BirGün Gazetesi
Etki Can Bolatcan Geçtiğimiz haftalarda önce Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta birbiri ardına gelişen okul saldırılarına yönelik hükümetin daha güvenlik politikalarını gündeme alması, ardından Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi İlayda Zorlu’nun polisin ailesiyle iletişime geçmesi ardından gerçekleşen şüpheli ölümü, içinde yaşadığımız rejime dair, yaşamlarımıza mal olan bir semptomu ortaya koyuyor. İktidar, kendi yarattığı sorunların üzerini, daha fazla otoriterleşerek, tam bir güvenlik ve gözetim sistemi inşa ederek örtmeye çalışıyor. Okul saldırıları üzerine çocukların içinde bulunduğumuz şiddet ve yalnızlaşma sarmalından çıkabilecek bir eğitim sistemi yerine her okulun önüne polis-bekçi dikmek gibi yaklaşımların tercih edilmesi son derece bilinçli. Çocukların daha sağlıklı, kendilerini güvende hissedebilecekleri bir eğitim ortamında yetiştirmek yerine rejimin sembolü olan otorite figürlerinden korkmayı henüz daha ilkokul çağından yeşertmek aynı zamanda iktidarın kendisini ayakta tutabilme gayreti. Aynı gayret, demokratik hakkı olan eylemlere katıldığı için, ülkedeki sorunlara sesini yükselttiği, örgütlendiği için 18 yaşında bir kadını ailesine gammazlayarak, göz korkutarak da sürdürülüyor. Bu hafta, okul saldırıları ardından gündeme gelen güvenlikçi önlemleri eğitimci Ünal Özmen ile İlayda Zorlu’nun ölümünden sonra yaşananları Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu ile konuştuk. *** ÜNAL ÖZMEN: OKUL ŞİDDETİNDEN OKULDA ŞİDDETE… 9 kişinin ölümü, 29 kişinin yaralanması şiddete yeni bir boyut kazandırıyor olmasına rağmen olayın niteliğini değiştirmiyor. Çünkü ister istenmedik bir hareket-söz, itiş-kakış, ister okulun fiziki yapısına zarar verme isterse ölümle sonuçlanan saldırı olsun her şey okulda ya da merkezinde okul olan mecrada olup bitiyor. Son olaylarda da hem saldırganlar hem saldırıya uğrayanlar okulun içinde idi, yani saldırı dışarıdan gelmiyor. Dolayısıyla nedeni ve çözümü içeride, okulda aramak zorundayız. Okul şiddetinden okulda şiddete… *** MUSTAFA KÖROĞLU: İLAYDA ZORLU’NUN ÖLÜMÜ VE KOLLUK YETKİSİNİN SINIRI Bir kişinin kamusal alanda kullandığı anayasal hakkın, özel alanı üzerinden baskılanması iddiasıyla karşı karşıyayız. Demokratik hakkını kullanan bir yurttaşın ailesi, okulu, işi veya sosyal çevresi üzerinden baskı altına alınması, hukuk devletinin kabul edebileceği bir pratik değildir. Yurttaş, hak sahibi bir bireydir; denetlenmesi ve sindirilmesi gereken bir özne değildir. İlayda Zorlu’nun ölümü ve kolluk yetkisinin sınırı
Go to News Site