları hatırlatan Dincel, bugün sendika ve konfederasyonların öncülük ettiği kutlamalara yönelik eleştirilerini şu sözlerle dile getirdi: “Türkiye’de 1 Mayıslar gitgide içeriksizleşmeye ve anlamını yitirmeye başladı. Çok ciddi bir riskle karşı karşıyayız ve buna müdahale edilmek zorunda. Kartal'da gerçekleştirilecek 1 Mayıs çağrısı Türkiye’de işçi sınıfı kürsüsünün içeriksizleşmesi ve anlamsızlaşması riskine karşı müdahale içeriyor. Sendika ve konfederasyonların düzenlediği 1 Mayıslara dair kimi eleştirilerimiz daha önce gündeme gelmişti. Geçtiğimiz yıllardaki bütün dostça, iyiniyetli ve sabırlı girişimlerimize rağmen bu eksikliklerin kısa erimde çözümünün mümkün olmadığını düşünüyoruz. 1 Mayıs kürsüsünde düzen içi temsiliyetlerin, emperyalizmle derdi olmayanların, patron sınıfıyla derdi olmayanların yerinin olmadığını düşünüyoruz. Toplumsal adaletsizlik ve sömürüye işaret ederken öte yandan da burjuva siyasetçilerle kol kola girilen bir 1 Mayıs, Türkiye Komünist Partisi'nin yüklediği anlamın dışına çıkmaktadır. 1 Mayıs bu siyasi çerçevede sloganlarından kürsüsüne, hazırlıklarından taleplerine kadar her unsuruyla işçi sınıfının tarihsel değerlerine yakışan bir gösteriyi hak etmektedir. Bu yıl Kartal’da gerçekleşecek olan 1 Mayıs bu hakkı vermeye çalışacak.” Dincel, tüm 1 Mayısların kalabalık, coşkulu ve işçi sınıfına güç verecek şekilde geçmesini dilerken “Düzenlenecek diğer 1 Mayıs'larla rekabet içerisinde olmamız söz konusu değil” vurgusunu yaptı. Toplantıyı yerel basın emekçileri takip etti. ‘Hiç 1 Mayıs’a katılmamış işçileri de bu 1 Mayıs’a katmak için özel bir çaba içerisinde olacağız’ Konuşmasında Taksim tartışmalarına da değinen Dincel, bugüne kadar Taksim yasaklarına karşı gösterilen ortak çabayı yok saymadıklarını, TKP'nin de geçmişte bu barikatları aşmak için tüm gücüyle alanda olduğunu hatırlattı. “Taksim Meydanı'nın işçi sınıfı tarihindeki önemi tartışılamaz” diyen Dincel, “Ancak partimiz 1 Mayıs'ın sadece bir alan inatlaşmasına indirgenmesinin tam da iktidarın istediği bir olgu olduğunu düşünüyor” dedi. 1 Mayıs'ın salt bir "alan tartışmasına" hapsedilmesine itiraz ettiklerini belirten Dincel, “1 Mayıs, işçi sınıfının enerji topladığı, kendine güven tazelediği bir gün olmak durumundadır. İstanbul'da hayatı boyunca henüz hiçbir 1 Mayıs'a katılmamış milyonlarca emekçi yaşıyor. Temel hedefimiz bu darlığı aşmak ve onları da bu 1 Mayıs'ın parçası haline getirmektir. Bu zamana kadar hiçbir 1 Mayıs’a katılmamış işçileri de bu 1 Mayıs’a katmak için özel bir çaba içerisinde olacağız. İstanbul'daki milyonlarca emekçinin önemli bir kısmına 1 Mayıs başlığında değmeye çalışacağız“ ifadelerini kullandı. Dincel, Türkiye'nin zenginlerinin halinden çok memnun olduğunu, yoksulluğun onların kapısından bile geçmediğini vurgulayarak, "Bu ülkeyi bizler canımız pahasına kurduk. Cumhuriyetin kazanımlarını holdinglere, tarikatlara, cemaatlere teslim etmeyi düşünmüyoruz" dedi. İşçilerden ve gençlerden Kartal çağrısı Toplantıda Dincel'in ardından söz alan farklı sektörlerden işçi temsilcileri ve gençler, kendi iş kollarında yaşanan yakıcı sorunlara değinerek Kartal 1 Mayıs'ının neden önemli olduğunu anlattılar. Metal işçisi Aydaner Aktaş, açlık sınırının 40 bin lira bandına dayandığına ve çok ağır koşullarda çalıştıklarına dikkat çekerek şunları söyledi: "Yoksulluğu biz çekiyoruz, bizim yarattıklarımızın üzerine çöreklenmiş bir avuç patron sınıfı kazancımızı, yarınlarımızı elimizden alıyor. 