Collector
23 Nisan'da eğitimde son 23 yılın yıkımının fotoğrafı | Collector
23 Nisan'da eğitimde son 23 yılın yıkımının fotoğrafı
BirGün Eğitim

23 Nisan'da eğitimde son 23 yılın yıkımının fotoğrafı

Bir gelecek yaratma umudu olan okullar nasıl şiddetin, eşitsizliğin yerleri haline geldi? 17 Nisan Köy Enstitüleri’nin kuruluş yıldönümüydü. Köy Enstitüleri o çocukların eşit, laik, parasız, kamusal, nitelikli eğitime ulaşabildikleri okullardı. Bir gelecek umuduydu. O gün Köy Enstitüleri’ni hedef alanların mirasını devralanlar son 23 yılda laik, kamusal eğitime dair çocukların, gençlerin ellerinde kalan son kırıntıları da aldılar. Son 23 yılın yıkım fotoğrafı; • Eğitimin paralılaştırılması, eşitsizliğin, yoksulluğun artışı ile örgün eğitim dışına çıkan çocuk sayısı yaklaşık 1,5 milyona ulaştı. Kuzeydoğu, Orta ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ise alarm veriyor. Örneğin Şanlıurfa, Muş Ve Ağrı’da 14-17 yaş arası üç çocuktan biri eğitimin dışında. • Eğitimin her kademesinde devamsızlık oranı ciddi bir boyuta ulaştı. İlkokulda on çocuktan biri (%13,2) ortaokulda beş çocuktan biri (%23,7) sürekli devamsız. Genel ortaöğretimde bu oran %28,1 imam hatip liselerinde %32,1 meslek liselerinde %40,6. • Kamu okullarına ayrılmayan kaynaklar özel okul patronlarına aktarıldı. Akp dönemi özel okul artışının zirvede olduğu dönem oldu. Beş okuldan biri artık özel okul. Eğitim hak olmaktan çıkarıldı. • Okullar eğitim adıyla çocuk yaşta işçiliğin perdelendiği istismarın, şiddetin yerleri haline getirildi. Mesleki eğitim merkezlerinin (MESEM) sayısı her geçen yıl yaygınlaştırıldı. Dört yeni okul modeli adıyla meslek liseleri de MESEM’leştirildi. Kayıt dışı istihdamla birlikte “çocuk işçi” sayısı 3,5 milyonu aştı. 2013’ten bugüne en az 853 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını kaybetti. Geçtiğimiz hafta üç çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. • Karma eğitim hakkı yönetmeliklerle, fiili uygulamalarla sınırlandırıldı, kaldırıldı. Lisede nişanlanan, evlenen öğrencilerin örgün eğitimle ilişiği kesilmesi düzenlenerek çocuk yaşta evliliklerin yaygınlaştırılmasına yol açacak adımlar atıldı. Çocuk yaşta evliliklerin, çok eşliliğin önünü açan resmi nikah olmaksızın dini nikah kıyan imam ve çiftlere ceza verilmesini öngören TCK maddesinin kaldırılmasına karar verildi. Çocukların “cinsel ilişkiye rıza yaşı” denilerek çocuklara yönelik istismar, tecavüz 15 yaştan 12’ye düşürüldü. “Çocuk istismarı, tacizi, tecavüzü” suç olmaktan yasalar eliyle çıkarıldı. Çocuk yaşta evliliğin 12 yaşa düşürülmesinin önü açıldı. Çocuk yaşta evlilik verileri açıklanmıyor. Resmi evlilikler dışında çocuk yaşta evliliklerin geldiği durumu izleyebileceğimiz bir mekanizma yok. Net okullulaşma oranlarının %80 ve altında olduğu iller, kız çocukların diğer illere göre eğitim dışına çıkma risklerinin daha yüksek olduğu yerler. Bu illerin sayısı son üç yılda 7’den 11’e çıktı. 2024-25’te Muş’taki oran %66,3, %Şanlıurfa’daki %63,9’dur. • Son 23 yılda yirmi bine yakın köy okulu kapatıldı. Taşımalı eğitime de “tasarruf” adıyla sınırlama getirildi. Son bir yılda her kademede en az üç yüz bin çocuk okulu bıraktı. • Müfredatta 2005, 2013, 2017-2018 (tüm kademelerde) ve son olarak 2024-2025 eğitim yılında "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" adıyla değişiklikler yapıldı. Her değişiklikte müfredatın bilimsel içeriğinde büyük tahribat yaratıldı. • Okullaşma politikası yeni rejimin inşası ve patronların ihtiyacı üzerinden yapılandırıldı. Özel okul, imam hatip, meslek lisesi ve MESEM artışının hedeflenmesi üzerine kuruldu. Sınav merkezli eğitim sisteminde yapılan her değişiklikte ise ezbere, elemeye, rekabete dayalı bir sistem inşa edildi. Yüz binlerce çocuğun, gencin “başarısız” sayıldığı, eğitim için ücret ödeyemeyenlerin imam hatiplere, MESEM’lere, meslek liselerine mecbur bırakıldığı bir sistem inşa edildi. • KPSS, ÖSS, ALES, Askeri Liseler ve YDS dahil olmak üzere ÖSYM'nin yaptığı neredeyse tüm sınav sorularının 2000-2013 arası çalındığı resmi raporlarda yer aldı. Çocuklar, gençler kopya skandalları, sahte diplomalar, çalınan sorular, torpiller hakikatini yaşamak zorunda bırakıldı. • Öğretmenleri yarattıkları yıkımın sorumlusu ilan ettiler. Öğretmenlerin hakları, pedagojik özne olma kimliği ellerinden alındı. Şiddetin hedefi oldular. Öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştırdıkları her adımda öğretmenlerin şiddeti önleyici rolleri zayıflatıldı. 13 Nisan’da “derslerin” başlatıldığı Akademi ile Eğitim Fakülteleri’ne kilit, öğretmenlik mesleğine son darbe vuruldu. • Protokol, iş birliği, hamilik gibi isimlerle tarikat yapıları tüm okulları kuşattı. Laik, kamusal eğitim karşıtı dilleri, yaptıkları faaliyetler eğitim ortamının kendisini şiddet, baskı, eşitsizlik üreten ortamlar haline getirdi. • Karma eğitim yönetmeliklerle, fiili uygulamalarla adım adım kaldırıldı. • Çocukların laik, bilimsel, kamusal eğitim hakkında ülkemiz tarihinin en büyük tahribatı yaşatıldı. Bugün 23 Nisan. Eğitim ortamlarının kendisinin eşitsizlik, şiddet ürettiği hakikati yaşıyor bugün çocuklar. Son 23 yılda eğitimde yaratılan yıkımın en ağır günlerini yaşıyorlar.

Go to News Site