Independent Turkish
2026 Şubat’ında başlayan ABD-İsrail operasyonları (Destansı Gazap – Kükreyen Aslan) ile İran’ın karşı harekâtı (Gerçek Vaat 4), klasik askeri zaferden öte “lojistik üstünlük, askerî ve diplomatik baskı ve hibrit manevra” savaşının zirvesini gösterdi. Buna tam bir “beşinci nesil savaş” dedim. Ateşkesin 23 Nisan’da sona ereceği kritik eşikte, ABD “çok yönlü maksimum baskı ve müzakere” stratejisiyle İran’ı masaya oturtmaya çalışıyor. Pazartesi akşamı (TSİ) haber şöyle: ABD heyeti, İran heyetiyle ikinci tur görüşmeler için İslamabad’a inmek üzere. İran ise içeriden dışarıya yansımayan tartışmalara ve lojistik çöküşe rağmen “asimetrik dayanmayla zaman kazanmaya” çalışıyor. Bölge ise “artan rekabetçi ortam” a girerken, Hürmüz Boğazı ve nükleer tercihler, gelecekteki düzenin özelliklerini belirleyecek. Pakistan arabuluculuğu kritik kaldıraç olabilir. Kalıcı istikrar, ancak stratejik kazanımın dengelenmesine, diplomatik çerçevenin netleşmesine ve küresel lojistik ağlarının güvenliğiyle mümkün. Savaş alanı ve dengeler Aşağıdaki harita bize İran’a yönelik 2026 savaşının asıl merkezini işaret etmektedir. Şekil 1: Savaş alanı Her ne kadar bütünüyle İran hedef alındıysa da etkilenen coğrafyalarla birlikte bu savaş öncelikle; Körfez ülkelerini ve tabii Basra Körfezi’ni, küresel ticaretin ve enerji akışının kesişim (hub) noktalarından olan Hürmüz Boğazı’nı ve Umman Denizi’ni içeriyordu. Stratejik bakımdan iki temel nokta vardı: Birincisi, İran nükleer silah yapmamalıydı. Bu husus, uluslararası savunma stratejisi bağlamındaki temel bir konuydu. İkincisi, Hürmüz Boğazı’nın rejimi serbestlik bakımından garanti altında olmalı ve Umman-İran arasında kalıcı bir boğaz anlaşmasıyla çözülmeliydi. İran bu iki ana konuyu egemenlik meselesi olarak gördü. Eğer bu savaşa rekabetin daha belirgin sürdüğü büyük güçler yönüyle bakılırsa, ABD, Rusya ve Çin arasında sürmekte olan geri plandaki stratejik konuları da akılda tutmak gerektiği açıktı. Bu merkezden bakan Trump, sürekli müttefiklerine (Avrupa, Kanada, NATO, hatta Güney Kore ve Japonya) hatırlatmalarda bulundu, “siz de elinizi taşın altına koyun” dedi. Bu husus tarafımdan bir “stratejik denge” konusu olarak tespit edildi. Savaştan görüşmelere: Stratejik tespitler Pakistan arabuluculuğuyla kabul edilen ateşkes süresi 23 Nisan’da bitiyor. Hemen herkes şimdi ne olacak diye soruyor. Birinci görüşme nabız yoklama şeklindeydi. İkincisinde belli kabuller belirginleşmeli; bu nedenle masaya gelenler güçlü gelmeli. İran masaya güçlü gelebilecek mi? Burada şüpheler var. ABD, daha fazla imkânla stratejik baskısını artırdı. Eğer İran masaya gelmezse, ABD küçük bir askerî dokunuşla baskısını sürdürebilir. Eğer masaya gelirler ama sonuçsuz bir görüşme olursa, ABD yine o küçük askerî dokunuşunu yapabilir. Bu artık görebileceğimiz “baskıyı artırma ve ileri sürülen şartları kabule zorlama” aşaması. Şimdi size olan ve olası konuları stratejik yönden irdeleyen çıkarımlarımı listeliyorum. Burada durumu ve çıkarılabilecek dersleri açıklamak adına bugüne kadarki tezlerimi belli başlıklar altında ve kısa betimlemelerle yazacağım. Neticede bunu bir rapor hâline getirmeden yazmak istiyorum. Olgunlaştırdığım ve test edilmiş hâldeki fikirlerimi sizlere sunuyorum. 