BirGün Gazetesi
Federal Almanya Cumhuriyeti’nin tarihinde “göreve geldikten sonra en kısa zamanda en sevilmeyen politikacı olma” rekorunun sahibi olan Başbakan Merz, geçtiğimiz yıl hükümetinin hedefini şöyle formüle etmişti: “Alman Ordusu’nu (Bundeswehr) Avrupa’nın en güçlü konvansiyonel silahlı kuvvetleri haline getirmek.” Aslında bu süreç Hristiyan demokrat Merz’in sosyal demokrat selefi Scholz tarafından dört yıl önce (27 Şubat 2022) ilan edilen “dönüm noktası” açıklamasıyla başlamıştı. Scholz, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından beş gün sonra ilan ettiği yeni dönemin Alman ordusunun yeniden yapılanması ve silahlanması için milyarlarca avroluk yatırımlar için gerekli anayasal değişikliğini Federal Meclis’te o zaman muhalefette olan Hristiyan demokratların da onayıyla sorunsuz bir biçimde halletmişti. Bundan 10 ay sonra Savunma Bakanlığı’na getirilen sosyal demokrat politikacı Pistorius da Başbakan’ın “dönüm noktasının” hedefini şöyle belirlemişti: “Bundeswehr’i savaşa hazır hale getirmek” (ya da “savaşabilir” hale getirmek). Toplumdaki giderek zayıflıyor olsa da halen etkili olan “savaş karşıtlığının” neden olduğu tepkilerin etkisiyle olacak, daha sonra bu hedefi “Bundeswehr’i ülkeyi savunabilir hale getirmek” olarak tarif etti, ama hiçbir zaman ilk söylediklerini geri almadı. Bütün bunları da Almanya’nın (ve de Avrupa Birliği’nin ya da NATO üyesi Avrupa ülkelerinin) en geç 2029’da Rusya’nın askeri saldırısına uğrayabileceği, o zamana kadar tüm askeri hazırlıkları tamamlamış olmak gerektiği teziyle gerekçelendiriyordu. Bu arada kamuoyu yoklamalarına göre çoktan “Almanya’nın en sevilen politikacısı seçildiği” ilan edilmişti, peşindekilere büyük farklar atarak. Ardından hükümet değişti, “dönüşümü” başlatan Scholz ve hükümeti gitti, yerine Hristiyan ve sosyal demokratlardan oluşan koalisyon hükümeti geldi (Mayıs 2025). Pistorius, Scholz hükümetini deviren Merz’in liderliğindeki yeni hükümette de Savunma Bakanı oldu. Ve anketlere göre halen “Almanya’nın en sevilen politikacısı.” TAM GAZ SİLAHLANMA Bu arada Bundeswehr’in yeniden yapılanma ve silahlanması için milyarlarca avroluk yatırımlar büyük bir hızla sürüyor. Uzun yıllar önce kaldırılmış olan “zorunlu askerliğe” dönüşü kolaylaştırılan yasal değişiklikler yapıldı. Hükümete bağlı bir “Milli Güvenlik Konseyi” de kurularak Almanya’nın bir eksiği de tamamlandı. Bir eksiklik daha kalmıştı, “Askeri strateji.” Artık o da var. Pistorius önceki gün Berlin'de Bundeswehr'in yeni askeri stratejisini tanıttı. Bu arada 1949’da kurulan Federal Almanya Cumhuriyeti’nin ve resmen 1955’te kurulan Bundeswehr’in (Almanya aynı yıl NATO üyesi olmuştu) şimdiye kadar bir “askeri stratejisinin” olmadığını öğrendi kamuoyu. Savunma Bakanı’nın “Dünya daha önceki dönemlere göre öngörülemez ve daha tehlikeli hale geldi” diyerek gerekçelendirdiği “askeri stratejinin” açıkladığı bölümlerde yeni bir şeyler yok. Gizlilik nedeniyle açıklanmayan bölümleri de var tabii ki. AVRUPA’NIN EN GÜÇLÜSÜ Açıklanan stratejinin ana hedefi daha önce Başbakan Merz’in ilan ettiği gibi Alman silahlı kuvvetlerini Avrupa’nın en güçlü konvansiyonel ordusu haline getirmek. Pistorius, bunun için fiilen silahaltında olanlar ve yedekleriyle birlikte Bundeswehr’in toplam 460 bin askeri olan bir orduya dönüştürülmesini planladıklarını, bunu da “gönüllü askerlik” sistemiyle gerçekleştireceklerin açıkladı. Rusya'yı “ana tehdit” olarak tanımlayan askeri strateji, “Kısa vadede savunma ve dayanıklılık yeteneklerini artırmayı, uzun vadede teknolojik üstünlüğü sağlamayı” hedefliyor. Pistorius’un stratejisine eleştiriler var çeşitli kesimlerden. Örneğin askerleri temsil eden örgütler, hedeflenen asker sayısının yeterli bulmuyor. Öngörülen asker sayısına “gönüllülük” yoluyla ulaşmanın mümkün olmadığı ve bir süre sonra zorunlu askerliğin dayatılacağına işaret edenler de var. Strateji, Alman ordusunun gelecekte de NATO’nun bir parçası olarak olası savaşlara hazır olması ve Rusya’ya karşı caydırıcı bir güce dönüşmesini, ABD’yle işbirliğinin sürdürülmesini öngörüyor. Pistorius’u bu açıdan eleştirenler, Trump’ın NATO’yla ilişkin olumsuz yaklaşımını ve ikide bir ABD’nin NATO’dan çıkaracağı tehditlerini hatırlatarak, ilan edilen stratejik hedeflerin gerçeklerle uyuşmadığına dikkat çekiliyor. Sol Parti’nin (Die Linke) de Almanya’nın bir askeri stratejinin olmasına itirazı yok. Partinin savunma politikası sözcüsü “Rusya'nın saldırgan politikalarının yarattığı gerçek tehdit ışığında mantıklı ve gerekli” olarak nitelendirdi. Tabii bir miktar eleştirileri de var. “Almanya'nın Avrupa'da yeni bir askeri liderlik rolü üstlenmeye çalışmasına” ve “büyük bir askeri güç olma isteğine” karşı çıkıyor ve “Biz Sol Parti olarak, sosyal demokrat bir savunma bakanı yönetiminde Alman militarizminin yeniden canlanmasını reddediyoruz” diyorlar. KREMLİN ‘TARİHİ’ HATIRLATTI Stratejinin “ana tehdit” olarak tanımladığı Rusya’dan da benzer bir tepki var: Almanya’nın savaş sonrası tarihinde ilk kez askeri strateji kabul ederek nereye doğru gittiği sorusuna ilişkin Kremlin’den yapılan açıklamada, “Önemli olan, tarihte birkaç kez düştüğü duruma tekrar düşmemesi. Asıl önemli olan bu” denilerek “eski hataları tekrarlamama” çağrısı yapılıyor.
Go to News Site