Independent Turkish
CHP Belediye Başkanları Buluşması, Genel Başkan Özgür Özel'in başkanlığında Parti Genel Merkezi'nde yapıldı. Özel, buluşmanın kapanış konuşmasında partisinin yerel seçim başarısını hatırlattı, yürüttükleri sosyal belediyecilik çalışmalarını anlattı. CHP'ye yönelik operasyonlar ve soruşturmalara da değinen Özel, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özel, salonda bulunan belediye başkanlarını "Bugün Türkiye'nin dört bir yanından milletin verdiği bayrağı taşıyarak yürüyen ve iki yıl önce beldelerinde, ilçelerinde, illerinde, büyük şehirlerde çok yüksek oranlarla, kimsenin beklemediği büyük bir zaferin yereldeki en önemli taşıyıcısı olan; her biriyle ayrı ayrı gurur duyduğumuz, her birini insan olarak sevdiğimiz, yoldaş olarak yürüyüşümüze yaptıkları katkılardan dolayı takdir ettiğimiz değerli arkadaşlarım, değerli belediye başkanlarım; hepiniz hoş geldiniz" sözleriyle selamladı. "Düştüğümüz yerden kalkmayı önce kendimizi, sonra milletimize gösterdik" Özel, "Tam 2 yıl önceydi. Birkaç ay önce Cumhuriyet tarihinin en çok önem atfedilen, kazanmayı en çok istediğimiz seçiminden mağlubiyetle çıkmıştık. Yüzümüz öndeydi, moraller bozuktu. Seçmenimiz sandığa küsme noktasına gelmişti. Yapılacak yerel seçimlerde oy kullanmayacağını ifade edenler, CHP'li seçmenler için bazı anketlere göre yüzde 60’lara, yüzde 70’lere ulaşmıştı. Seçmen büyük bir duygusal kopuş yaşamaktaydı. O günlerde CHP'liler olarak zor günlerin partisi olduğumuzu, düştüğümüz yerden kalkmayı, birbirimize sarılmayı, birbirimizden güç almayı ve bu toprakları kendi kaderiyle baş başa bırakmak yerine, bu topraklarda 100 yıl önce olduğu gibi 100 yıl sonra yeniden bir tarih yazmayı önce kendimize, sonra birbirimize, sonra da milletimize gösterdik; bunu yapabileceğimizi ortaya koyduk" diye konuştu. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) "Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir olgunlukta ve görülmemiş bir sonuçla yeni bir yönetim oluştu" "Partimiz içinde cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir olgunlukta ve görülmemiş sonucu duyuran bir seçim sonucunda yeni bir yönetim oluştu. Ama geçmişe vefa duyan, saygı gösteren, kötüyü duysa da söylemeyen, yutkunmayı bilen; dostuna güven, olmayana kaygı veren ama dost olmayanın ağzına laf vermek yerine sessiz kalmayı bilen bir yönetim anlayışıyla yola çıktık" diyen Özel, şöyle devam etti: Bizim yaptığımızı, yani partimizdeki değişimi millet kendi beklediği öz eleştiriye sayacak mıydı? Bütün merak konusu buydu. Biz o gün çıktığımız yolda, biraz önce değerli başkanlarımın vurguladığı gibi; kadınlara güvenmeyi, gençlere güvenmeyi, bilime güvenmeyi, ölçme-değerlendirme yapmayı; vatandaşın önüne sunacağımız adayın onun gönlünde olan, onu temsil eden, güvenebileceği iyi insanlar olmasını; o kenti temsil eden, o kentin ruhunu bilen insanlar olmasını çok önemsedik. Gençlerle, kadınlarla ve millete sorarak; anketler yaparak, yerinde görevlendirdiğimiz yüzlerce arkadaşımızın yaptığı mülakatlarla kentleri anlamaya, onların sesini duymaya, beklentilerine cevap verecek adayları belirlemeye gayret gösterdik. Yönetime geldiğimizde, 1970’lerde Bülent Ecevit ve arkadaşlarının girdikleri iki yerel, iki genel seçimde partimizi birinci çıkardıklarını hatırlatarak aynı iddiayı ortaya koyduk ve 'Bunu yapamazsak yönetimde kalmayacağız' dedik. 