1. Savaşın tetikleyicileri ve stratejik seçimler Nükleer programın çöküşü, vekil ağlarının zayıflaması ve maksimum baskı politikasının uzun vadeli birikimi. ABD/İsrail için: Nükleer ve füze kapasitesinin kalıcı olarak törpülenmesi ve Hürmüz’de uluslararası serbest geçiş hukukunun sistemleştirilmesi. İran için: Rejimin hayatta kalması, caydırıcılığın korunması ve yaptırımların hafifletilmesi. Sonuç/Durum: Bu, “savaş bilimi” (polemoloji) açısından bir “stratejik tercih” savaşıdır. Bana göre sorunlar gri alanda çözülebilirken, Trump ve Netanyahu’nun tercihiyle askerî bir çatışma yoluna çevrilmiştir. Bu noktadan çıkış için ABD tarafından bir “stratejik baskı” uygulanmaktadır. 2. Savaşta lojistiğin stratejik rolü: 2026 ABD-İran operasyonu örneği ABD’nin uzun menzilden intikali ve bunu destekleme kapasitesine sahip olması, tedarik zincirlerinin koruma altına alınma isteği ve askerî müdahalede çoklu alan operasyonları konusundaki üstünlüğü. İran’ın 40. günde stok ve üretim eksiği çekmesi, içerideki tartışmaları baskılayan sıkı bir politikaya başvurulması, stratejik tesis ve altyapı kaybı, ekonominin neredeyse çöküş yaşaması. Hürmüz’e yönelik abluka: 13 Nisan ilanı, 19 Nisan Touska gemisinin ele geçirilmesi. Sonuç/Durum: Birincisi, savaşın gerçek avantajlısı, sürdürülebilir güçlü lojistik sisteme sahip olandır. İkinci konu, İran stratejisi pasif savunma ve asimetriye başvuruyor; ama mesela Hürmüz’de tam kapatma yapamıyor (kendi ekonomisini çökertmemek ve savunma gücü olarak elindekini de tüketmemek için). 3. ABD’nin stratejik durumu ve hataları Güçlü yönler: Lojistik hâkimiyet, Pakistan üzerinden 2. tur görüşmeler (Vance-Witkoff-Kushner grubu), Çin’i dolaylı baskılama. Zayıf yönler: Uzun savaşı ve kara harekâtını tercih edememesi, vekil tehditlerin etkisi, iç politikada “topal ördek” riski (ara seçim baskısı, müttefik gerilimi). Stratejik hatalar: Rejim değişikliği hayali yerine “kontrollü zayıflatma” tercihi; enerji piyasalarındaki küresel yansımalar (petrol fiyatı riski). Sonuç/Durum: Bugünlerde Trump, savaş odası toplantısıyla baskısını artırıyor; İran masaya gelmezse “ikna edici vuruş” gündemde. Ancak bu bir ikilem doğurur ve gerçek çözüm, kısa yolla bu işi bitirmesidir. Bitirebilmek için ise İran’ı masaya çekmesi ve isteklerini kabul ettirebilmesi gerekir. 4. İran’ın savaş stratejisi ve ikilemi Asimetrik kapasite (deniz mayınları, kıyı füzeleri, insansız sistemler) ve vekil ağları ile dayanma. Çözüm noktasında bölünme: Uzlaşmacılar (Arakçi, Galibaf) ile sertlik yanlıları (IRGC komutanı Ahmed Vahidi gibi) arasında Hürmüz kontrolü ve nükleer maddelerin durumu gibi konularda gerilim yaşanıyor. Bu, aslında realist politika ile realist olmayanların bölünmesi şeklinde tanımlanabilir. Zayıf yönler: Lojistik tükenme, ekonomik boğulma, diplomatik yalnızlaşma. İçeride halkın şimdiden ne düşündüğünü bilen yok; çünkü kapalılık hâli var. Bunlar daha sonra görünür olacak. Sonuç/Durum: “Halı tüccarı” taktiği ve kırmızı çizgileri koruma. İran içinde bir kararsızlık var; masaya tereddütle geliyor, cevaplar netleşmiyor, iç siyaset çok belirginleşmiyor. 