Collector
Ayçiçek yağı ihracatı ilk çeyrekte 316,8 milyon dolara ulaştı | Collector
Ayçiçek yağı ihracatı ilk çeyrekte 316,8 milyon dolara ulaştı
Diyarbakır Güncel Gazetesi

Ayçiçek yağı ihracatı ilk çeyrekte 316,8 milyon dolara ulaştı

Türkiye'nin ayçiçek yağı ihracatı, yılın ilk üç ayında miktar bazında da yüzde 7 artış göstererek 196 bin tona ulaştı. İhracat birim fiyatlarının yüzde 9,5 artışla kilogram başına 1,6 doları geçtiği bu dönemde, en fazla ihracat gerçekleştirilen ülke 126,1 milyon dolar ile Cibuti oldu. İhracat içinde payı yüzde 40’a yaklaşan Cibuti’yi 33,8 milyon dolarla Sudan ve 20,4 milyon dolarla Suriye takip etti. Türkiye'nin toplam ayçiçek yağı ihracatında stratejik bir rol oynamaya devam eden Güneydoğu Anadolu bölgesi ise ihracatını yüzde 31,1 oranında artırarak 195,6 milyon dolara çıkardı. Miktar bazında ise yüzde 19,7 artışla 121 bin ton seviyesine ulaşan bölge ihracatı, Türkiye’nin toplam ayçiçek yağı satış hacmi içindeki payını yüzde 61,7’ye taşıdı. Türkiye’nin rafine ürün ihracatındaki küresel başarısını ve gıda zincirindeki stratejik konumunu özetleyen Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: "Dünya rafine ayçiçek yağı ticaretinde ulaştığımız yüzde 18,3’lük pazar payı, Türkiye’nin gıda ticaretindeki uluslararası gücünü çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Yılın kalan bölümündeki sektörel performans üzerinde, hammadde arzında yaşanan küresel kısıtlamalar ve bölgemizi kuşatan savaş koşulları belirleyici olacaktır. Özellikle Rusya’nın ihracat vergilerini 2026 yılı sonuna kadar uzatmış olması, tedarik zinciri üzerinde bir baskı oluştursa da biz bu zorluğu stok yönetim gücümüz, Toprak Mahsülleri Ofisi’nin yerinde müdahaleleri ve yüksek teknolojili tesislerimizin esnekliğiyle aşmayı biliyoruz. Dahilde İşleme Rejimi sayesinde edindiğimiz tohumu katma değer katarak işliyor, dünya pazarlarına 'Türk Yağı' imzasıyla sunuyoruz. Ukrayna ve Rusya gibi hammadde devlerini rafine ürün ihracatında geride bırakabilmemizi, sadece lojistik bir avantaj değil; yılların getirdiği teknolojik birikimin bir sonucu olarak görüyorum. İnanıyorum ki bu dinamizm bizi önümüzdeki 10 yıl içinde %25 pazar payı hedefimize de ulaştıracaktır." Son dönemde küresel piyasalardaki hareketliliği yakından takip ettiklerini ve FAO Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi’nin Mart’ta 183,1 puana çıkmasının gıda arz güvenliğinin ne kadar hassas bir noktada olduğunu bir kez daha hatırlattığını belirten Kadooğlu şunları ifade etti: "Devam eden savaşın tetiklediği yüksek enerji maliyetleri, biyoyakıt talebini doğrudan artırırken ayçiçek yağı piyasasında da ciddi bir fiyat tabanı oluşturuyor. Karadeniz’deki arz sıkışıklığı gibi faktörlerin fiyatlarda oluşturduğu bu dirençli tabloya rağmen, Türkiye’yi küresel gıda zincirinin en önemli 'emniyet supaplarından' biri olarak değerlendiriyorum. Avrupa ve Ukrayna’da beklenen rekolte artışları bir miktar nefes aldırabilir ancak biz her koşulda Anadolu’nun eşsiz tarım ve ticaret birikiminden güç almaya devam edeceğiz. Başta ülkemizin ayçiçek yağı ihracatının yüzde 60’dan fazlasını gerçekleştiren Güneydoğu Anadolu bölgesi olmak üzere; kamu ve özel sektör eşgüdümüyle katma değerli ihracatımızı artırarak, bu belirleyici rolümüzü koruyacağımızı düşünüyorum."

Go to News Site