'Beş aylık yönetim bunu nasıl yapsın?' demeden, açık bir yüreklilikle ve büyük bir özgüvenle bunu ifade ettik. Bu gösterdiğimiz özgüven; hem kendimize olan güvenimizdi, hem bu salona olan güvenimizdi. Hem de bu salonda olmayan; eşinden, evladından, anasından, babasından koparılmış, 12 metrekarelik hücrelerde tutulan; Antalya’da, Bursa’da, İstanbul’da, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde bulunan arkadaşlarımızın iyi insanlar olduğuna, doğru adaylar olduğuna, dürüst ve mert insanlar olduğuna, halk için ve ülke için çalışacaklarına; önce ülkenin, sonra kentin, sonra da partinin hakkını koruyacak insanlar olduklarına olan inancımızdı. "TRT’ye bir sürprizimiz vardı" 105 miting yaptık. Dolunun altında, yağmurun altında, rüzgarın altında; birçok zorlukla ama otobüsün üstünde, her birinizle birlikte tarihin başka bir sayfasını yazdık. Yetişebildiğimiz yere biz gittik, gidemediğimiz yere arkadaşlarımız gitti. Sesimiz ulaştı, televizyondan ulaştık. Ama samimi bir gayreti karşılıklı gösterdik. Yerelde siz, genelde biz. Biz size kefil olduk, siz bize kefil oldunuz. Seçmenler öğle saatlerinde sandığa koştuğunda televizyonlar şöyle diyordu: 'Seçime katılım oranında belirgin bir düşüş var.' Bunu aylar öncesinden öngörüyorduk ama emindik ki bu düşüş bizimle ilgili değildi. Hemen Türkiye’nin dört bir yanındaki sandıklara baktık. Öğle saatlerinde gelen haberler şuydu: 'Bizimkiler ya oyunu kullanmış ya da kuyrukta. AK Parti ortada yok.' Sandıklar açılırken, geçmişte kötü sonuçlarda atılan o zaruri ama yürek yakan mesaja inat olsun diye sandıklar açılmadan mesajı hazırladık. Açıldığı dakikalarda 150 binden fazla sandık görevlisine attık. Bu sefer mesaj şu değildi: 'Zayıf olduğumuz sandıkları başta açılıyorlar. Her taraftan kötü haberler alıyorsunuz. Moralinizi bozmayın. Islak imzalı tutanağı almadan bir yere ayrılmayın' mesajını atmadık. O mesaj inat, sandıklar açılırken sandık görevlilerine, 'Birazdan Türkiye'nin dört bir yanından çok güzel haberler alacaksınız, sakın sevince kutlamalara kapılıp, görevinizi aksatmayın. Islak imzalı tutanakların ucunu sakın bırakmayın' dedik. Bizim hikayemiz böyle başladı. İktidara yürüyüş hikayemiz böyle başladı. Karşımızdaki kötülerin de korkuları ve kötülüklerine niyetleri böyle başladı. O gece bu kürsüye çıktığımızda TRT’ye bir sürprizimiz vardı. 47 yıl sonra CHP’nin Türkiye’nin birinci partisi olduğunu söyledik. Ama aynı anda 'Korna çalmayın, davul çalmayın, kimseyi üzmeyin. Yarından itibaren iktidar yürüyüşümüz var, çok da geçe kalmayın' demeyi bildik. O akşam dediğimiz gibi; erkeklerin cebine, kadınların çantasına milletin koyduğu anahtarın belediyenin kapısının ya da kasasının, şehrin altın anahtarı olmadığını ama yüz yıl sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün partisinin iktidar yolculuğunun anahtarı olduğunun altını kalın kalın çizdik. "Yapılar kurduk, masalar kurduk, çalışma grupları oluşturduk, toplantılar yaptık" Bir kez daha CHP'nin yerelde ve genelde iktidar olmamızı istiyoruz. Şimdi toplumun yüzde 65'ine, ekonominin yüzde 80'ine sahip olduğumuz, Türkiye'nin birinci partisi olduğumuz bu noktada asla ve asla kibre kapılmadan çalışarak ve Türkiye'yi nasıl yöneteceğimizi yerelden göstererek çalışmamız gerektiğini sizlere anlattık. Yapılar kurduk, masalar kurduk, çalışma grupları oluşturduk, toplantılar yaptık. Sizinle birlikte büyük bir yürüyüşe çıktık; hizmet odaklı, vatandaşın sorununu gören, sesini duyan, derdini çözen bir belediyecilik anlayışını bütün Türkiye'ye oy verene gösterdik. Oy vereni pişman etmedik. Oy vermeyeni pişman ettik. 