Collector
Bugün 23 Nisan: Çocuk işçiler Ankara Siteler'de bu sabah da iş başında | Collector
Bugün 23 Nisan: Çocuk işçiler Ankara Siteler'de bu sabah da iş başında
soL Haber

Bugün 23 Nisan: Çocuk işçiler Ankara Siteler'de bu sabah da iş başında

Mahalleye girince burnunuza yakın bir kömür kokusu geliyor önce. Sabahın erken saatleri ve bacalardan cılız bir duman yükseliyor. Burası, Ankara'nın Altındağ ilçesindeki Önder mahallesi. Az ilerisi Battalgazi mahallesi. Bütünüyle Ahmed Arif şiirlerindeki yoksul Altındağ semtleri. Gecekondular ve emekçilerin yüksek tepelerden kentin dehlizlerine doğru atölyelere yürüdüğü semtlerden. Şimdilerde kentsel dönüşümle gündemde. Bir de bu mahallede yaşayan yoksul emekçilerin şehrin en uzağındaki TOKİ'lere yerleşmesiyle bölgenin Suriye'den gelen mültecilerin ve göçmenlerin mekanına dönüştüğü bir mahalle. Bir yanda yıkılmak için sırasını bekleyen eski binalar ve gecekondular, diğer yanda adını yine aynı mahalleden alan rezidanslar, "tower"lar. Mahalleyi ikiye ayıran sokağın az ilerinde yeni yapılan binalar yükseliyor. Bu apartmanların adında "tower" (kule) ya da "rezidans" ifadeleri yer alıyor. Mahallede yıkılmayı bekleyen gecekondular ise rantın yeni konusu. Diğer yandan mahallede daha önceki yıllarda gündeme gelen ırkçı saldırılardan kalan bir bayrak asma alışkanlığı ilk göze çarpan şeyler arasında yer alıyor. Mahallenin hemen altında, yürüme mesafesi sayılacak kadar uzağında ise Ankara'nın en önemli üretim bölgelerinden biri olan Siteler yer alıyor. Mobilyacılık ve ahşap işleri sanayi bölgesi olarak tarif edilen Siteler'de, ezici çoğunluğu mobilya ve ahşap dekorasyon olmak üzere farklı sektörlerde Ankara Mobilyacılar Lakeciler Esnaf ve Sanatkârlar Odası'nın kayıtlarına göre odaya üye olan yaklaşık iki bin beş yüz esnaf bulunuyor. Tabii bu işin resmi olan kısmı. Sektördeki çalışanlar en az 500 tane de kayıt dışı, merdiven altı diye tabir edilen sigortasız, kayıtsız işyeri olduğunu söylüyor. Bu firmalar da halihazırda mevcut büyük firmalara üretim yaptıkları için bir tür işyeri değil, üretim yeri gibi görünüyor. İşte bu binlerce işyerinin en ucuz işgücü olan çocukların en büyük kısmı, Siteler'in hemen yukarı tarafındaki mahallelerden, Önder'den, Battalgazi'den ve Altındağ'ın, Mamak'ın yoksul semtlerinden geliyor. Bugün 23 Nisan. Çocukların kağıt üzerinde de olsa hatırlandığı günlerden biri. Bugün Önder mahallesinde tablo aslında memleketin küçük bir aynası gibi. Sabah saat sekiz. Hava rüzgarlı ve yağışlı. Ve sokakta işyerlerine gitmek için yola koyulan servislere binen, köşe başında dolmuş ve otobüs bekleyen çocuklar ordusu bekliyor. 13, 14 ve 15 yaşlarında emekçiler, çocuk mu genç işçi mi? Selçuk caddesi Önder mahallesini boydan boya yaran ana cadde. Yukarısı Battalgazi. Sokağın sağı solu Suriyeli göçmenlerle deviniyor. Burası Ankara'nın küçük Halep'i ya da Şam mahallesi olarak tarif ediliyor şimdilerde. Bu mahallenin mültecilerle olan gündemi 2021 yılında tüm ülkenin gündemine düşmüştü. Ağustos 2021'deki ırkçı saldırılar, bir parkta Suriyeli sığınmacılar ile mahalleli gençler arasında çıkan ve bir kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan kavganın ardından patlak vermişti. Bu ölüm olayının duyulmasının hemen sonrasında büyük ölçüde mahalleye dışarıdan akın eden ve organize hareket eden