BirGün Gündem
Amerikan emperyalizminin Ortadoğu Özel Elçisi Tom Barrack ’ın Antalya Diplomasi Forumu’nda Türkiye ve bölge için önerdiği “ merhametli monarşiler ” modeli yeni değil. Barrack bu sözleri dört ay önce de Katar’da sarf etmişti . Barrack 7 Aralık’ta Doha Forumu’nda şöyle demişti: “ Bu bölgede gerçekte en iyi işleyen şey, ister beğenin ister beğenmeyin, 'hayırsever bir monarşi' olmuştur. İşleyen model budur .” ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Barrack, forumda demokrasi ihracının yanlış olduğunu, Batı’nın Ortadoğu'ya yönelik politikalarının iflas ettiğini, yeni bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini belirtmişti. DOHA’DAN ANTALYA’YA EMPERYALİST TASAVVURDA SÜREKLİLİK! Barrack, 17 Nisan Cuma günü Antalya’da da şunları söyledi: “ Dünyanın bu bölgesi sadece tek bir şeye saygı duyar: Güç. Demokrasi arayışları çöktü. Bu coğrafyada işe yarayan tek şey güçlü liderlik rejimleri ile merhametli monarşiler ve/veya monarşik cumhuriyetler .” Barrack burada da “demokrasi ve insan hakları ihracı”nın çöktüğünü kaydederek, bölgenin kendi dinamikleriyle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. 7 Aralık’tan 17 Nisan’a her iki platformda sarf edilen sözler bire bir aynı . Barrack, Amerikan koridorlarında pişirilen bir senaryoyu deklare ediyor. Esasında bu ABD’nin Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde de açıkça belirtiliyor. O belgeden aktaracak olursak; • Monarşileri desteklemek, teşvik etmek • Demokrasi ihracından vazgeçmek • Güçlü liderlerle iş tutmak • İsrail ile uyumlu bir düzen tesis etmek Amerikan elçi Suriye’nin bir ‘laboratuvar’ olduğunu, bölgeye refahın İsrail’in çıkarları doğrultusunda oluşturulan ortak payda ile geleceğini açıkça deklare ediyor. Gizlisi, saklısı pek yok. Türkiye ile İsrail’in birlikte Ortadoğu’daki yeni düzenin öncülüğünü yapacaklarını da belirtiyor. İSRAİL VE "OSMANLI İMPARATORLUĞU 2.0" İsrail ve Türkiye arasında yaşanan liderlerin karşılıklı sert söylemlerinin sadece siyasi retorikten ibaret olduğunu söylerken bir gerçekliği itiraf ediyor. Türkiye ile İsrail'in derin ekonomik ve ticari bağları olduğunu, siyasi söylemler ile ekonomik gerçeklikler arasında fark olduğunu belirtiyor. Barrack Doha'da da " İsrail ve Türkiye savaşmayacak " demişti. 'Osmanlı İmparatorluğu 2.0’den bahsetmesi, “büyük İsrail”, “büyük Türkiye”den dem vurması kalıcı istikrarın yolunun İbrahim Anlaşmaları'ndan (Abraham Accords) geçtiğini söylemesi vs hiç biri öylesine kurulmuş sözler değil. Tüm bunlar bir kapıya çıkıyor. EMPERYALİST PERSPEKTİFİ ORTAYA SERİYOR Barrack yükselen güç mücadelesinde Amerikan emperyalizminin bölgesel perspektifini ortaya koyuyor . ABD yığınağını Batı Yarımküre’ye ve Hint-Pasifik’e kaydırırken Ortadoğu’yu “vekillerine” teslim etmenin peşinde. 4 Aralık’ta açıklanan Monreo Doktrini’nin yeni sürümü olan ABD’nin yeni Ulusal Güvenlik Stareji Belgesi ’nde bu durum açıkça belirtiliyor. Bunun için de sözünden çıkmayacak, bağımlı rejimler, iktidarlara ihtiyacı var. Gerek petrol monarşilerini gerekse de İsrail’i kollamak için dizaynın işlemesi gerek. Trump'ın " güç ve refah yoluyla barış" stratejisi uzun zamandır devrede. Barrack bundan sonra da bu stratejiye başvurmaktan kaçınmayacaklarını şu sözlerle aktarıyor: “ Gerektiğinde müdahale edeceğiz ancak 1945'ten beri dünya çapında uygulanan askeri koruma ve güvenlik anlaşması değişiyor. Herkes