Collector
Palantir ve bir savaş tüccarının manifestosu | Collector
Palantir ve bir savaş tüccarının manifestosu
soL Haber

Palantir ve bir savaş tüccarının manifestosu

Silikon Vadisi kamuoyunda genellikle yapay zekâ, algoritma veya veri analitiği gibi nötr ve teknik terimlerle anılıyor. Uzun bir süredir de dünyayı daha “bağlantılı” ve özgür bir yer haline getirdiği iddiasının arkasına saklanıyor. Ancak geçtiğimiz gün ABD merkezli yazılım ve veri şirketi Palantir’in CEO’su Alex Karp tarafından paylaşılan 22 maddelik “Teknolojik Cumhuriyet” manifestosu, bu utangaç teknoloji şirketleri çağının kapandığını ilan eder nitelikte. Palantir aslında ne iş yapar? Meseleye aşina olmayan okurlar için öncelikle şu tespiti yapmakta fayda var: Palantir sıradan bir teknoloji girişimi değil. Ogün Eraltay’ın soL Haber'de yayımlanan ve şirketin CIA destekli kuruluş öyküsünü, dünya çapındaki kitlesel gözetim faaliyetlerini ve Gazze'deki sivil katliamlarında yapay zekâ sistemlerinin nasıl kullanıldığını anlatan kapsamlı yazısına , Palantir'in gerçekte ne olduğuna dair daha detaylı bilgi edinmek için başvurulabilir. Özetle şirket, sahip olduğu veri analizi teknolojilerini; kimin tutuklanacağını, sınır dışı edileceğini veya hangi binanın bombalanacağını belirleyen ölümcül algoritmalara dönüştürerek, doğrudan burjuva devletlerinin kendisine, istihbarat örgütlerine ve Pentagon’a satarak para kazanıyor. Ayrıca sıradan bir vatandaş olarak Palantir’e günlük hayatta maruz kalmama olasılığımızın bulunmadığını da unutmamak gerekiyor. Reklam engelleyici kullanarak, web sitelerindeki çerez ( cookie ) politikalarını reddederek veya telefonunuzdan birtakım uygulamaları silerek Palantir’in radarından çıkmanız imkânsız. İşte böylesi karanlık bir sicile sahip olan Palantir'in paylaştığı 22 madde, ABD hegemonyasının krizlerine teknoloji tekelleri cephesinden verilen siyasi bir yanıt, hatta bir "tekno-emperyalist" doktrin niteliği taşıyor. İktisatçı Yanis Varoufakis’in de isabetli teşhisiyle, bu metin aslında elitlerin dünyayı kendi mülkleri gibi yönetmek istediği bir tür "tekno-feodalizm" manifestosu. *** Manifestonun özetini dört ana başlık altında toparlayabiliriz. 1. Tüketim Teknolojisinin Reddi ve Yeni Bir Gözetim Düzeni Metinde dikkat çeken ilk nokta, Palantir’in Apple, Google veya Meta gibi şirketlerin temsil ettiği tüketici odaklı teknoloji modeline açtığı savaş oluyor. Buradaki itiraz elbette ki antikapitalist bir tüketim eleştirisi değil. Google’ın kullanıcılarına ücretsiz e-posta hakkı sunması, Apple’ınsa yalnızca çeşitli uygulamalardan oluşan içeriği “yumuşak güç” olarak tanımlanıyor ve en parlak mühendislik beyinlerinin tüketiciye yönelik bu "uygulama zorbalığına" harcanmasına isyan ediliyor. Ardından da diplomasinin dahi sınırına gelindiği bu siyasal konjonktürde, Batı'nın (kastedilen özünde ABD emperyalizmi oluyor) ancak "sert güç" ile ayakta kalabileceği ilan edilerek; teknolojinin ve mühendisliğin artık siyasete, daha doğrusu savaş sanayiine yönelmesi gerektiği ileri sürülüyor. 2. Nükleer Çağın Sonu ve "Kârlı" Ölüm Makineleri Manifestonun önermesi oldukça net: Nükleer silahlara dayalı caydırıcılık çağı bitmiştir; yeni çağın caydırıcı gücü yapay zekâdır. Yapay zekânın savaş alanındaki kullanımı hâlâ küresel bir etik tartışma konusuyken, Palantir’in bu tartışmayı da bir “tiyatro” olarak nitelendirerek kestirip attığını görüyoruz. Asıl meselenin yapay zekâ destekli katil robotların inşasından muazzam kârlar elde etmek olduğu ise ortada. Manifestonun 17. maddesine geldiğimizde şiddet suçlarıyla mücadele bahanesiyle bu teknolojilerin ABD şehirlerinde de kullanılmasının talep edildiğini görüyoruz. Bu durum, Gazze'de test edilen "laboratuvarın" kendi ülkelerindeki sivil özgürlükleri yok etmek için kullanılacağının da sinyalini veriyor. 