Diyarbakır Güncel Gazetesi
Mehmet Karakaş Özetle şunları dile getirmiştir: Yüce Allah, insanlığa hayat yolunu göstermek için 124 bin peygamber, 313 resul ve beş ulu’l-azm peygamber göndermiştir. Malum olduğu üzere insanlar inanç açısından iki gruba ayrılır: bir kısmı ehl-i iman, bir kısmı ehl-i davettir. Ehl-i iman, bir disiplin içinde imanını korumaya çalışırken; diğer grubun ne zaman iman edeceği bilinemez. İnançta zorlama yoktur. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, “Kafire kem gözle bakma, iman üzere ölmeyeceği ne malûm?” der. Bunun mefhumu muhalifi olarak bizim de iman üzere ölüp ölmeyeceğimiz bilinmez. Bu nedenle “iman ettim” demekle iş bitmez; imanı korumak için havf ve reca (korku ve ümit) arasında bir hayat sürmek gerekir. Hz. Muhammed (s.a.v.), Veda Hutbesi’ni vefatına yakın bir zamanda irad etmiştir. O döneme ilişkin bazı işaretler şöyle aktarılır: Cebrâil (a.s.) ile Kur’an’ın karşılıklı okunması (arz), bazı ayetlerin inişi ve Peygamber Efendimizin vefatının yakın olduğuna dair değerlendirmeleri, bu hutbenin bir vasiyet niteliğinde anlaşılmasına sebep olmuştur. Veda Hutbesi’nde Hz. Peygamber (s.a.v.), yüz bini aşkın sahabeye hitaben şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyin, burada olanlar olmayanlara iletsin.” Bu hutbe, İslam’ın temel ahlaki ve hukuki prensiplerini özetler mahiyettedir. Buna göre; Mekke’nin, Cuma ve Arefe günlerinin mukaddes olduğu gibi can, mal ve namus da dokunulmazdır. Can güvenliği çok önemlidir; haksız yere cana kıyanın cezası kısastır. Maktulün yakınları affetmez veya diyet kabul etmezse bu hüküm uygulanır. Helal kazançla elde edilen mala haksız yere el uzatmak haramdır. Emek ve alın teri kutsaldır. Bir ailenin namusuna saldırmak büyük bir günahtır. Toplumun huzuru için bu üç temel değerin (can, mal, namus) korunması gerekir. Faizin her türlüsü yasaklanmıştır. Faizli işlemler, adaletsiz servet dağılımına yol açtığı için ağır şekilde eleştirilmiştir. Bu nedenle İslam, karz-ı hasen (güzel borç) anlayışını teşvik eder. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kız çocuklarına değer vermiş, onları onurlandırmıştır. “Cennet annelerin ayakları altındadır” ve “İki kız çocuğunu güzelce yetiştirene cennet vardır” gibi sözlerle kadın ve çocuk haklarına dikkat çekmiştir. Irkçılık reddedilmiş, üstünlüğün ancak takvada olduğu belirtilmiştir. Arabın Aceme, Acemin Araba üstünlüğü yoktur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ümmetine Kur’an ve Sünnet’i bırakmıştır. Kur’an yol gösterir, Sünnet ise onun nasıl uygulanacağını gösterir. Sünnet, İslam’ın uygulama rehberi niteliğindedir. Bu nedenle Kur’an ve Sünnet birlikte anlaşılmadan İslam’ın doğru şekilde yaşanması mümkün değildir. Kelime-i Tevhid de “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah”tır. Bu nedenle peygamberi devre dışı bırakan bir anlayış, İslam’ın bütünlüğüyle bağdaşmaz.
Go to News Site