soL Haber
Trump Venezuela’ya karşı bir işgal operasyonunu göze alamadı. Seçkin Delta birlikleri 3 Ocak 2026’da Venezuela Başkanlık Sarayı’nı bastı. Saray güvenliği görevlisi (32’si Kübalı) 56 asker öldürüldü. Başkan Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores derdest edilerek New York’a kaçırıldı. Başkan Maduro’nun kaçırılması Venezuela rejiminin çökmesine yol açmadı. Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti ayakta kaldı. Anayasal kurumları olağan-dışı koşullarda pürüzsüz işledi: Yüksek Mahkeme, Cumhurbaşkanlığı görevini vekâleten devralması için bir kadını, başkan yardımcısı Delcy Rodriguez’i görevlendirdi. Ulusal Meclis toplandı; Rodriguez ant içerek görevi devraldı. Bu olayı ve sonraki günlerdeki Venezuela tablosunu bu köşede değerlendirdim 1 . Trump yeni yönetimle kavgaya kalkışmadı. Venezuela petrolünün ABD’ye pazarlanması ve bu ülkeye uygulanan ekonomik yaptırımlar üzerinde Maduro dönemindeki görüşmelerini Bolivarcı rejimi sahiplenmiş olan Rodriguez’le sürdürdü. Bu uyumsuz koşullar altında biçimlenmekte olan bir Venezuela tablosunu Britanyalı emekli bir diplomat, Craig Murray betimlemiş. Maduro’nun kaçırılmasından iki ay sonra Venezuela’yı ziyaret ediyor. Kişisel sitesinde yayımladığı bir yazı Delcy Rodriguez yönetimi altındaki gözlemlerini aktarıyor 2 . Betimlediği Venezuela tablosu Bolivarcı rejimin direnme, yaşama gücüne ilişkin tespitler içeriyor. Bazı bölümlerini okurlarıma aktarmak istedim. Craig Murray Venezuela’da Britanyalı diplomat Craig Murray, Özbekistan’da büyük elçi iken görevden alınmış; bir disiplin soruşturması sonunda 2005’te erken (47 yaşında) emekli edilmiştir. Hakkındaki disiplin soruşturması, Tony Blair hükümetinin dış siyasetinin Özbekistan’a yansıyan uzantılarına itirazlarından kaynaklanmış. Bu anılarını 2006’da Murder in Samarkand başlıklı kitapta yayımlamıştır. Craig Murray 2007’de Dundee Üniveritesi’ndeki Rektörlük seçimini kazanmış; üç yıl bu görevi üstlenmiştir. Emekli diplomatın sonraki yıllarda İşçi ve Muhafazakâr hükümetlere muhalefet eden sol örgütlerde siyaset yaptığını, bir süre Jeremy Corbyn’i desteklediğini öğreniyoruz. Murray Mart 2026’ da Venezuela’ya, Bolivarcı devrimi desteklemiş, benimsemiş olan Dünya Solu’nun ve sıradan sosyalistlerin gözlükleri ile bakıyor; aynı sorulara yanıt arıyor 3 . Yazısının başlığını “ Delcy Rodrigez’in Sırtındaki Yük ” olarak Türkçeleştirebiliriz. Başkan vekilliğini devralan Rodriguez, Maduro’ya ihanet etmiş midir? Başkan Trump ile “uyumlu” ilişkileri Amerikan emperyalizmine teslimiyet midir? Venezuela’ da sosyalist birikim ayakta mıdır? Yaşayabilecek mi? Bu sorulara odaklanan Venezuela izlenimlerini değerlendirelim. Dağlara çıkacak diplomatlar… ABD Venezuela’yı işgale kalkışarak Mario Machado gibi muhalif siyasetçilerden birini iktidara getirecek midir? Venezuela’da Craig Murray bu soruyla Tayacito’daki ‘Komünler Üniversitesi’nde ve Dışişleri Bakanlığı’nda karşılaşmış. Üniversitede genç bir profesör öğrenciliği sırasında sosyalist liderleri yetiştiren komün hareketinde yer aldığı için endişelidir. Dışişleri Bakanlığı ise önlemleri peşinen almış. Yetişkin, profesyonel diplomatlardan her biri sağcı bir rejim değişikliği sonrasında “ bir gerilla savaşında yer almak üzere, tüfeklerini alarak eşleri ve çocuklarıyla birlikte hangi dağa çıkacaklarını, nerede saklanacaklarını peşinen belirlemişlerdir. Herkes emindir ki Caracas’ta bir rejim değişikliğini kitlesel solcu kıyımı ve uzun bir iç savaş izleyecektir. ” Murray devam ediyor: “ Batı’da Venezuela hakkında söylenen her şey yanlıştır. Yalanlardan en büyüğü de Machado ve benzerlerinin demokrat oldukları iddiasıdır. Hepsinin Chavez-öncesindeki CIA destekli kanlı rejimlerle doğrudan bağlantıları vardır. Sonrasıyla da sorunları var: Örneğin Machado ailesi, millîleştirme öncesinde elektrik dağıtımını denetlemekteydi. ” Craig Murray, Chavez-sonrasında Venezuela’da darbe girişimleri üzerinde kuşbakışı bir panorama yapıyor. 