1 Mayıs'ın biz işçiler açısından anlamı, yarınları kazanmak üzerine kurulu bir siyaseti var etmektir. Çocuğunun yarınını görebilmektir. Çocuklarımızın bu tarikat cenderesinde boğulmasını engelleyecek laik, bilimsel eğitim verilmesini sağlamaktır. 1 Mayıs'a hiç katılmayan, tereddüt eden arkadaşlarımızı da katarak işçi sınıfına yakışır bir atmosferde Kartal'da olacağız." Belediye işçisi Fatma Cansu, kamu hizmeti üretmesi gereken kurumların holding mantığıyla yönetilmesine tepki gösterirken can yakıcı bir gerçekliğin altını çizdi ve “Bizlere reva gördükleri sefalet ücretleri, kiramızı, faturamızı ya da temel ihtiyaçlarımızı karşılamaya bile yetmiyor” dedi. 10 senedir bir belediyede çalıştığını söyleyen Cansu şöyle devam etti sözlerine: “Belediyeler bildiğiniz gibi kamu kuruluşları. Ama ben 10 senedir, halkın vergileriyle hizmet götürmek amacıyla kurulan bu kurumun kamu kuruluşu gibi işlediğine şahit olmadım. Daha çok holding zihniyetiyle işçilere yaklaşım var. Bizlere reva gördükleri sefalet ücretleri, kiramızı, faturamızı ya da temel ihtiyaçlarımızı karşılamaya bile yetmiyor. Bazı partilerin kürsüye çıkıp propagandasını yaptığı, işçinin emeğinden bahsedilmeyen bir kürsüyü dinlemekten ziyade, emeğine sahip çıkan bir 1 Mayıs'ı kutlamak üzere Kartal'daki 1 Mayıs'a davet ediyorum.” Emekli hekim Uğur İşlek ve öğretmen Berfin Gişioğlu da eğitim ve sağlıkta yaşanan yıkımın, özelleştirmelerin ve güvencesizliğin ancak sınıfın bütünlüklü mücadelesiyle aşılabileceğini vurguladı. Emekli hekim İşlek, Kartal’ın işçi sınıfı tarihindeki önemi hatırlatarak yaptı çağrısını: “Sağlıkta dönüşüm programı başlatıldığında, kamucu sağlık hizmetinin nasıl elimizden kaydığına, sağlık emekçilerinin haklarının nasıl çalındığına tanık oldum. Sermaye sınıfı, kendi ihtiyaçları doğrultusunda sağlığı piyasalaştırdı ve bedelini sağlık emekçilerine ödetti. Kartal bizim için sağlık emekçilerinin mücadelesinde politik ve ideolojik kavganın yükseltileceği bir zemin. Kartal'ın işçi sınıfı mücadele tarihinde çok anlamlı bir yeri var. Politik taleplerimizi ve kamucu sağlık anlayışımızı haykıracağımız bir alan olarak gördüğümüz için orada olacağız.” Türkiye Komünist Gençliği (TKG) adına söz alan İlayda Özgü ise, gençliğin içine itildiği geleceksizlik sarmalının ve umutsuzluğun çözüm adresini işaret etti. Özgü, gençlerin yaşadığı sorunların ancak sömürü düzenini reddeden bir emekçi iradesiyle, işçi sınıfının saflarında mücadele ederek aşılabileceğini ilan etti. Öğrenciler adına konuşan Özlü, “Gençler olarak diplomamızın değersizleştiği, barınamadığımız, bir gelecek hayal dahi kuramadığımız bir dönemden geçiyoruz. Bu geleceksizleştirme durumu, sermaye sınıfının işçi sınıfına yönelik saldırısının sonucudur. Biz Türkiye Komünist Gençliği olarak, gidişatın ancak işçi sınıfının güç kazandığı bir Türkiye'de tersine dönebileceğini biliyoruz. İşçi sınıfının siyasetinin kendisini hissettirebileceği bir 1 Mayıs için Kartal’da olacağız” dedi. Soru-cevap bölümüyle devam eden basın toplantısı, tüm İstanbul halkının ve basın emekçilerinin sınıf siyasetinin ağırlığını koyacağı, umut veren ve meydan okuyan bir buluşma için 1 Mayıs günü saat 15.00'te Kartal Meydanı'na davet edilmesiyle sona erdi.
Go to News Site