soL Haber
Bundan on üç ay önce AKP’nin ana muhalefete karşı operasyonunda İBB sıçraması yaşanmıştı. İktidar gücü kuvveti yerinde olduğu için değil, tersine zor durumdan çıkmış için başvuruyordu bu yola. Ama CHP bu saldırının hemen öncesinde güvenilirliğini daha da azaltan bir adım atmıştı. “Terörsüz Türkiye” komisyonunda yer alması, CHP tabanının tepkisini çekmişti. Gerçekten de zor durumdaki AKP’ye meşruiyet desteğiydi bu… Ne var ki, CHP yönetiminin ABD patentli bir açılımın dışında kalması o günlerde olanaksızdı. CHP mücadele çıtasını yükseltirken karşısında hukuk, adalet dinlemeyen pervasız bir iktidar vardı. Öyle ki, neredeyse yargıya CHP’li belediyeleri “silkemele” talimatı veren Erdoğan’ın bir intihar uçuşuna kalkıştığı düşünüldü. Ancak açık konuşmak gerekirse, süreç öyle işlemedi. Kuşkusuz memleketin hali ortadayken, toplumun çoğunluğunun CHP’nin yolsuzluk merkezi haline geldiğine ikna edilmesi, iktidarın saldırısını da meşru görmesi söz konusu olamazdı. AKP’nin de böyle bir hayalin peşinde olduğunu düşünmeyelim. Ama “hepsi birbirinden beter” düşüncesi mevcut iktidarın işine gelmiştir! CHP son yapılan yerel seçimleri birinci parti olarak tamamladıktan sonra iktidarın alternatifi haline gelmiş ve ağırlık kazanmıştı. Bugün oy sıralaması değişmemiş olabilir. Ancak “politik güç” sadece oyla ölçülmez. Dağılma emareleri zapt edilemeyen AKP’nin bir alternatifinin olduğu düşüncesi zayıflamıştır. AKP nasıl yıkılmak üzere olan bir diktatörlüktür ki, inisiyatifi ele geçirmiştir. CHP nasıl bir iktidar alternatifidir ki, bunca zamandır itilip kakılmaktadır. Sürecin nasıl evrileceğini ise şu soru belirleyecektir: Acaba halkımız güç imajının mı peşine yönelecektir, yoksa mağduriyet çekene mi sahip çıkacaktır? Yanıt bir dizi faktöre bağlı olmakla birlikte, örgütsüz kalabalıkların, güçlüden medet umma olasılığı hafife alınmamalıdır. Halkımızın, ülkemizin aydınlık geleceğini savunanlar, CHP’yi AKP karanlığının biricik alternatifi, yani umut olarak sunmaktan kaçınmalıdırlar. Örgütsüzlük hali veri olarak kabul edildiği sürece umut yoktur. CHP uzun süredir savunma halinde. Ancak bir dizi belediye başkanının gemiyi terk etmesinde görüldüğü gibi başarılı olamıyor. Bu durum, AKP’nin yeniden muktedir hale geldiği anlamına ise gelmiyor. İktidar, ittifak bileşenlerinden bu partilerin anlaşılmaz hiziplerine, bunların medya uzantılarına, uluslararası bağlantılardan sermaye gruplarına, devlet kurumlarının birbirini çelmesinden çeşitli düzeylerde liderlik çekişmelerine kadar sayısız başlıkta paramparça bir görüntü veriyor. “Çözüm süreci” yeni bir ittifak sistemi üretemedi, üretemeyecek. Bölgesel hesaplaşmalardan “güçlü Türkiye” imajı çıkmadı, çıkmayacak. Ülkenin ekonomiden güvenliğe her konuda kaygı düzeyi artıyor… Sonuç olarak süregiden mücadelede kimin kazanıp kimin kaybettiği belli değildir. Göreli dengeler değişmeye devam edebilir. Ama toplam güç kaybı mutlaktır. Güç kaybeden düzenin bütünüdür. Bu bir düğümlenme tablosudur. Düğümün çözülmesi çatışan tarafları aşmaktadır. Düzen içi tartışmalarda bütün aktörler sınıfsallıktan kaçmaktadır. Oysa her şey sınıfsal! CHP’ye saldırı emekçilerin oy hakkının gaspı. Okullarda terör, eğitimin kamusal hak, yani emekçilerin hakkı olmaktan çıkartmasından filizleniyor. Enflasyon canavarı, kârları arttıkça artan kapitalistleri ısırmıyor. Kürt sorunu bu düzende emekçiler, düşmanı kendi içlerinde arasınlar diye çözümsüz bırakılıyor. Barınamıyoruz, çünkü barınma hakkı için değil ev alıp satmak için üretiyor inşaat sektörü. Ulusal güvenliğimiz yok, çünkü bu, tekellerin umurunda değil; Onlar dünyaya dron satıp parayı kırıyorlar. Madencilik sektörü bir sömürgenin yağmalanmasından beter… Bu sorunlar sınıfsallık eksenine yerleştirilmediği sürece çözümler sahte, halkın siyasete katılımı da arızi kalacaktır. Kitleler “kim güçlü” sorusunun peşinde kendi yoksulları üstüne kurulu sahneyi seyretmeye devam edeceklerdir. Düzen partileri hep birlikte bunu güvence altına almaya uğraşıyorlar. Lakin güçleri birbirine yetedursun, sınıfsallıktan kaçış giderek zorlaşıyor. Bir üst paragrafta birkaç tanesi sayılan örnekler üstümüze yağıyor çünkü…
Go to News Site