soL Haber
İstanbul'da Kadıköy Rıhtımı’ndaki dolgu alana yapılması planlanan cami ve yeraltı otoparkı projesine itirazlar sürüyor. TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, bugün yaptığı açıklamada, İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun aldığı ve alanın mülkiyet rejimini değiştirmeyi amaçlayan kararın yargıya taşındığı duyuruldu. Açıklamada, bölgenin Kadıköy halkının rekreasyon ve yeşil alan kullanımına ayrılması gerektiği vurgulanırken, projenin şehircilik ilkeleri, kıyı mevzuatı ve koruma hukukuna açıkça aykırı olduğu belirtildi. 'Ulaşım ve kamusal kullanım açısından telafisi güç sorunlar yaratacaktır' Kadıköy Rıhtımı’nın İstanbul’un en önemli aktarma merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekilen açıklamada, projenin bölgedeki hareketliliği olumsuz etkileyeceği ifade edildi. Mimarlar Odası, projenin ölçeğine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: Kadıköy Rıhtımı; deniz ulaşımı, metro, otobüs ve yaya hareketliliğinin kesiştiği İstanbul’un en önemli aktarma merkezlerinden biridir. Böylesine yoğun bir alana yaklaşık yirmi bin kişi kapasiteli devasa bir yapı ve büyük ölçekli yer altı otoparkı eklenmesi; trafik, erişilebilirlik ve kamusal kullanım açısından telafisi güç sorunlar yaratacaktır. 'Önerilen yapının yüksekliği Haydarpaşa Garı ile uyuşmamaktadır' Projenin tarihi çevre üzerindeki olumsuz etkilerine de değinilen açıklamada, yapılması planlanan caminin kütlesinin ve yüksekliğinin bölgenin tarihi dokusuna zarar vereceği belirtildi. Silüet tartışmalarına ilişkin şu ifadeler kullanıldı: "Yargı süreci halen devam eden bu alana ilişkin alınan kullanım kararının en önemli sakıncalarından biri de kentsel sit alanları ve tarihi çevre üzerindeki olumsuz etkileridir. Önerilen yapının yüksekliği ve kütlesi; Haydarpaşa Garı, Haldun Taner Sahnesi (Eski Kadıköy Hal Binası) ve çevredeki tescilli yapılarla uyuşmamakta; Tarihi Yarımada’ya bakış noktaları açısından hiçbir ölçü ve silüet ilişkisi kurmamaktadır. Büyük bir bölümü tarihi kentsel sit alanı niteliği taşıyan Kadıköy’ün kıyı silüetini ve İstanbul’un tarihsel deniz görünümünü bozacak bu yaklaşım, koruma ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır." Mahkeme üç kez iptal etti, Bölge İdare Mahkemesi kaldırdı Açıklamada, 2015 yılından bu yana devam eden hukuki süreç de ayrıntılarıyla paylaşıldı. İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nin projeye ilişkin kurul kararını üç kez iptal ettiği, ancak her seferinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nin bu kararları kaldırdığı bilgisi verildi. Mimarlar Odası, son olarak 9 Şubat'ta alınan yeni kurul kararının mülkiyet ihdası yoluyla projeyi meşrulaştırmaya çalıştığını kaydetti. Kıyıların Anayasal güvence altında olduğuna işaret edilen açıklamada, "Kadıköy Rıhtımı'ndaki kamusal kıyı alanını tehdit eden bu hukuka aykırı kararla birlikte konuyla ilgili tüm proje ve onaylar derhal geri çekilmeli; bilim, teknik ve toplum yararına aykırı bütün uygulamalar durdurulmalıdır" denildi. 'Oraya yapı inşa edilemez, projenin meşrulaştırılması asla kabul edilemez' Toplantıda söz alan mimar Mücella Yapıcı, kıyı kullanım hakkının açıkça ihlal edildiğini belirterek, dolgu alanlarında her türlü yapılaşmaya karşı durulması gerektiğini hatırlattı. Yapıcı, sürecin siyasal bir rant odağında ilerlediğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Daha önce arıtma tesisi 'yüksek kamu yararı' gereği kabul edilmişti; ancak şimdi bu alan siyasal rant amaçlı kullanılıyor. Alanda 'cami değil arıtma yapılsın' demek tartışmayı kaybettirir. Statik açıdan sorunlar çözülebilir ama kıyıların ve dolgu alanlarının imara açılması yanlıştır. Buraya parsel numarası verilip tapuya işletilmesi suçtur ve dava konusudur." Mücella Yapıcı konuşmasının devamında, dolgu alanındaki yapılaşmanın anayasal suç olduğunu yineleyerek şunları söyledi: Buraya ne yapıldığı önemli değil. İsterlerse Mimarlar Odası genel merkezi yapsınlar, isterlerse kimsesiz çocuklar yurdu veya cami yapsınlar. Oraya yapı yapılamaz. Bazı teknik ve bilimsel gerçekler referanduma da sunulamaz. Bir cerrahın karaciğeri mi alayım kalbi mi diye hastaya sorması gibi bir durum bu. Kıyılar herkesin eşit kullanımına açık kamusal alanlardır ve bu mülkiyet ihdası yoluyla projenin meşrulaştırılması asla kabul edilemez. Toplantıda yerel yönetimlerin sürece dair tutumu da eleştirildi. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı mahalle halkının yalnız bırakıldığını belirterek, "Başlarına bir şey geldiğinde bizi çağırıyorlarsa, biz de şimdi onları bekliyoruz" dedi. Mücadeleyi sadece Kadıköy ile sınırlı tutmamak gerektiğini belirten avukat Oğuz Kaan Ercan, "Konu İstanbul’a yayılmalı. Halk örgütlenirse proje durdurulur" çağrısında bulundu.
Go to News Site