kalabalık gruplar, Önder ve Battalgazi mahallelerinde Suriyelilere ait evlere, dükkanlara ve araçlara taşlar ve sopalarla saldırarak ciddi bir tahribata yol açtı. Olayların tırmanması ve şiddet eylemlerinin evleri taşlamaya kadar varması üzerine bölgeye çok sayıda çevik kuvvet ekibi sevk edildi ve güvenlik güçleri sokaklarda barikatlar kurarak kalabalığı dağıtmaya çalıştı. Yaşanan bu şiddet sarmalı, göçmen karşıtlığının provokasyonlarla birleştiğinde nasıl tehlikeli bir linç girişimine dönüşebileceğini gösteren ve uzun süre tartışılan karanlık bir tablo olarak kayıtlara geçti. Mahalleyi gezerken fark ettiğiniz şeylerden biri bu oluyor zaten. Bir yandan mahallenin sahibi olan Suriyeliler, diğer yandan da bu ev sahibindeki misafir ürkekliği. Sokak ortasında karşılaştığımız Abdullah, Ahmet ve Vahap 13, 14 ve 15 yaşlarındalar. Resmi statüye göre 18 yaşından küçük olduğu için çocuk ama 15 yaşında olanı da genç işçi. Dolayısıyla iki ara bir deredeler. Bu tabloda okumak için paranız yoksa genç işçi, okula devam edenler için de çocuk statüsünde devam ediyor hayat ve hukuk. Vahap fotoğrafa girmiyor. Abdullah anlatıyor, 13 yaşında. "Siteler'de çalışıyorum. Ben berberim. Bu da (Ahmet'i gösteriyor) mobilyada çalışıyor döşemeci. Ne kadar kazandıklarını soruyorum. Ben haftalık alıyorum, ben haftalık 7,5 alıyorum, berber mevzusu kazandırıyor. Siteler'de berberim." Ahmet düzeltiyor gülümseyerek, çırak çırak, diye. Abdullah bozmadan devam ediyor. "İlerleyen zamanlarda ustalaştıkça bu da artıyor. Sigorta yok tabii. Çocuk olduğumuz için sigorta yapamıyorlar, diye anlatıyor." Ahmet ise kaldığı yerden devam ediyor. "Döşemecilikte çalışıyorum abi ben de. Bizde sabit bir haftalık yok. Bazen 5, bazen 6, bazen 7 oluyor. O hafta gelen işin sayısına göre değişiyor. Biz başlangıçta berberlere göre az kazanıyoruz ama bizde ustalaştıkça kazanç artıyor. Sektörde çok güzel kazananlar var, inşallah ben de çok kazanacağım." Hepsi sigortasız ve hepsinin kazancı asgari ücretin altında. Aldıkları paraları ailelerine götürüyorlar. Bazı dişli gençler de, "valla benim kazandığım bana yetiyor" diyor. Belli ki ailesi bir tek onun eline bakmıyor bu kadar rahat olduğuna göre. Çocukların önemli bir çoğunluğu Türkiye'de doğmuşlar. Bir kısmı geldiklerinde 2, 3, 5 yaşlarındaymış. İlkokulu burada okuduktan sonra okulu bırakıp işe başlamışlar. "Abi biz daha fazla beklemesek, otobüse bineceğiz" diyor. O an fark ediyorum sohbetin uzadığını. Özür dileyip yolcu ediyorum. Otobüse binen çocuklar Siteler'e doğru yolculuğa çıkıyorlar, 4-5 durak ileride inmek üzere. Abdullah ve Ahmet. Biri Halep diğeri İdlib'den. soL patronların reklamlarıyla değil okurlarının desteğiyle yoluna devam ediyor. Emekçilerin hayatlarını görünür kıldığımız haberlere destek için soL'a abone olun. ABONE OL Suriyelilere yevmiyenin biraz daha aşağısı verilir Türkiye'de resmi rakamlara göre 4 milyona yakın mülteci olduğu tahmin ediliyor. Resmi rakamlar gerçekliğin hep birazcık azını tarif ediyor. Suriyeli mültecilerin yaklaşık 1,5 milyonu ise 5 ile 18 yaş aralığında. Bu rakamlar da Göç İdaresi'nin verilerini gösteriyor. Tartışmaya giden mevzu da tam buradan başlıyor. Bu çocukların ne kadarı okulda? İşte hal böyle olunca makasın kapanmaz bir oranı ortaya çıkıyor. Mülteci çocuklar Türkiye'de işçi sınıfının görünmeyen, istatistiklere girmeyen, iş kazalarında adı geçmeyen, sigortasız, asgari ücretten uzak çalışan büyük bir kısmını oluşturuyor. Siteler'deki esnaf ise, "Valla kentsel dönüşümle buradan çocuklar giderse sektör sıkıntıya girer" diyor. Mülteciler yoksul emekçilerin tepkilerini toplarken patronların kârlarını ve iştahlarını kabartıyor. Mahallede 19 yaşında bir gençle tanışıyoruz. Mahmud adı. O da ilk zamanlarda berberlikle başlamış mesaiye ama çok uzun zaman mermercide çalışmış. 