BirGün Gündem
1930'larda Yahudiler, -tüm etno-dinsel azınlıklar gibi- karşılarındaki iki seçenekten komünizmi seçtiler. Bu, kimlikleriyle ilgili müphemliği aşmalarını sağlıyordu. Komünist Partisi, potansiyel üyelerin etnik kökeniyle değil, kurallara uymaları, sadakatleri ve itaatleri ile ilgileniyordu. Partiye katıldığınız anda, etnik kökeninizi eski bir deri gibi atıyordunuz. Komünist hareketin, Yahudiler için sahip olduğu çekimin kaynağında tam olarak bu yatıyordu. Komünist örgütler, diğer herkesle eşit değere sahip olduklarını hissedebildikleri tek yerdi. Artık aşağı konumda bulunan bir azınlık değildiler (Zygmunt Bauman, Bilindik Olanı Yabancılaştırmak, Peter Haffner ile Söyleşi, Ayrıntı Y., s. 47, 2026). Terazinin diğer kefesine gelince: Orada faşizm vardı. Yaşı yirmiyi bulmayan, "parlamenter demokrasi", Avrupa'da feci bir iflasla sona ermişti. Demokrasi ve parlamento -bir on yıl sonra- "out", imparatorluk ve otoritarizm "in" olmuştu. İmparatorluk hayallerinde ilk sırayı İtalya ve Duce, Kutsal Roma İmparatorluğu, onu, Almanya, Hitler ve Üçüncü Reich izliyordu. Batı demokrasileri, demokrasiye karşı açık bir tepki olan faşizmi, Rusya'da henüz doğmuş komünizme karşı güçlü bir müttefik, bir "maşa" olarak gördüler. Naziler, başta İngiltere, Fransa ve okyanusun ötesinde Amerika'da hoşgörüyle karşılanıyordu. Öte yandan komünist hareket, Avrupa'da ve dünyada tutarlı Nazi karşıtı tek hareketti. Hele Hitler, 30 Ocak 1939 günü Reichstag'da, "Avrupa'da Yahudi ırkının imhasını" planını açıkladıktan sonra, Yahudilere tek adres olarak komünistler kalıyordu. II. Dünya Savaşı, faşist ittifakın yenilgisiyle sonuçlandı. Almanlar ve İtalyanlar gibi, dünyanın öte ucundaki Mihver devleti Japonlar da yenildiler. Üç saldırgan devletin, İmparatorluk hayalleri de savaşla birlikte sona erdi. Doğu Avrupa'dan Çin'e, Kore'den Vietnam'a dünyada sosyalist blok doğdu. Milyonlarca mensubunu Alman lagerlerinde bırakmış Yahudi halkı, uluslararası bir ittifakla bugünkü İsrail devletini kurdu. Başta Avrupa'dan, daha II. Dünya Savaşı öncesi, "yaklaşan felaket" nedeniyle Filistin'e göç erkenden başlamıştı. 1948'de İsrail Devleti kurulduğunda, bu mazlum ulusu destekleyenler arasında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği de vardı. Ancak -tıpkı Nazizm gibi- Yahudilerin başında da büyük bir bela vardı. Bu Siyonizmdi. Tüm dünyadaki Yahudileri tek bir homojen-etnik-devlet çatısı altında birleştirmek isteyen Siyonizm, bu plan uğrunda başka ülkelerdeki Yahudileri göçe zorladığı gibi, tıpkı 19. yüzyılın sömürgecileri ve Naziler gibi, "topraklarını genişletme" mücadelesine giriştiler. Komşularının topraklarını "işgal", sömürgecilik, şiddet ve katliam demekti. İsrail-Filistin meselesi 1948'de işte böyle doğdu. İşgal -1948'den beri- yalnızca cinayet, sürgün, ahlaksızlık ve talan anlamına geliyor. Sadece "kovulan"ı değil, "yerleşimci"yi de insanlıktan çıkarıyor. İşgalci, ahlaken küçülür, saygınlığı kalmaz, kendini korumak için savaş ve silahlanma dışında bir şansı da kalmaz. Bir zamanlar kendilerine açık bir sempati ve saygı duyulan Yahudilerin -Gazze sonrası-, tüm dünyada nefretle anılmaları ve hatta pek çok ülkede fiziki saldırıya uğramaları, bunun ifadesidir. Siyonizmi, "Avrupa milliyetçiliğinin ürünü" olarak tanımlayan -ve bir Yahudi olan- Bauman, kolonilerin "kimsesiz topraklar" olarak göründüğünü, sömürgeci efendilerin orada hali hazırda insanların olduğu gerçeğini gözmezden geldiğini, bu insanları, ilkel koşullarda, uygarlıktan alabildiğine uzak, mağaralar ve ormanlarda yaşayan vahşiler, yoksul, güçsüz ve gözardı edilebilir, olarak gördüklerini söylerken de çok haklıydı: "Aynısı, İsrail ve Siyonizmde de yaşandı." Daha geçen asırda, milyonlarca üyesi -teknolojinin son araçlarıyla- kırılmış, bu nedenle Holokost terimini yaratmış masum bir ulusun, kurtuluşun ardından, -1948'de start verip- Filistinlilere holokosta başlayacağını ve 2024'de uluslararası bir savaş ve soykırım mahkemesinde, bir zamanlar kendisine yapılan eylemlerden suçlanacağını kim bilebilirdi ki. SSCB desteğiyle kurulmuş, "mağdur ulus" kimliğinden, Siyonist bir "soykırımcı ulus"a dönüşmek, -biricik değilse de- kolay bir iş değildir. Bu, Yahudi Tragedyasıdır.
Go to News Site