2002-2019 arasında tekrarlanan askerî ve “sivil” darbe girişimlerinin ülke içindeki temel tetikleyicisi, geleneksel seçimleri kazanamayacağını algılayan sermaye partilerinin ABD/CIA destekli darbelerle iktidar arayışıdır. Trump’ın Ocak 2026’daki başkan kaçırma eylemi bu ortamın devamında yapıldı ve başkan yardımcısı Delcy Rodriguez’in vekaleten başkanlığa atanmasıyla sonuçlandı. Delcy Rodriguez hakkında Craig Murray, Maduro’nun kaçırılması sonrasında görevi devralan başkan yardımcısı Delcy Rodriguez’in karşısındaki seçeneklerini değerlendiriyor: “ Delcy Rodriguez sosyalist parti iktidarını sürdürmek zorundadır. Aksi halde bir iç savaşın başlaması ve sosyalistlerin kıyımı kaçınılmazdır. Venezuela’nın reel ve finansal varlıkları üzerinde sömürgeci tahakküm çabalarını önlemeye çalışırken Trump’ın dengesiz tutumları, talepleri ile de baş etmek zorundadır. ” Rodriguez’in bu güç ortamı yönetmesi “işbirlikçi” suçlamalarını tetiklemektedir. Murray’in tespitleri farklıdır: “Başkan Nicolas Maduro’ya en yakın kişilerle bizzat görüştüm. Oğlu Nicolas, Nakliye İşçileri Sendikası başkanlığını Maduro’dan devralan Francisco Torrealba gibi… Delcy Modriguez’in Maduro’ya ihanet ettiğini asla düşünmüyorlar.” “Maduro’nun ABD ile işbirliği suçlaması uydurmadır. Doğrudan doğruya Trump, Delcy Rodriguez’i en başta överek, yeğlediğini açıklayarak bu suçlamayı tetikledi. Miami’deki Machado-yanlısı Venezuela göçmenleri, ABD istihbaratı ve Trump yönetimi ayrıca bir senaryo uydurarak medyaya aktardı: Buna göre Delcy ile Amerikalılar arasında bir ekonomik reform stratejisi çok önceden görüşülmüş; Maduro’nun görevden alınması da bu arada kararlaştırılmıştır.” “Bu türden söylemlerin temel bir sorunu var: Delcy gerçekten bir Batı kuklası ise, bunu niçin Batılı çevreler açıklıyor? Tersini yapmaları beklenmez mi? Bence Trump, Delcy Rodriguez’i yönettiğini bizzat ileri sürerek kazandığı zaferleri, büyük liderlik efsanelerini beslemek istiyor. Bu söylemin Venezuela’daki sosyalist hareketi böleceği, zayıflatacağı da umulmaktadır.” Yazının başında açıkladım: Rodriguez, Amerikalılarla Maduro’nun başlattığı görüşmeleri sürdürmektedir. Craig Murray, bu bilginin ayrıntılarını da veriyor: Maduro, ABD yaptırımlarının baskısı altında ekonomik liberalizasyonu yıllar önce başlatmıştı. Hidrokarbonlar sektörünün piyasaya açılmasına ilişkin Rodriguez’in Ulusal Meclis’e sunduğu taslak ise Maduro tarafından geliştirilmiş, onaylanmıştı. Bir Venezuela güzellemesi Craig Murray’in Bolivarcı Venezuela’ya ilişkin izlenimlerinden kesitleri aktarıyorum: “Venezuela esas olarak özgür bir ülkedir. Konuştuğum sıradan insanlar, hükümetlerini açıkça, ürkmeden eleştirdiler. Kameramdan da çekinmediler. Birkaç hafta önce Caracas’ta bir muhalefet gösterisi, çok hafif polis gözetimi altında yapıldı. Katılanlar 500 kişi civarındaydı. Kentte muhalif partilerin üç-dört afişini gördüm. İlişen, indiren yok.” “Altı hafta boyunca film çektim. Polis veya yetkililerden kimse ilgilenmedi; kimliğime bakan da olmadı. Bakanlıktan bir izin belgesi almıştım; gereksizmiş.” “Çeşitli bölgelere, eyaletlere gittim. Dükkânlarda raflar dolu; lokantalar, barlar işliyor. Tek bir uyuşturucu bağımlısı, dilenci, sokakta yatan kişi görmedim. Altı haftada polis veya asker gözetiminde altı kontrol noktası gördüm. Ulusal Meclis, Emniyet Genel Müdürlüğü önlerinde… Araçların lastiklerine, ışıklarına baktılar; o kadar…” “Bu baskıcı bir yönetim değil. Baskı ortamı yok; çünkü baskı mekanizmaları da yok. Ağır polis varlığı hissedilmiyor. İnsanlar muhbirlerden korkmuyor. Silah taşıyan polislerin sayısı da fazla değil.” Emekli İngiliz diplomatın yazısı Venezuela’daki refah devleti, kamu hizmeti, karma ekonomi tespitleri ile son buluyor. Çoğu övgülü bu kesimlere girmiyorum. Murray’a göre Delcy Rodriguez’in başkanlığı, Venezuela’da Bolivarcı rejim için bir kazanımdır. Bence de haklıdır; ama ABD’nin ve Trump’ın saldırganlığının frenlenmesi şartıyla… Bu şartı zorlayacak dışsal etkenler ise şimdilik gündemde görünmüyor. 1 “Maduro’dan Sonra Venezuela”, Sol Haber, 26 Ocak 2026. 2 The Weight of Delcy Rodriguez, 31 Mart 2026. 3 Murray’in Batı politikalarına bakışını yansıtan ifadeleri: “ “Artık yanılgılarımdan kurtuldum. İtiraf etmek zorundayım ki parçası olduğum sistem, ister ‘Batı’ veya ‘liberal demokrasi’ diye adlandırılsın; isterseniz ‘Yeni Dünya Düzeni, neo-liberalizm, emperyalizm’ olsun… Ne derseniz deyin; bir kötülük kaynağıdır.” “Diplomatın İtirafı”, Sol Haber , 27 Eylül 2024.
Go to News Site