5. Diğer büyük güçler ve bölgesel aktörler Rusya: Dolaylı lojistik destek, enerji fiyatı kazancı, “çok kutuplu dünya” anlatısı. Çin: Enerji güvenliği önceliği (Hürmüz %40 petrol), barışçı imaj ve ekonomik çıkar dengesi. Körfez ülkeleri: Enerji akışı ve istikrar talebi; İran füze tehditlerine karşı ABD’den caydırıcı politikaların sürmesini istiyor. Pakistan: Arabuluculukta ana rol (İslamabad görüşmeleri); barış ve istikrar öncelikli aktör. (Pakistan Başbakanı Şerif, Başkan Trump’tan 2 hafta daha ateşkesin uzatılmasını talep ediyor.) Neden Pakistan? İran’a komşu; Arap Denizi’nde, Körfez ülkeleri ve Türkiye ile stratejik bağı var; Çin ile ilişkisi var; nükleer silah ve teknolojiye sahip; son Hindistan-Pakistan Savaşı’nın barışa evrilmesinde Başbakan Şahbaz Şerif ve Genelkurmay Başkanı Asım Münir, ABD Başkanı Donald Trump ile yakın temasta oldular; İran, Pakistan’ı güvenilir buldu. Mesela Türkiye’de ABD üsleri varken Pakistan’da olmaması bir tercih konusuydu; IRGC buna dikkat etti. 6. Hürmüz Boğazı’nın jeopolitik kritikliği ABD’nin abluka ve çok yönlü baskı ile İran’ı, küresel ticareti ve enerjiyi kontrol etmesi. İran’ın ticari gemilere koşullu geçiş talepleri (İran’ın Devrim Muhafızları ve Dışişleri gerilimi). Çin ve küresel ekonomi için tehlike; tam kapatma her iki tarafı da vurur. Stratejik sürücü: Uluslararası geçiş serbestisine karşı İran’ın tek taraflı (adaletsiz) kontrol ısrarı. 7. Savaş sonrası ana yollar ve senaryolar “Artan rekabetçi ortam” dönemi: Kalıcı istikrarsızlık, teknolojik militarizasyon, norm erozyonu. Ana belirsizlikler: a. İran’ın nükleer tercihi (eşik mi, silahlanma mı?). b. Hürmüz’ün gelecekteki statüsü. c. Bölgesel güç dinamikleri (vekillerin zayıflaması). Senaryolar: Yönetilebilen istikrardan parçalanmış silahlanma yarışına kadar çeşitleniyor. 8. Öneriler: Dayanıklı uzlaşma için Yeni müzakere edilmiş nükleer çerçeve (JCPOA’dan daha iyi olması gereken ve IAEA denetimini garanti eden) ve bununla bölgesel tehditlerin azaltılması. (JCPOA’yı yerden yere vuran Trump, bu anlaşmanın mutlaka daha iyi olacağını söylüyor.) Hürmüz’de çok taraflı deniz güvenliği mekanizması ve serbest geçişin kalıcı olarak hukukileştirilmesi. Pakistan öncülüğünde kapsayıcı diplomasi ve bunun sonuç vermesinin teşvik edilmesi. Vekil ağlarının kontrolü ve bölgesel istikrarın sağlanması. İsrail’in de frenlenmesi ve bölgesel istikrar için gerekli garantilerin sağlanması. Önce adalet! İran’a yönelik yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesi. ABD’nin baskıyı dozunda tutması. İran, direniyorum derken bütünüyle çöküşe yaklaşmamalı. Pakistan’dan beklenti: İkinci tur görüşmelerde gerçek ve samimi bir sonuç alınması. Değerlendirme Bu savaş, net askerî zaferden ziyade, bölgesel ve küresel çapta “yönetilen istikrarsızlık” üretiyor. Askerî taarruz kapasitesi, lojistik ve diplomasi karışımıyla ABD üstün görünse de İran’ın jeopolitik dayanma kapasitesi ve Rusya ile Çin gibi güçlerle ortaklığı önemli. Savaş uzarsa dengeler değişebilir. Büyük güç dinamikleri kalıcı dengeyi zorlaştırmadan sorunlara yaklaşılmalı: Nükleer denge, Hürmüz’den serbest geçişin garanti altına alınması vb. Bölge, daha da artan bir rekabetçi ortama dönüşmekte. Rekabetin adil olması demek, istikrar demektir. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. ABD İRAN İsrail Gürsel Tokmakoğlu Gürsel Tokmakoğlu Independent Türkçe için yazdı Gürsel Tokmakoğlu Salı, Nisan 21, 2026 - 11:15 Main image:
Fotoğraf: AA
TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: ABD-İsrail-İran savaşı: Stratejik değerlendirme copyright Independentturkish: Go to News Site