3. Sınıfsal Savaş ve II. Dünya Savaşı Düzeninin İptali Metnin en cüretkâr hamlelerinden biri ise jeopolitik ve askeri alanda yapılıyor. Palantir, II. Dünya Savaşı sonrasında pasifize edilen Almanya ve Japonya’nın acilen yeniden silahlandırılması gerektiğini savunuyor. Varoufakis'in deyişiyle bu, faşist militarizmin aklanmasından başka bir şey değil. Daha çarpıcı olanı ise, "herkesin bedel ödemesi" kisvesi altında zorunlu askerliğin geri getirilmesinin istenmesi. Yani elitler ve sermayedarlar güvenli malikânelerinde Palantir hisselerinden kâr elde etmeye devam ederken, toplumun yoksul kesimleri gökyüzündeki katil dronların hedefi olmak üzere siperlere, yani ölüme gönderilmek isteniyor. 4. İdeolojik Kılıf: Kültürel Hiyerarşi, Çoğulculuk Karşıtlığı ve Milyarderlerin Kutsanması Metnin son bölümüne geldiğimizde, bu militarist teknokratik vizyonun ideolojik zeminini görüyoruz. Son yıllarda ABD’de söylemsel düzeyde de olsa yaygınlaşan ve "her kültür eşittir" önermesini savunan kapsayıcılığa sert bir saldırıda bulunuluyor. "Kapsayıcılık" adına içi boş bir çoğulculuğa saplanıldığı iddia ediliyor ve açıkça bazı kültürlerin harikalar yaratırken bazılarının işlevsiz, gerici ve zararlı olduğu söyleniyor. Bu sözde kültürel eleştirisinin, aslında Batı merkezli olmayan her şeyi gericilikle damgalayan sömürgeci bir hiyerarşinin yeniden inşası olma niteliği taşıdığını söyleyebiliriz. Metinde bununla da yetinilmeyip, Elon Musk gibi milyarderlerin sadece zenginleşmekle kalmayıp dünyaya yön verecek "büyük anlatılar" kurmalarının alkışlandığını da görüyoruz. Siyasetten duygusal veya ruhsal bir anlam beklemenin hata olduğu söylenerek, devletin "liyakat" adı altında denetlenemeyen vizyoner milyarderlerin ve teknokratların oyun sahasına dönüştürülmesi gerektiği savunuluyor. Manifestoyu vatanseverlik ve sivil görev sosuna bulanmış bir "burjuva devlet aygıtını şirket lehine ele geçirme" operasyonu olarak özetlesek hata yapmış olmayız. Çünkü Palantir, devletin karar alma mekanizmalarını, istihbaratını ve savaş stratejilerini kendi tekeline alarak, ulus-devlet ölçeğinde ve geri dönüşü olmayan tek taraflı bir bağımlılık yaratmayı hedefliyor. Kararların insanlar tarafından değil algoritmalar tarafından alındığı, askerlerin ve bürokratların bu sonuçlara yalnızca "onay mührü" bastığı bir düzen dayatıyor. Yani manifesto kârın ve gücün tamamen Palantir'in kasasına aktığı, riskin ve ölümün ise yoksul halkın sırtına yüklendiği, bildiğimiz silah tüccarı iş modeli, ideolojik bir metin olarak pazarlanmaya çalışılmış. Lenin’i doğrulayan tablo Meseleye daha geniş bir siyasi perspektiften baktığımızda tekelci devlet kapitalizminin yapay zekâ ile güncellenmiş ve alabildiğine çıplak biçimde gördüğümüzü söylemek mümkün. Öyle ki Lenin’in emperyalizm tahlilinde altını çizdiği "devlet aygıtı ile dev tekellerin kaynaşması" süreci, bugün Silikon Vadisi ve Pentagon ekseninde yepyeni bir boyut kazanıyor. Palantir’in siyasete bu denli açık ve saldırgan bir şekilde soyunmasının temel nedenini ise emperyalizmin içinde bulunduğu hegemonya krizinde aramak gerekiyor. Palantir'in kapitalist sistemde var olduğu söylenen ama birer illüzyondan ibaret olan demokrasi, özgürlük ve insan hakları gibi kavramların yerine doğrudan şiddeti ve zorunlu askerliği önerme cesareti, bu krizin bir itirafı niteliğinde. Parlamento yapamıyor, biz yapabiliriz deniyor. Burjuva devlet aygıtı, mutlak bir teknolojik bağımlılığa sürüklenerek sistemin tüm sinir uçları doğrudan algoritmalara bağlanmaya çalışılıyor. Tüm bu tablodan çıkarmamız gereken en net sonuçsa şu: Karşımızdaki tehdit, yoldan çıkmış birkaç milyarderin etik dışı faaliyetleri veya salt bir "veri gizliliği" sorunu değil. Ayakta kalmak için savaşa, soykırımlara ve toplumun topyekûn gözetim altına alınmasına ihtiyaç duyan şey bizzat kapitalist sistemin kendisidir. Teknoloji, sermayenin elinde insanlığı boyunduruk altına alan ve yoksulların zenginler olmadan yaşayamayacağını meşrulaştıran devasa bir silaha dönüşmüş durumdadır. Haliyle Palantir ve benzeri tekellerin inşa ettiği bu "tekno-emperyalist" distopyayı durduracak olan şey de, şirketleri etik değerler üzerine bir tartışmaya davet etmek ya da serbest piyasanın kendi kendini düzenleyeceğine dair liberal fanteziler üretmek olmayacaktır. Çözüm, bu savaş ve gözetim makinesini var eden kapitalist üretim ilişkilerine ve emperyalizme karşı, sömürülenlerin örgütlü gücüyle verilecek bir siyasi mücadeleden geçiyor.

Go to News Site