kendi sorumluluğunu üstlenmelidir ." HAZAR DENİZİ’NDEN AKDENİZ’E HİZALANMA ABD’nin uzun vadeli bir stratejisi Kafkasya’dan Kuzey Afrika’ya, Akdeniz’den Hindikuş’a kadar bütün bir coğrafyanın kendi çıkarları paralelinde dönüşümünü içeriyor. Barrack 1 Kasım’da Bahreyn’de katıldığı forumda geniş Ortadoğu coğrafyasına dair emperyalist dizaynı şöyle itiraf edecekti : " Başkan tüm satranç tahtasını değiştirdi. Her yerde bunu görüyorsunuz. Türkiye ve İsrail savaşmayacak. Hazar Denizi’nden Akdeniz’e kadar bir işbirliği -hizalanma- göreceksiniz ." Trump’ın, Barrack’ın söylemleri , uygulamaları emperyalist bir sürekliliğin tezahürleri . Gazze’de, Lübnan’da, Suriye’de yaşananlar Barrack’ın bahsettiği hizalanmanın kademe kademe gerçekleştiğinin göstergeleri. İsrail ile birlikte 7 Ekim 2023’ten bu yana, siyasal İslamcıların da desteğiyle, Ortadoğu’yu şekillendirmek için düğmeye basan ABD’nin “özel elçi”sinin bahsettiği bu hizalanma Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi’nin (GBOP) bir ürünü. AMERİKA İLK KEZ TÜRKİYE’YE ELBİSE BİÇMİYOR Persona non grata ilan edilmesi istenen Barrack’ın sözleri, Amerika’nın 1990’lardan bu yana Türkiye’ye biçtiği elbiseyle ilgili . Dönemin CIA İstasyon Şefi Graham Fuller’in çizdiği “ılımlı İslamcı” elbise Türkiye’ye giydirildi. Türkiye’nin siyasal, toplumsal dönüşümü adım adım AKP eliyle gerçekleştirildi. Fuller , “Yeni Türkiye Cumhuriyeti”nin kuruluş döneminde koptuğu “İslamcı” köklerine dönmeyi salık veriyor , bu tez bugünün muktedirleri tarafından referans kabul ediliyor, kitap bizzat yandaş yayınevleri tarafından basılıp dağıtılıyordu. NERDEN ÇIKTI BAHÇELİ’NİN LÜBNAN VE SURİYE’Yİ BİRLEŞTİRMESİ? ABD planlarını adım adım işlerken Devlet Bahçeli’nin Lübnan'ın Suriye'ye katılması için çalışma yapması büyük resmi tamamlıyor. Bahçeli'nin çalışması 17 Mart’ta bizzat MHP kaynakları ve yayın organlarından duyuruldu. Bu fikriyatın patenti de Barrack’a ait . Amerikalı elçi Barrack, Doha’da ağzındaki baklayı şu sözlerle çıkaracaktı: “ Lübnan ile Suriye'yi bir araya getirmemiz ve iki kadim ve güzel medeniyeti uyumlu hâle getirmemiz gerekiyor .” Tüm bunlar Barrack’ın “ Osmanlı sistemi ”, Erdoğan’ın “ Türk-Kürt-Arap İttifakı ” söylemiyle birlikte değerlendirildiğinde taşlar yerine iyice oturmuş oluyor. ABD, İran’ı da dize getirdikten sonra Ortadoğu’yu vekillere teslim etmeye hazırlanırken ne Barrack ’ın “hayırsever monarşi” ne Erdoğan ’ın “Osmanlı modeli” ne de Bahçeli’ nin Lübnan-Suriye çıkışı tesadüf. BİLAL SÖYLENTİLERİ TESADÜF MÜ? Türkiye’de bir süre önce ısıtılmaya başlanan Bilal Erdoğan söylentileri de babadan oğula saltanat hevesinin dışa vurumu. Birileri açıktan bu hevesi pazarlamaya başladı. ABD emperyalizmi Ortadoğu’da kendi emperyal politikalarına uyumlu rejimlere Osmanlı milletler sistemi ve hayırsever monarşi teklif ederken şunu diyor: “ İçeride istediğinizi yapın, demokrasi, insan hakları, rejimin biçimi bizi ilgilendirmiyor. Yeter ki yeni Ortadoğu planına ayak uydurun .” Barrack’ın “ meşruiyet verdik” dediği Saray rejimi Amerikan politikalara uyum sağlama karşılığında içeride taş üstünde taş bırakmıyor. Karşılıklı bir kazan-kazan denklemi söz konusu. Kaybeden ülke olsa da. Haliyle Barrack’ın “Persona non grata” (istenmeyen kişi” ilan edilmesi yetmez . Mesele Amerikan emperyalizminin yönelimlerini görerek ona karşı kararlı, sistematik bir karşı duruş örgütlemek.
Go to News Site