11 yaşında başladım, diyor. Türkçesi biraz kırık, mahallede hep Arapça konuşunca pek gelişmemiş. "Burada neredeyse 15 yıldır olduğu halde hâlâ Türkçe öğrenmemiş yakınlarımız var" diyor. Mahmud (sağdaki) şimdi 19 yaşında. 11 yaşından beri Siteler'de çalışıyor. Mermer işlerinden berbere kadar birçok yerde çalışmış. Kendi kültürel devinimini yaratan Suriyelilerin durumu Almanya'da Türk mahallesindeki göçmen işçiler gibi. Mahallede sokak başlarında espresso bazlı basınçlı kahve makineleri var. Suriyeli börekçiden alınan, adına tayyeb yani lezzetli dedikleri böreklerden bir parça alıyorlar ve burada yapılan kahve ile basit bir kahvaltı yaptıktan sonra Siteler'de işlere koyuluyorlar. Genç veya çocuk işçilerin ürettiği börekleri yine Siteler sanayisine gitmeden önce karnını doyurmak isteyen genç veya çocuk işçiler alıyor. Mahmud böreğini ve kahvesini aldıktan sonra kenara çekiliyor. Bugün iş yok mu, diye sorunca, bıraktım abi işi, bu aralar işsizim, diyor. Nedenini sorunca da boş ver diyor. Patronla ya da bir ustayla takışmış anlaşılan, girmiyor oralara. 11 yaşında başladım, herkes burada o yaşlarda başlar. 12 yaşında olup çalışmayan yok gibi bir şey. Siteler'e gidiyoruz genelde ama başka işlerde çalışanlar da var. Mesela bu Kırıkkale yolundaki bazı işyerleri de işçi alır. Uzaktaki yerlere de gidenler var ama çoğu Siteler'de. Haftalık 4, 5, 6, bazen güzel iş denk gelirse 10 alır. Mesela usta olan gençler haftalık 13, 15 alıyor. O da 40, 50 bin ediyor. Güzel para..." Kahvesinden bir yudum alan Mahmud cümlelerine şunları ekliyor: Ama Suriyeli olunca patron daha aşağısını veriyor. Şimdi Siteler'de çalışanların neredeyse dörtte biri çocuk. O çocukların hepsi de bizim çocuklar. Yevmiyeler ve haftalıklar Suriyelilere biraz daha altı veriliyor." Her sokak başında bir basınçlı kahve makinesi yer alıyor. Kahve kültürü yaygın olan Suriyeli işçiler sabah fırından aldıkları sıcak börekleri sokakta satılan kahvelerle birlikte tüketip yola koyuluyor. Bugün 23 Nisan deyince, yanındaki Arapça fısıldıyor hemen  "çocuk günü, çocuk günü" diye. Bir şey belirmiyor yüzünde Mahmud'un. 23 Nisan, Önder mahallesindeki Suriyeli çalışan işçi çocuklar için okul bahçesinde yapılan bir törenden ibaret. O da okula giden çocukları ilgilendiriyor. Bir çocuk açısından yetişkin gündemleri ve dertleri ile devinen, dolayısıyla da bakışları, gülüşleri ve duruşları erken büyüyen bu çocuklar 23 Nisan'da yine işbaşı yapıyorlar. Haftada berberse 7 gün, marangozda döşemeci ise 6 gün çalışıyor. Çocuk işçilik ülkede artık bir rutin halini alırken MESEM'lerle eğitim sürecinde cendereye aldıkları öğrenciler dışında, bir de eğitimin dışına itilen; elleri küçük, bakışları çocuk ve ürkek bir işçi sınıfı oluşmuş durumda. Kentsel dönüşüm ilerledikçe vitrine yansıyan bu gerçeklik nasıl değişecek, onu da zaman gösterecek.

Go to News Site