Collector
Merdan Yanardağ: Casusluk kumpasının temel amacı TELE1’e el koymaktı | Collector
Merdan Yanardağ: Casusluk kumpasının temel amacı TELE1’e el koymaktı
soL Haber

Merdan Yanardağ: Casusluk kumpasının temel amacı TELE1’e el koymaktı

Casusluk soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Merdan Yanardağ, cezaevinden gönderdiği mektupta, "TELE1’in 28 milyon lira bedelle satışa çıkarılmasının emeğin yağmalanması olduğunu" ifade ederek, "TELE1’e el koyarak susturmak istediler, şimdi yok pahasına satışa çıkarıyorlar" dedi. Tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ için Gazeteciler Cemiyeti'nde dayanışma etkinliği düzenlendi. Etkinliğe, Cemiyet Başkanı Nazmi Bilgin, Merdan Yanardağ'ın eşi Sevim Kahraman Yanardağ, TELE1'in Ankara Temsilcisi Zeynel Lüle, Ombudsman Faruk Bildirici, BirGün gazetesi Ankara Temsilcisi Nurcan Gökdemir, gazeteciler Ünsal Ünlü, İnan Demirel ve ANKA Haber Ajansı Editörü Semra Topçu katıldı. Zeynel Lüle: Umarım 11 Mayıs’ta tahliye olur, tamamen uyduruk bir sulama nedeniyle içeride Etkinlikte konuşma yapan Lüle, şunları söyledi: Gazeteciler Cemiyeti yönetim kurulu olarak gittiğimizde o kadar dik duruşu var ki inanın biz burada ondan daha çok üzülüyoruz. Ondan daha çok yıpranıyoruz. O, hiçbir şekilde yıpranmamış gözüküyor. O, dik duruşunu sürdürmeye devam ediyor. Sağlığı yerinde, spor yaptığını gayet iyi biliyoruz. Yazılarını zaten devam ettiriyor, okuyoruz. Biz ona cesaret vereceğimize o bize cesaret veriyor. Özgürlüğünü bir an evvel bekliyoruz. 11 Mayıs'ta onun ilk duruşması olacak. Umarım 11 Mayıs'ta serbest bırakılır, tahliye olur. Çünkü tamamen saçma sapan, uyduruk bir suçlama nedeniyle içeride. Kimse inanmıyor zaten. Merdan Yanardağ gibi birisinden casus çıkmaz. Amaç, tamamen hem Merdan Yanardağ'ı susturmak, dolayısıyla TELE1'e çökmekti. Bunu gerçekleştirdiler. Şalteri indirdiler haberlerin yarısında. Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir olay gerçekleşti ve bu olay da devam ediyor. Daha hakim karşısına çıkmamış Merdan Yanardağ'a rağmen TELE1'i satışa sundular. Böylesine bir durum söz konusu ama biliyorum ki sizler, bizler hiçbir zaman susmayacağız. TELE2'yi kurduk, devam ediyor. Gayet de iyi devam ediyor, sizlerin desteğiyle. Ona da çok çökerlerse TELE3 var. Milyona kadar ya da sonsuz sayılara kadar gider bu iş... Bir kişi kalıncaya kadar bunu sürdüreceğiz, emin olun, sizlerin desteğiyle, dayanışma duygularıyla.” Merdan Yanardağ’dan mektup: ‘Casusluk kumpasının temel amacı TELE1'e el koymaktı’ Sevim Kahraman Yanardağ da "Merdan'ın bir mektubu var. Onu okuyacağım. Zaten gündemi ve kendini epey bir değerlendiriyor orada. Ama bu dayanışma için çok teşekkür ediyorum. Çünkü biz dışarıda yakınları, eşleri olarak gerçekten zor bir süreçten geçiyoruz. Hiç kolay değil. Tahmin ettiğiniz üzere biz bunu yaşıyoruz oğlumla birlikte ve çevremiz, yakın çevremiz. Hepimiz bunu payımızı alıyoruz. Ama bugünleri aşacağız.Yani bu artık kaçıncı dayanışma imzamız bilmiyorum. Epey çok oldu. İyi ki varsınız. Hoş geldiniz tekrar diyorum. Çok teşekkürler. Merdan'ın mektubuna geçmek istiyorum" ifadelerini