'Keşke biz de verseydik, bizim de burada Cumhuriyet Halk Partili bir belediyemiz olsaydı' diye. O yürüyüş biraz önce başkanım da ifade etti, bir yıl sonra meyvelerini verdi. Ben de merak ettim, Tayyip Bey de merak etti, Adalet ve Kalkınma Partisi de merak etti. Memnuniyet anketleri yapıldı. Biz yüzde 59 ölçtük milletin sizden memnuniyetini. AK Parti de yüzde 61 ölçtü Cumhuriyet Halk Partili belediyelerden halkın memnuniyetini. O güne kadar sekiz, dokuz, on aylık bir hizmetin ardından sahada görülen ve rakamlara yansıyan bu memnuniyetin ardından maalesef kadın kollarından, gençlik kollarından, ana kademesinden ümidi kalmamış olan Erdoğan, partisine hep söylediğim gibi, bir yargı kolu başkanlığı kurdu. "Sürekli 'bu akşam sana da gelecek' diye söylenti yaymalar..." Bu yargı kolu başkanlığından CHP'li belediyelerin üzerine gitmeye karar verdi. Görevlendirdiği kişi geçmişte çok tartışmalı kararlara imza atmış biriydi. Tek tek saymayacağım ama her birisi Anayasa Mahkemesi'nde 15'e karşı 15'le bozulan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden tazminata yol açan, kendinden başka kimseye yaptırılamayacak siyasi kararlar alan bu kişiyi ödül olarak bakan yardımcısı yapmışlardı. Sonra onu İstanbul'a başsavcı yaptılar. İstanbul'a başsavcı oldu; ama ne coğrafi sınır, ne yetki, ne kanun, ne Anayasa hiçbirini dinlemeksizin, var gücüyle CHP'ye saldırmak üzere görevlendirilmişti. İlk saldırıyı bugün şükürler olsun aramızda olan, Türkiye'nin en büyük belediyesi, milyonu aşan nüfusuyla Esenyurt Belediyesi'ne yöneltti. Belediye Başkanı Ahmet Özer'i terörle ilişkilendirip tutukluyor ve kayyum atayarak ilk kötülüğü başlattı. O günden sonra sırasıyla ve cumhurbaşkanı adayımızı da kapsayacak şekilde Sayın Ekrem İmamoğlu'nu da özgürlüğünü elinden alarak, onu seçenlerden kopararak, İstanbul'da yıllardır yaka silkilen Adalet ve Kalkınma Partisi'nin israf eden, yolsuzluk yapan, adam kayıran, kural tanımayan belediyeciliğine karşı yaptığı ve millet tarafından iptal edilen seçimde oy artışıyla, 5 yıllık zulmün sonunda belediye meclis çoğunluğunu da vererek geldiği görevden koparılarak cezaevlerine konuldular. Sadece onlar değil, her biriniz 'Silkeleyin.' diyerek AK Parti'den kalan vergi borçları, SGK borçları, onların faizleri, sayısız müfettişler, tehditler, sürekli 'Bu akşam sana da gelecek.' diye söylenti yaymalar ve sürekli hizmetin aksaması, CHP'li belediyelerin bekle oluşan memnuniyetten geriye düşmesi, bir iftiranın TRT eliyle, televizyonlar eliyle büyütülmesi, köpürtülmesi suretiyle CHP'nin yerelden başlayan iktidar yürüyüşünün önünün kesilmesi. Bütün hesap bunun üzerine oturtuldu. ANKA CHP "Dostuna güven, olmayana kaygı veren ama dost olmayanın ağzına laf vermek yerine sessiz kalmayı bilen bir yönetim anlayışıyla yola çıktık" Cumartesi, Nisan 25, 2026 - 17:15 Main image:
Fotoğraf: ANKA
Siyaset related nodes: Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan: Sinan Ateş cinayetinin de önümüzdeki dönemde açılması gerekiyor İmamoğlu: "Milletin iktidarını engellemeye çalışanlara teslim olmayacağız" DEM Parti Sözcüsü Doğan'dan süreç açıklaması: Masa sağlam olmalı, devrilmemeli Type: news SEO Title: CHP Genel Başkanı Özel: Düştüğümüz yerden kalkmayı önce kendimize, sonra milletimize gösterdik copyright Independentturkish: Go to News Site