kullandı. Etkinlikte daha sonra Merdan Yanardağ'ın eşi Sevim Kahraman Yanardağ, eşinin Siliviri'den gönderdiği mektubunu okudu. Merdan Yanardağ'ın mektubu şöyle: Gazetecilik kurumu ve ahlakını savunmak... Silivri'den bütün dostlarımıza, meslektaşlarıma ve katılımcılara öncelikle bu dayanışma etkinliğini düzenleyen Gazeteciler Cemiyeti'ne çok teşekkür ediyorum. Üyeleri olmaktan onur duyduğumu özellikle belirtmek isterim. Dayanışma, zorbalığa karşı mücadelede bize güç veriyor. Cezaevindeki bir fikir suçlusu ve bir gazeteci için büyük anlam taşıyor. Var olun... Bildiğiniz gibi yalan ve iftiraya dayalı bir casusluk kumpası ile televizyon kanalına el koyarak, beni ve arkadaşlarımı susturmak istediler. Bizi, susturamadılar. Boyun eğmedik. Hani şairin dediği gibi 'Mesele esir düşmek değil, teslim olmamaktır.' Teslim olmadık ve olmayacağız. Demokratik hak ve özgürlükleri, gazetecilik temel ilkelerini ve etik değerlerini savunmaya devam edeceğim, ediyoruz da. Casusluk kumpasının temel amacı TELE1'e el koymaktı, beni ve arkadaşlarımı susturmaya çalışmaktı. İkinci olarak da Ekrem İmamoğlu'nun kazandığı seçimleri lekeleyerek, muhalefetin en önemli temsilcisini oyun dışında bırakmaktı. İmamoğlu için de casusluktan yedek bir tutuklama kararı çıkardılar. Vatandaşlık haklarını kullanmayı, demokratik hak ve özgürlüklere uygun davranmayı, örneğin siyaset yapmayı suç saymaya kalkışıyorlar. İnanılır gibi değil... AKP'ye karşı seçim kazanmak ya da muhalefet yapmayı suç diye kataloglamaya kalkışıyorlar. Bize açtıkları dava ve yürüttükleri soruşturmalar yoluyla bu yönde bir içtihat oluşturmaya çalışıyorlar. Bir diktatörlük hukuku kurmaya yöneliyorlar. Türkiye gerici, faşizan, bir diktatörlüğe sürükleniyor. İktidar toplumdan yeni bir rıza üretemiyor. Bu nedenle devletin baskı aygıtlarını kullanarak muhalefeti bastırmaya çalışıyorlar. ‘Emeğimiz yağmalanmaya, yandaşlara peşkeş çekilmeye kalkılıyor’ Bu amaçla gazetecileri etkisiz hale getirmeye, bağımsız ve muhalif basını tasfiye etmeye yöneliyorlar. İşte iktidarın kurmayı hedeflediği rejimin yolunu televizyon kanalının var olduğu koşullarda döşemesi çok zordu. Bir yol temizliği yapacaklardı. Televizyona el koyarak, beni tutuklayarak aslında bütün gazetecilere gözdağı vermek istediler. Muhalif medyaya ayar çekmeyi amaçladılar. Bunu bir ölçüde de yaptıklarını ne yazık ki görüyoruz. Başaramayacaklar. Asıl hedeflerine hiçbir zaman ulaşamayacaklar. Bunu onlar da biliyor olmalı ki birkaç gün önce yapılan bir duyuru ile TELE1'in yok pahasına TMSF tarafından satışa çıkarıldığı açıklandı. TELE1, 3 aylık işletme giderinden daha düşük bir fiyata 28 milyon Türk lirasını ihaleye çıkarılıyor. Emeğimiz yağmalanmaya, yandaşlara peşkeş çekilmeye kalkılıyor. Baskıyla, tutuklamayla, kayyımla bizi teslim alamayınca şimdi de emeğimiz, kuruluşumuz yağmalanmak isteniyor. TELE1, en büyük ve en çok izlenen dört haber kanalından biriydi. Büyük başarı kazanmıştı. Kaldı ki TELE1, ticari bir kuruluş değildi, kâr amaçlı bir faaliyet yürütmüyordu. Medyadan imtiyaz sahipliği gazeteciler olan, gazeteciler tarafından kurulan ve yönetilen tek televizyon kanalıydı. Bizi satın almayı denediler, yapamadılar. Bir sosyal medya mesajımla bu hafta ayrıntılarını anlattım. İhaleye çıkardıkları fiyatın 10-15 katı verildiği halde satmadık. Eğer satsaydık bugün belki de Silivri'de olmayabilirdik. Ardından diğer gazeteci arkadaşlarımızın tutuklanmaları geldi. İsmail Arı ve Alican Uludağ'ın tutuklanması da TELE1 üzerinden başlatılan saldırının bir devamıdır. Ancak kazanamayacaklar. Onları yenilgiye uğratacağız. Zorbalığa, gericiliğe ve faşizme boyun eğmeyeceğiz. Bu kumpası da bozacağız. Haksız ve halktan yana gazeteciliğin bayrağını yükseltmeye devam edeceğiz. Özgür basını, toplumun doğru bilgiye ve habere ulaşma hakkını savunmayı sürdüreceğiz. Bunun için tek bir şeye ihtiyacımız var: birlik, dayanışma ve cesaretle mücadele etmek. Bu yeniden demokrasiyi kazanmanın tek yoludur. Bütün tiranlar, Victor Orban gibi bir gün yıkılıp gidecektir. Hiçbir yalan gerçeklerden daha güçlü değildir. Biz bu nedenle güçlüyüz ve biz kazanacağız. Etkinliğe katılan bütün dostlarımızı sevgiyle kucaklıyorum.” Daha sonra Merdan Yanardağ'ın son kitabı "İsyanın ve Felsefenin Diyalektiği: Devrimci Bir Çıkış İçin Sosyolojik ve Siyasal Etütler" kitabını etkinliğe katılan temsilci ve gazeteciler Yanardağ adına imzaladı. Bilgin: TELE1'in, 28 milyon lira gibi çok komik bir fiyatla ihaleye çıkarılmasını kesinlikle protesto ediyoruz Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, ANKA Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada şunları söyledi: Cemiyet olarak hem Merdan Yanardağ hem de televizyon kanalına yapılan haksızlıklarla ilgili bir dayanışma imza günü düzenledik. Bildiğiniz gibi üyemiz gazeteci ve televizyon kanalının sahibi Merdan Yanardağ casusluk gibi saçma bir suçlamayla hapishanede bulunuyor. Türkiye'de en son casusluk iddiasının yapışacağı kişi zannediyorum Merdan Yanardağ'dır. Önce bu haksızlığa karşı bir dayanışma göstermek istedik. İkincisi, TMSF tarafından TELE1'in, 28 milyon lira gibi çok komik bir fiyatla ihaleye çıkarılmasını kesinlikle protesto ediyoruz. Bu ihale değil, çökmedir. TELE1 yalnız ve yalnız, izleyicilerinin sahibi olan bir televizyondur. Patronu, gazeteci olan tek televizyondur ve Türkiye'de ilk dörde girecek bir haber kanalıdır. Böylesine saçma bir fiyatla ihaleye çıkarılmasına, Türkiye'deki bütün demokrat güçlerin buna karşı çıkması ve bu dayanışmanın içerisinde olması, bu çökme operasyonuna hep birlikte karşı çıkması gerektiğine inanıyorum. Bugün Sayın Merdan Yanardağ'ın eşi ve kendi alanlarında ünlü beş gazeteci arkadaşımız Merdan Yanardağ'ın kitabını imzalayarak ona hapishanede bir dayanışma göstermek istiyorlar. Bugün burada olanlar, Merdan Yanardağ'a 'Yanındayız, seninle birlikteyiz. Senin haksızlığa  uğradığına inanıyoruz. Bir an önce de bu haksızlığın giderilmesi gerektiği için de elimizden gelen çabayı göstereceğiz' diyoruz. Gazeteciler Cemiyeti, bunun için bu dayanışma gününü düzenledi. Geniş bir katılım sağlandı. Beklenenden de geniş bir katılım sağlandı. Demek ki Merdan Yanardağ ve TELE1'e olan güven hiç eksilmeden devam ediyor."

Go to News Site